YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22189
KARAR NO : 2015/12735
KARAR TARİHİ : 08.09.2015
Mahkemesi : Çocuk Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine ilişkin hükümler, müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
Sürücü belgesi bulunmayan suça sürüklenen çocuğun saat 18:00 sıralarında idaresindeki aracı ile çift yönlü, 10 m genişliğindeki yolda süratli şekilde seyredip ön ilerisindeki aracı solladığı sırada karşı yönden seyreden katılan … idaresindeki araç ile çarpışmaları sonucu katılanın yaşamsal tehlike geçirip, hayat fonksiyonlarını 6. derecede etkileyen kemik kırıkları meydana gelecek şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda, trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından açılan kamu davasında her iki suçtan dolayı mahkumiyet kararı verilmiş ise de;
1- Meydana gelen kazanın, araç sevk ve idare etmeyi bilmediğine dair iddia ve delil bulunmayan suça sürüklenen çocuğun şerit ihlali yapmasından kaynaklandığı dikkate alınarak kasten işlenen suçlardan olan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun yasal unsurları oluşmadığından, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2-Suça sürüklenen çocuğun tam kusurlu olarak mağdurun ağır şekilde yaralanmasına neden olduğu olay nedeniyle; iki sınır arasında temel ceza belirlenirken adelet, hakkaniyet ve nasafet kurallarına uygun olarak alt sınırdan uzaklaşılarak makul bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, asgari hadden ceza tayini,
3-Katılanın hayat fonksiyonlarını 6. derecede etkileyen kemik kırıkları oluşmasının yanı sıra yaşamsal tehlike geçirecek şekilde de yaralandığının anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle yaralama suçundan tayin edilen temel cezanın arttırılması sırasında TCK’nın 89/2-e maddesinin nazara alınmaması,
4-Katılan hakkında tanzim edilen … Şube Müdürlüğü’nün 09.10.2013 tarihli adli raporunda katılanın yaralanmasının duyularında veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesine neden olup olmadığı hususunun sol siyatik sinir hasarına yönelik tedavisinin tamamlandıktan sonra bildirileceğinin ifade edilmesine karşın, katılanın söz konusu tedavisinin tamamlanmasından sonra adli raporunun alınıp suça sürüklenen çocuğun taksirle yaralama suçuna ilişkin hukuki durumunun tespit ve tayini yerine eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan 18 yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş sanıkların kısa süreli, diğer sanıkların ise otuz gün ve daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı yaptırımlara çevrilmesi zorunlu olup, sabıkası bulunmayan ve 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle yaralama suçundan tayin edilen 2 ay 15 gün hapis cezasının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerektiği nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından cezalandırılan suça sürüklenen çocuk hakkında her bir suç için ayrı ayrı erteleme kararı verilmesi, ayrı denetim süreleri belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek her iki suçu da kapsar şekilde erteleme kararı verilmesi ve denetim süresi belirlenmesi,
3- Suça sürüklenen çocuk hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan iki sınır arasında temel ceza belirlenirken adelet, hakkaniyet ve nasafet kurallarına uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, azami hadden ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince tebliğnamedeki isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma sonrası yapılacak yargılamada 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi hükmünün gözetilmesine, 08.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.