YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18372
KARAR NO : 2015/9201
KARAR TARİHİ : 28.05.2015
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; … görevlilerince düzenlenip altında sanığın eşi …’nun imzasının da bulunduğu 06/01/2011 tarihli yapı tatil zaptı ile, mevcut binada betonarme teras imalatı yapılmakta olduğu belirlenerek mühürleme işlemi uygulandığı, olay yerinde 12/06/2012 tarihinde icra edilen keşif sonrası inşaat mühendisi ve arkeolog bilirkişilerce ortak düzenlenen raporda, mühürlü hali ile açık teras balkon inşaatına devam edilerek, balkonun 2011 yılı Mart ayında tamamlanmış olabileceğinin belirtildiği,… Koruma Kurulu’nun 17/11/1999 tarih ve 8886 sayılı kararı ile tescilli 3. derece doğal sit alanı içerisinde bulunan suça konu taşınmaza ait tapu kaydında 24/02/1999 tarihli tescil şerhinin mevcut olduğu, taşınmaz 01/08/1995 tarihi itibariyle tam hisse ile sanık adına kayıtlı iken, 18/02/2008 tarihi itibariyle 1/2’şer hisse ile sanık ve … adlarına kayıtlı hale geldiği, son olarak da 21/10/2011 tarihinde 1/2 hissenin … tarafından satın alındığı, dolayısıyla, gerek sanığın tescil şerhini görebilecek şekilde sonradan tapuda işlem yapmış olması gerekse eşi huzurunda mühürlenen inşaata mühre rağmen devam ederek teras balkon imalatını tamamlaması birlikte değerlendirildiğinde, “sit alanına izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunma” suçunun maddi – manevi tüm unsurları ile oluştuğu sonucuna varılacağı anlaşılmakla; suça konu taşınmazın hangi idari birimin yetki alanı içerisinde kaldığı ve o idari birimde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, sonucuna göre sanık hakkında karar tarihinde yürürlükte olan 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1 veya 65/4 maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği gözetilmeksizin, kanun değişikliğinin hatalı yorumlanması suretiyle sanığın beraatine dair hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.