YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4295
KARAR NO : 2013/8548
KARAR TARİHİ : 03.04.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle Yaralama
Hüküm :TCK’nın 89/1, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizi mümkün, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) para cezaları 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin niteliktedir. Ancak, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2011 tarih, 2010/7-262 esas, 2011/35 karar sayılı içtihatında belirtildiği üzere, mahkemelerce doğru uygulama yapıldığında temyiz incelemesine konu olabilecek bir eylemde, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın, yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde, bu gibi hükümler, başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabileceğinden; olay günü günü gündüz saat 16:00 sularında açık havada, meskun mahalde, bölünmüş, tek yönlü, 10 metre genişliğindeki yüzeyi kuru, asfalt kaplama yolda idaresindeki motosikletle seyir halinde bulunan sanığın, kırmızı ışık ihlali yaparak, seyir istikametine göre yolun solundan karşıdan kaşıya geçmek üzere kaplamaya giren yaya mağdura, yaya geçidi üzerinde çarparak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede yaralanmasına neden olduğu olayda bilinçli taksirin unsurlarının oluştuğu, doğru uygulama yapılması halinde sanığa verilecek cezanın 3.000 TL’nin üzerinde, kesinlik sınırı dışında kalacağı değerlendirilerek tebliğnamede, hükmün kesin olduğu gerekçesiyle red isteyen görüşe iştirak edilmemiş; gerekçeli karar başlığında CMK’nın 232/2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın verilen cezayı hak etmediğine, mahalli Cumhuriyet savcısının sair nedenlere ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1.) İdaresindeki motosikletle kırmızı ışık ihlali yaparak yaya geçidi üzerinde, karşıdan karşıya geçmek isteyen mağdura çarparak mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede yaralanmasına neden olan sanık hakkında TCK’nın 22/3. maddesinin uygulanmayarak eksik ceza tayini,
2.) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (f) bendinde yer alan “kastın ağırlığı” ve (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” gerekçelerine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 03.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.