Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/26337 E. 2014/10485 K. 30.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26337
KARAR NO : 2014/10485
KARAR TARİHİ : 30.04.2014

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava :Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm :8330 TL maddi, 4720 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine.

Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat davasının dayanağı olan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2012 tarih, 2010/20 esas, 2012/9 karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; sanığın (davacının) Suç örgütüne üye olmak, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından 16.09.2008-31.12.2009 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, suç örgütüne üye olmaktan beraatine, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı, hükmün temyiz edilmeksizin 08.03.2012 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının süresi içinde 13.07.2012 tarihinde açılmış olduğu ve tutuklandığı suçlardan beraat ve mahkumiyet aldığı belirlenmekle birlikte, davacı (sanık) hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan hükmolunan ceza ve tutuklu kaldığı süre nazara alındığında, davacı hakkında sürdürülen ceza yargılaması kısa sürede sonuçlandırılmış olsaydı davacının (sanığın) suç tarihi itibariyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107. maddesine göre hükümlü sayılması nedeniyle ve iyi halli olmak koşuluyla cezaevinde kalması gereken süre daha sınırlı olacak iken davacının tutuklu yargılanması ve hükümlü statüsüne geçememesi nedeniyle muhtemel şartla tahliye tarihine kadar olan hükümlülük süresinden fazla süre ile ceza infaz kurumunda kaldığı ve kanunun infazda öngördüğü indirimden yararlanamadığının anlaşılması ve 2709 sayılı TC. Anayasası’nın 19/son, 40/son ve 90. maddeleri gereğince iç hukuk kapsamında kanun hükmünde bağlayıcılığı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesindeki özgürlük ve güvenlik hakkı düzenlemeleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına göre, davacının koruma tedbirine konu mahkum olduğu ceza davasında sonuç olarak tayin edilen ceza miktarı nazara alındığında tutuklu kaldığı sürenin uzun olduğu ve Sözleşmenin 5/3. maddesine aykırılık oluşturduğunun anlaşılması karşısında, davacının her türlü zarar kavramı içinde düşünülmesi gereken şartla tahliye tarihinden itibaren tazminata hak kazanacağının anlaşılması karşısında, tayin olunan maddi ve manevi tazminatın miktarı itibariyle uygulamanın isabetli olduğu kabul edilmiştir.
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dava dilekçesinde tutuklama tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin talep edilmesine rağmen hükmedilen maddi ve manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının maddi ve manevi tazminat hükmedilmesine ilişkin fıkralardaki yasal faize ilişkin bentteki ”dava tarihi olan 13.07.2012 tarihinden” ibaresi çıkartılarak yerine,” tutuklama tarihi olan 16.09.2008 tarihinden” ibaresinin yazılıp sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.