Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/10404 E. 2015/16298 K. 23.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10404
KARAR NO : 2015/16298
KARAR TARİHİ : 23.10.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/155127
Mahkemesi : 1-Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi : 24/03/2014
Numarası : 2014/287 D.iş
Mahkemesi : 2-Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliği
Karar Tarihi : 30.01.2015
Numarası : 2015/212 D.iş

Taksirle ölüme neden olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından şüpheli Ş.. K.. ile taksirle ölüme neden olma suçundan şüpheli İ.. E.. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Sincan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18/12/2013 tarihli ve 2012/5067 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın her iki şüpheli hakkında taksirle ölüme neden olma suçu yönünden verilen karar bakımından reddine, şüpheli Ş.. K.. hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yönünden verilen karar bakımından kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına dair Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/03/2014 tarihli ve 2014/287 değişik iş sayılı kararını müteakip, şüpheli Ş.. K.. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan yürütülen soruşturma sonucunda Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18/12/2014 tarihli ve 2014/9852 soruşturma, 2014/18859 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 30/01/2015 tarihli ve 2015/212 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, suç tarihinde acil servis nöbetçi doktoru olan nöroloji uzmanı Dr. Ş.. K..’ın, bıçakla yaralama sonucunda önce Yenimahalle Devlet Hastanesine kaldırılan ve sonra evinde dikişlerinin kanaması sonucunda Sincan Devlet Hastanesine getirilen E.. K..isimli hastayı ilk görüp müdahale eden doktor olması sebebiyle, hastanın acil servise girişinden çıkışı yapılana kadar bütün işlemlerini takip etmekle sorumlu olması ve bu kapsamda hasta için istediği cerrahi konsültasyonun da yapılıp yapılmadığını kontrol etmesi gerekirken, konsültasyon isteği ile hastayı diğer acil servis doktoruna devretmesi ve gözlem kağıdına da konsültasyon istendiğini sonradan kaleme alması ve bunun da devrettiği doktor tarafından görülmemiş olması karşısında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme gösterdiği, bu surette eyleminin kül halinde 5237 sayılı Kanun’un 257/2. maddesinde tanımlanan görevi ihmal suçunu oluşturacağı gibi, yaraların derinliğini ve niteliğini araştırmadan sadece pansuman yapmakla yetinen genel cerrahi uzmanı Dr. İ.. E..’nin de sorumluluğunun bulunduğu düşünüldüğünden, toplanan delillerin şüpheliler hakkında kül halinde görevi ihmal suçundan dolayı kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazların kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 15.04.2015 gün ve 94660652-105-06-3320-2015-8478/26802 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2015 gün ve 2015/155127 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
20/01/2012 tarihinde bıçakla yaralanması nedeniyle Yenimahalle Devlet Hastanesine getirilen Ekrem Kaya’ya burada yapılan tedavi sonucu açık yaraları süture edilip hayati tehlikesi bulunmadığı bildirilerek taburcu edildiği, hastane çıkışı yolda rahatsızlanması üzerine Sincan Devlet hastanesine getirildiği ve burada şüpheli Ş.. K.. tarafından yapılan muayenesi sonucu bir kısım kan tahlilleri ile akciger grafisi çekilmesine karar verildiği, akciger filmi çekilmeden önce dikişlerinde kanama meydana gelmesi üzerine Genel Cerrahi Uzmanı olan şüpheli İ.. E.. tarafından muayene edilip açılan dikişlerin yeniden süture edildiği, bir süre daha hastanede kalan E.. K.. şüpheli Şule tarafından hakkında kamu davası açılan Dahiliye Uzmanı olan B.. G..devredildiği, B.. G.. tarafından gerekli şekilde tahliller ve film incelenmesinden sonra aynı gün öğle saatlerinde pansumana gelme şartı ile taburcu edildiği, saat 16:00 sıralarında Sincan Devlet Hastanesine getirilip pansumanı yapıldıktan sonra ifade vermek üzere Batıkent polis karakoluna gittiği, karakol çıkışı tekrar rahatsızlanan E.. K.. Yenimahalle Devlet Hastanesine giderken yolda hayatını kaybetmesi şeklinde gerçekleşen olayda;
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2013 tarih ve 2012/5067 soruşturma nolu ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararının şüpheli İ.. E.. hakkında taksirle öldürme suçundan kusuru bulunmadığı için, şüpheli Ş.. K.. hakkında ise taksirle öldürme suçundan 4483 sayılı yasa gereğince soruşturma izni verilmemesi ve resmi belgede sahtecilik suçundan ise soruşturma için yeterli delil bulunmaması nedeniyle olduğu, itirazı incelemeye yetkili Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.03.2014 tarih ve 2014/287 D.iş sayılı kararının şüpheli Şule hakkında taksirle öldürme suçundan 4483 sayılı yasa gereğince soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yapılacak işlem olmadığından, şüpheli İbrahim hakkında taksirle öldürme suçundan kusuru bulunmaması nedeniyle itirazın reddine, şüpheli Şule hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan ise 4483 sayılı yasa gereğince soruşturma izni alınmadan böyle bir karar verilemeyeceği gerekçesi ile itirazın kabulüne karar verildiği,
İtirazın kabulü üzerine Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucu 18/12/2014 tarih ve 2014/9852-18859 nolu karar ile “şüphelinin eyleminin prosedür eksikliğinin giderilmesi niteliğinde olduğu, resmi belgede sahtecilik niteliğinde bulunmadığı” gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara B..G…vekilinin itirazı üzerine Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 30/01/2015 tarih ve 2015/212 D.iş sayılı kararı ile “kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile itirazın reddine” karar verildiği, Başak Gören’in bu karara karşı kanun yararına bozulması talebi üzerine mahal Cumhuriyet savcılığının şüpheliler Şule Kararslan ve İ.. E..’nin eylemlerinin bir bütün halinde TCK’nın 257/2. maddesinde düzenlenen suça uyduğundan bahisle kanun yararına bozma talep ettikleri anlaşılmıştır.
Yukarıda safahatı anlatılan olayda çözülmesi gereken temel sorun, şüpheliler hakkında taksirle öldürme ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilmiş olan kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara yapılan itirazlar sonucu merci kararlarının kaldırılması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Şüpheli Şule hakkında 4483 sayılı yasa gereğince yapılan inceleme sonucu tek olan eylemi “taksirle öldürme” olarak nitelendirilip soruşturma izni verilmediği, bu eylemin “görevi ihmal” olarak nitelendirilip hakkında soruşturma yapılmasının hukuken mümkün olmadığı bu nedenle kanun yararına bozma talebinin usul ve yasaya uygun olmadığı,
Şüpheli İ.. E.. hakkında ise; dosya içerisinde mevcut Adli Tıp Kurumu 1 İhtisas kurulunun 05/06/2013 tarih ve 2473 nolu raporuna göre şüphelinin olayda bir kusurunun olmadığı açık bir şekilde bildirilmesi karşısında, kusursuz olan şüphelinin görevi ihmal suçunu da işlemediğinin anlaşılması karşısında;
Sincan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/12/2013 tarihli ve 2012/5067 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24/03/2014 tarihli ve 2014/287 değişik iş sayılı kararında ve Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/12/2014 tarihli ve 2014/9852-18859 nolu kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara Batı 2.Sulh Ceza Hakimliğince verilen 30/01/2015 tarihli ve 2015/212 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığından, bu kararlara yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.