Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/10726 E. 2017/1557 K. 01.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10726
KARAR NO : 2017/1557
KARAR TARİHİ : 01.03.2017

Mahkemesi :Çocuk Mahkemesi
Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Hüküm : Beraat

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan suça sürüklenen çocuğun beraatine ilişkin hüküm, şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılma isteminde bulunmasına rağmen, bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikayetçinin, CMK’nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz hakkının bulunduğu kabul edilip, suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini devam ettiren şikayetçinin CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin suça sürüklenen çocuğa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluştuğuna ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mağdur ile suça sürüklenen çocuğun ağabeyi arasında başlayan ve araç kiralama sözleşmesinden kaynaklanan tartışmanın ardından mağdurun telefonla aradığı arkadaşı ile konuşurken söylediği “…Ben burayı kapattıracağım, sana bir adres vereceğim, burayı avukata bildireceksin, tamam mı? Bunların ağzına s..acaksın, bu s..tir b..tan oto kiralama yerini, bunların kameraları da var, olanları kaydetti. Yarın burayı kapattıracaksın …. A… koyacaksın bunların, ağzına s..acaksın bunların. Burasını yarın kapatacaksın, bunlar benim kim olduğumu bilmiyor. Ben burada bir saattir bekliyorum, neymiş çay içecekmişim…” biçimindeki, suça sürüklenen çocuğun ağabeyine yönelik sözlerinin, o esnada işyerinde bulunan suça sürüklenen çocuk tarafından mağdurun rızası dışında cep telefonuna kaydedilmesinden dolayı suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 133/1. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dava açıldığı olayda,
Suça sürüklenen çocuğun, önceden bir plan yapmaksızın, mağdur tarafından ağabeyine karşı haksız bir saldırıda bulunulduğu düşüncesine kapılmasının ardından ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, tesadüfen şahidi olduğu tartışmanın akabinde, mağdur tarafından ağabeyine yönelik hakaret ve tehdit içeren sözler söylendiğine ilişkin görgüsünü destekleyen ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceğinden, suça sürüklenen çocuğa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle suça sürüklenen çocuğun CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, yüklenen suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğinin sabit olmadığından bahisle aynı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün gerekçesinde yer alan, “cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği, bu nedenle” ibarelerinin gerekçeli karardan çıkarılması ve hükmün ilk paragrafının, “Suça sürüklenen çocuğa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun beraatine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.