Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/10407 E. 2015/13041 K. 10.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10407
KARAR NO : 2015/13041
KARAR TARİHİ : 10.09.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/176729
Mahkemesi : Mersin 19. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 14/01/2015
Numarası : 2014/527 – 2015/21

Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanık S.. Ç..’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/2-3 ve 62. maddesi uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Mersin 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/01/2015 tarihli ve 2014/527 esas, 2015/21 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” biçimdeki düzenleme karşısında, daha önceden hapis cezasına mahkûm edilmemiş olduğu anlaşılan sanık hakkında hükmolunan 25 gün hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1. maddesinde yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 11.05.2015 gün ve 94660652-105-33-3900-2015/9352/30013 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık S.. Ç..’ün 18.01.2014 tarihinde işlediği sabit görülen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 179/3. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 179/2, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Mersin 6. Sulh Ceza Mahkemesi 14.04.2010 tarihli ve 2014/151-350 sayılı kararının itiraz edilmeden 06.05.2014 tarihinde kesinleşmesinin ve kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin başlamasının ardından, Tarsus 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.11.2014 günlü, 2014/424-641 sayılı kararı ile 04.08.2014 tarihinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediği sabit görülerek, anılan suça ilişkin mahkumiyet kararı kesinleşen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ihbarda bulunulmasını müteakip, duruşma açılıp, sanığa usulüne uygun davetiye tebliği ile duruşma günü bildirildikten sonra, 14.04.2010 tarihli hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına ve sanığın Türk Ceza Kanunu’nun 179/3. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 179/2, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Mersin 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2015 günlü ve 2014/527-2015/21 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi halinde veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hüküm de önceden verilen hükmün infazını sağlamaya yöneliktir. Yeniden hüküm verilmesi ise yalnızca sanığın “kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilememesi” halinde mümkündür. Bu şart gerçekleştiğinde, sanığa yeni bir imkan sağlamayı düşünen yasa koyucu, yükümlülüğün yerine getirilememesi haline münhasır olarak mahkemeye, sanığın durumunun değerlendirilmesi suretiyle, cezanın kısmen infazına ya da önceki hükümde yasal zorunluluk nedeniyle tartışılamayan erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme kurumlarının değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurması imkanını sağlamıştır. Bu son halde dahi mahkeme, sübut ve nitelendirmenin değiştirilmesi veya önceki uygulamadan dönme yönünden bir imkâna sahip olmamakta, yalnızca önceki hükmün varlığı kabul edilerek, belirli bir kısmının infaz edilmemesi ya da önceki hükümde değerlendirilemeyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50 veya 51. maddelerinin uygulanması yetkisine sahip olabilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesi gereğince, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş sanıkların kısa süreli, diğer sanıkların ise otuz gün ve daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı yaptırımlara çevrilmesi zorunlu olup, kayden 04.03.1981 doğumlu ve suç tarihinde 33 yaşında olan sanığın, adli sicil kaydına göre hapis cezası mahkumiyetini içerir sabıkasının bulunmaması karşısında, sanık hakkında hükmedilen 25 gün hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Mersin 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2015 günlü ve 2014/527-2015/21 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4-d maddesindeki “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak, hükmün 3. paragrafından sonra gelmek üzere hüküm fıkrasına, “Sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının, TCK’nın 50/3. maddesindeki amir hükme göre, takdiren aynı Kanun’un 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilerek, TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 TL’den sanığın neticeten 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,” şeklinde bir paragraf eklenmesine, sanık hakkında hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş olup, bu uygulamanın yasal sonucu olarak, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedildiği paragrafın hüküm fıkrasından çıkarılmasına hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın ve müteakip işlemlerin mahallinde buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.