Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/15282 E. 2015/12998 K. 10.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/15282
KARAR NO : 2015/12998
KARAR TARİHİ : 10.09.2015

Mahkemesi : Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahalli Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte,… İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte, trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla;
Dosya içerisinde mevcut trafik idari para cezası karar tutanağına göre, sanığın saat 22:30 itibariyle 1.89 promil alkollü olduğu, kolluk kuvvetlerince saat 23:00 itibariyle düzenlenen olay tutanağında, saat 21:30 sıralarında icra edilen kontrol uygulaması kapsamında sanığın idaresindeki araca “dur” ihtarında bulunulduğunun, sanık tarafından ihtara uyulmayarak bir petrol istasyonuna girildiğinin, burada aracını durdurup yakıt alan sanığın daha sonra polis merkezinde yapılan
ölçümde 1.89 promil alkollü olduğunun belirlendiğinin, ancak, yazıcının arızalı olması nedeniyle alkolmetre çıktısı alınamadığının belirtildiği, Havza Devlet Hastanesince saat 23:20 itibariyle düzenlenen genel adli muayene raporunda ise, sanığın 0.90 promil alkollü olduğu belirtilmekle beraber, rapor üzerinde bulunan barkotta kabul saatinin 22:25 olarak gösterildiği;
Her ne kadar dosya içerisinde mevcut tutanak ve raporlarda alkol ölçümünün saat ve sonuçlarına ilişkin çelişki bulunmakta ise de, sanık lehine yapılacak değerlendirme ile dahi, sanığın saat 22:25 itibariyle 90 promil alkollü olduğu ve anılan neticenin, kolluk kuvvetlerince sanığa dur ihtarının yapıldığı saat 21:30’dan yaklaşık 55 dakika sonra alındığı, dolayısıyla, sanıktaki alkol seviyesinin saat 21:30 itibariyle 100 promilden yüksek olduğu sonucuna varılacağı, bu nedenle de emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile beraatine dair hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 10/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.