Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/15397 E. 2015/16137 K. 22.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/15397
KARAR NO : 2015/16137
KARAR TARİHİ : 22.10.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/137309
Mahkemesi : Çanakkale (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi
Karar tarihi : 28/02/2014
Numarası : 2013/464 – 2014/125
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahalli Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte, trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel açıdan kabulü gerektiği;
İncelenen dosyada; Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi İlk ve Acil Yardım Ana Bilim Dalı bünyesindeki Araştırma ve Uygulama Hastanesince saat 20:45 itibariyle düzenlenen genel adli muayene raporunda, “motosikletin şoförü olan kişi, düşük hızda giderken dengesini kaybedip düştüğünü bildirdi” açıklamasına yer verildiği, aynı rapora göre sanığın 353 promil alkollü olduğu, saat 21:56 itibariyle kolluk kuvvetlerine verdiği ifadede, arkadaşına ait park halindeki motosiklete bineceği sırada dengesini kaybedip düştüğünü beyan eden sanığın kovuşturma aşamasında yaptığı savunmada, olay günü 10 şişe kadar bira içtiğini, arkadaşına ait motosiklete yaslanmak isterken düştüğünü, kesinlikle araç kullanmadığını söylediği, olay ile ilgili olarak kolluk kuvvetlerince düzenlenmiş herhangi bir tutanak ve tespiti yapılmış bir görgü tanığı bulunmadığı, düşerek yaralanan sanığın kendi imkanlarıyla hastaneye gitmesi sonucu olaydan haberdar olunarak soruşturmaya başlandığı dikkate alındığında, sanığın olayın hemen akabinde sıcağı sıcağına, kendisini muayene eden doktora anlattığı ve 05/05/2013 tarihli genel adli muayene raporunun “olayın öyküsü” bölümünde yer alan açıklamaya itibar edilmemesini gerektiren bir sebep bulunmayıp, bahse konu raporun sahteliğine yönelik bir iddia ve tespitin de mevcut olmadığı anlaşılmakla; 353 promil alkollü vaziyette araç kullandığı belirlenen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile beraatine dair hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 22/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.