YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13606
KARAR NO : 2015/11706
KARAR TARİHİ : 24.06.2015
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahalli Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte … İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla;
İncelenen dosyada; sanığın, gece vakti, idaresindeki motosikletle, meskun mahalde, çift yönlü, asfalt kaplı, 10 metre genişliğindeki yolda hızla seyir halindeyken, hız yavaşlatıcı kasisi geçtikten hemen sonra, saat 03:40 sıralarıda direksiyon hakimiyetini kaybederek devrilmesinin ardından başlatılan adli soruşturma kapsamında sanık hakkında aynı gün saat 04:30 da düzenlenen genel adli muayene raporunda 0,72 promil alkollü olduğunun saptandığı, olay günü alınan savunmasında “işyerini saat: 03.00’te kapattığını ve kendime ait olan tescilsiz motosikleti ile evine gitmek üzere yola çıktığını, eve gitmeden önce Siteler mevkiinde bir müddet gezdiğini, olaya konu kaza mahalline geldiğinde ise idaresindeki aracın direksiyon hakimiyetini kaybettiğini” ifade etmesi karşısında, sanığın, alkol ölçümünden yaklaşık bir buçuk saat önce olaya konu aracı kullanmaya başladığı, yerleşik Adli Tıp Kurumu uygulamalarına göre vücuttaki alkol oranının her saat ortalama 15 promil düştüğü dikkate alındığında, sanığın olay anında 100 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığının kabulü gerektiği, kaldı ki; olaydan önce, 24.05.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanuun’un “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” şeklindeki 48/6. maddesine göre 1,00 promilin üzerinde alkol veya uyuşturucu madde alınması sonrası araç kullanılmasının atılı suçun oluşması için yeterli olduğu; bu kapsamda sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, olay anı ile alkol ölçümü yapılması arasındaki zaman farkı hesaba katılmayıp, sanığın 100 promilin altında araç kullandığına dair dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelere dayalı olarak, sanık hakkında beraat kararı verilmesi,
İsabetsiz olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 24.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.