Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/20906 E. 2015/9160 K. 28.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/20906
KARAR NO : 2015/9160
KARAR TARİHİ : 28.05.2015

Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/b; 5237 sayılı TCK’nın 62/1, 50/1, 52/2-3, 53/1 maddeleri gereğince mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin, meydana gelen olayda sanığın kastının bulunmadığına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde,…Yüksek Kurulu’nun 13/05/1977 gün, A-513 sayılı kararı ile 3. derece arkeolojik sit ve kısmende 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen sınırlarda kalan,… Beldesi,… Antik Kenti’nde, başkanlığını sanığın yaptığı… Belediyesi’nin tasarrufu ile kanalizasyon çalışmalarına yönelik olarak, kolektör hattı, şebeke hattı ve parsel bacalarının imalatı amacıyla, suç tarihinde müteahit firma …. Ticaret LTD. Şirketi çalışanları tarafından kazı yapılmak suretiyle, izinsiz müdahalede bulunulduğundan bahisle açılan kamu davası ile ilgili olarak, ilgili tescil kararının suça konu taşınmazın bulunduğu mahalde 1991 yılında ilan edilmesi, kaldı ki sanığın dosya kapsamında mevcut ifadeleri dikkate alındığında, dava konusu yerin niteliğini bildiği, buna rağmen, izinsiz olarak, üzerinde inşai ve fiziki müdahalede bulunulduğu, tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olmakla birlikte;
Bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4 maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceği, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle İl Özel İdaresi veya Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı araştırılıp, eğer kurulmuş ise, taşınmazın bulunduğu yerin, kurulan koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilip, 11/10/2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1 ve 65/4 maddeleri ile sanığın eylemin niteliği ve suç kastının yoğunluğu da dikkate alınarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1-Sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının uzun süreli olmasına karşın, hükmün 7 numaralı bendinde, kısa süreli olduğunun belirtilmesi,
2-Katılan kurum lehine takdir edilen vekalet ücretinin sanık ile birlikte haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen şahsılardan eşit orada alınması yerine, müşterek ve müteselsilen alınmasına karar verilmesi,
3-5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, sadece kendi alt soyu açısından koşullu salıverme süresine kadar uygulanabileceği, alt soy haricindeki kişiler yününden ise, yoksunluğun, hapis cezasının infazına kadar devam edeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak, BOZULMASINA, 27/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.