Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/12641 E. 2015/18074 K. 23.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/12641
KARAR NO : 2015/18074
KARAR TARİHİ : 23.11.2015

Mahkemesi : Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma, Organ ticareti, Resmi belgede sahtecilik
Hüküm : 1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma suçundan; Sanıklar… haklarında beraat,
2) Organ ticareti yapma suçundan:
a) Sanıklar .. TCK’nın 92. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına,
b) Sanıklar…. haklarında beraat,
3) Resmi belgede sahtecilik suçundan: Sanıklar … haklarında: Hüküm kurulmasına yer olmadığına

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma suçundan, sanıklar… beraatlerine, Organ ticareti yapma suçundan, sanıklar ….. ve … beraatlerine sanıklar….. ve … haklarında ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümlerle, resmi belgede sahtecilik suçundan, sanıklar… ve… haklarında hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin kararlar, sanık… müdafi, sanıklar … ve … ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-… C. Başsavcılığının 2010/24256 Esas sayılı ve 25.10.2010 tarihli iddianamesi içeriğinde isim ve eylemlerine yer verilip, … Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2010 tarih, 2010/739-889 Esas ve Karar sayılı görevsizlik kararında da iddianame başlığında isimlerine sanık olarak yer verilmemişse de, iddianame içeriğinde suçlamalarına dayanak olay ve eylemlerinin açıklandığı vurgulanan sanıklar…ve … haklarında organ ticareti, sanıklar… haklarında ise organ ticareti ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı kabul edilip, adı geçen sanıkların atılı suçlamalarla ilgili olarak sorgu ve savunmaları alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi;
2-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1, Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230/1-c, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 308/7. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını, kısaca davanın süjeleri de dahil olmak üzere herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapması ve bu açıdan gerekçelerde disiplin işlemini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların bu kanıtlar konusunda mahkemece ulaşılan sonuçların iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemlerin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmadığı ve hangi suçu oluşturduğu konusundaki mahkeme kabulünün, duraksamaya yol açmayacak biçimde delillerle irtibatlandırılacak şekilde kararda gösterilmesi gerektiği, somut olayda suç işlemek için örgüt kurma ve örgüte üye olma suçuna ilişkin değerlendirme yapılırken, Ceza Genel Kurulunun 03.04.2007 tarih ve 253/80 sayılı kararında da belirtildiği üzere;
5237 sayılı Yasanın 220. maddesi anlamında bir örgütün varlığından bahsedebilmek için; en az üç kişinin, suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki içerisinde, devamlı bir şekilde amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gerece sahip bir şekilde bir araya gelmesi gerektiği, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup, örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı gibi işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün olmakla birlikte, zorunluluk arz etmediği, örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi halinde, sanığın, örgütteki konumuna göre, üye veya yönetici sıfatıyla cezalandırılmasının yanında, maddenin 4 ve 5. fıkraları uyarınca örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen her bir suçtan da ayrıca cezalandırılabileceği gözetilerek sanıkların hukuki durumların, yukarıdaki ilkeler gözönüne alınarak değerlendirmesi gerekirken gerekçeden yoksun, soyut ifadelerle denetime olanak tanımayacak şekilde genel bir kabulle beraat kararı verilmesi,
