Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/16422 E. 2015/13136 K. 11.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16422
KARAR NO : 2015/13136
KARAR TARİHİ : 11.09.2015

Tebliğname no : 12 – 2014/263411
Mahkemesi : Elmalı (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi : 04/06/2014
Numarası : 2014/113 – 2014/221
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine ilişkin hüküm, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Soruşturma evresinde kollukta ifadeleri alınan O.. T.. ve E.. T..’ın beyanlarında ve E.. T..’ın Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği 18.03.2014 tarihli ifadelerinde belirtildiği üzere, suça sürüklenen çocuğun eyleminin aracını park ettiği yerden yolu kontrol etmeden yola doğru ani çıkış manevrası yapması nedeniyle O..T.. kazaya sebebiyet vermemek için yönetimindeki araçta ani fren yapması ve bu şekilde kaza tehlikesinin yaşanmasına sebebiyet vermesi, akabinde de O.. T..sellektör yapmasına ve korne çalıp işaret etmesine rağmen durmayarak yoluna devam etmesi şeklinde olduğunun kabul edilmesi halinde yaşı küçük çocuğun yola kontrolsüz çıkış manevrası yapma şeklindeki eyleminin TCK’nın 179/2. maddesindeki suçu oluşturmayacağı dikkate alınarak,
Kovuşturma evresinde dinlenen tanık E.. T..’ın ifadesinin soruşturma evresindeki beyanı ile çeliştiği de dikkate alınarak, önceki beyanı okunup çelişkinin giderilmesine çalışılması, tehlikeye düştüğü belirtilen aracı kullanan O.. T.. da mahkeme huzurunda dinlenerek tüm tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesi ve ani manevra ile aracı park ettiği yerden kontrolsüz olarak yola çıkma dışında trafik güvenliğini tehlikeye soktuğuna ilişkin bir eyleminin bulunup bulunmadığı netleştirilerek sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Kabule göre de; Sonuç ceza doğru olarak belirlenmekle birlikte,
a- Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15-18 yaş grubunda yer aldığı ve hakkında TCK’nın 31/3. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği ve sabıkalı olduğu gözetilmeden, hükümde, çocuğun 12-15 yaş grubunda yer aldığına ve TCK’nın 31/2. maddelerinin uygulandığına, karar gerekçesinde ise çocuğun sabıkasının olmadığına dair ifadelere yer verilmesi,
Ayrıca, TCK’nın 62. maddesi uyarınca indirim yapıldığı sırada 20 gün hapis cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 16 gün yerine 12 gün olarak belirlenmesi, 12 gün hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan TCK’nın 50/1-a ve 50/3. maddelerinin gösterilmemesi, 12 gün karşılığı adli para cezasının 240 TL olduğu gözetilmeyerek sonuç adli para cezasının 320 TL olarak belirlenmesi,
Suretiyle hükümde karışıklığa sebebiyet verilmesi ve CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
b- TCK’nın 50. maddesi uyarınca hapis cezası adli para cezasına çevrilen suça sürüklenen çocuk hakkında 5275 sayılı Kanunun 106/4. maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,
c- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde ise “Kendi kendini müdafaa etmek veya kendi seçeceği bir müdafii veya eğer bir müdafi tâyin için mali imkânlardan mahrum bulunuyor ve adaletin selâmeti gerektiriyorsa, mahkeme tarafından tayin edilecek bir avukatın meccani yardımından istifade etmek,”hükmüne yer verildiği gözetildiğinde 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi gereğince, suça sürüklenen çocuğun yasal olarak tayin edilen zorunlu müdafinin ücretinin suça sürüklenen çocuğa yüklenmesinin sözleşme ile korunan haklara ve hakkaniyete aykırılık oluşturacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 11.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.