3-UYAP sisteminden yapılan araştırmada, sanık… hakkında … Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/43 Esas sayılı dosyası ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve organ ticareti yapma suçlarından kovuşturma yapıldığının anlaşılması karşısında, mükerrer hüküm verilmesinin engellenmesi bakımından, dava dosyasının incelenip, hukuki ve fiili irtibat bulunması halinde sanık yönünden birleştirme hususu da değerlendirilerek, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik soruşturmaya dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Sanıklar … ve … haklarında iddianame içeriğinde resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik eylemlerin açıkça anlatılması suretiyle dava açıldığı gözetilmeden, yazılı şekilde, “iddianamede sahtecilik suçundan dava açılmadığı halde görevsizlik kararında adı geçenler hakkında sahtecilik suçundan da görevsizlik kararının düzenlendiği ve açılmamış bir dava hakkında hüküm kurulmasının mümkün olmadığından” bahisle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b) Sanıklar…haklarında organlarını satmak suretiyle organ ticareti suçlarından ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümlerin incelenmesine gelince;
Organ ticareti yapma suçunda, organ veya dokularını satanlar yönünden TCK’nın 92. maddesindeki organ ve dokularını satan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar gözönünde bulundurularak, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten vazgeçilebileceği hükmü ile TCK’nın 25/2. maddesindeki ağır şartlardan ayrılmak suretiyle özel bir zorunluluk hali düzenlenmiştir. Bununla birlikte madde başlığında zorunluluk hali kavramı kullanılmış ise de, esasen maddede organlarını verenler yönünden özel bir cezasızlık halinin düzenlendiği, madde başlığının içerikle örtüşmediği de kabul edilmektedir. Bu hüküm uygulanırken çok özenli davranılmalı, maddenin yorumunda organ ve doku ticaretine ilişkin suçlarla mücadelede etkisiz kalınacak bir yorum ve uygulamadan kaçınılmalı, hukuk düzeninin kendi içinde çelişmeyeceği nazara alınarak Organ ve Doku Nakli Kanununun 3. maddesindeki yasaklama hükmü gözetilmelidir. Sanıkların savunmalarında da belirtildiği üzere ekonomik sıkıntılarını gidermek amacıyla atılı suçların işlendiği olayda, kendi eylemiyle bilerek ve isteyerek neden oldukları ekonomik sıkıntılarını, hayati önem taşıyan organlarını para karşılığında satmak dışında başka bir yolla giderebilme imkanlarının bulunması, öte yandan kişinin ekonomik sıkıntısını bu şekilde gidermeyi tercih etmesinde tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasındaki orantıdan da söz edebilme imkanının bulunmaması ve söz konusu eylemin hukukun genel ilkeleri gereğince kişinin bedeni üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlarının aşılması niteliğinde olması karşısında, TCK’nın 92. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesine yeterli şartların oluşmadığının gözetilmemesi,
c) Sanık … hakkında organını satmak suretiyle organ ticareti yapma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde TCK’nın 92. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
d) Sanıklar … ve … beraatlerine ilişkin hükmün incelenmesinde ise;
Zorunluluk halinin düzenlendiği TCK’nın 25/2. maddesinde, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka surele korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez, hükmünü içermekte olup, böbrek hastası olan sanıklar . … ile hasta olan çocuklarına böbrek almaya çalışan sanık … ve çocuğuna böbrek alan ve naklini sağlayan sanık … suça konu hastalıkların hayati tehlike arz edecek derecede olup olmadığı, gelişen tıp bilimi çerçevesinde suç oluşturan organ nakli eylemleri dışında başka bir yolla tedavi edilme imkanı ve organ naklinde zaruret bulunup bulunmadığı araştırılıp, sonucuna göre sanıklar haklarında TCK’nın 25/2. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, uygulama yeri bulunmayan “hayatın olağan akışına göre herkes sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürmek isteyip, bu maksatla gönüllü vericilerin bir böbreğinin verici yönünden tek böbrekle de hayatını sürdürebileği düşünülerek nakledilmesinde TCK’nın 92 maddesine göre zorunluluk hali sözkonusu olduğundan” şeklindeki gerekçe ile sanıklar hakkında beraate hükmedilmesi, zorunluluk halinde varlığının kabulü halinde ise CMK’nın 223/3-b maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebileceğinin gözetilmemesi,
e) Sanık .. hakkında kendi böbreğini satmak suretiyle organ ticareti yapma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, bu suçtan beraatine hükmedilmesi,
F) Beraatine hükmedilen sanık … lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık … müdafi, sanıklar … ve … ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.