YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10987
KARAR NO : 2015/13611
KARAR TARİHİ : 17.09.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/328771
Mahkemesi : Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar tarihi : 27/05/2014
Numarası : 2011/394 – 2014/227
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kolluk kuvvetlerince düzenlenen tutanaklara rağmen sanığın izin almaksızın başlayıp, basit onarım izni ile devam eden esaslı nitelikteki inşai faaliyetine ilişkin olarak işlem yapmayan kamu görevlileri hakkında, zamanaşımı süresi içerisinde gereğinin takdir ve ifası mümkün görülmüştür.
Katılan vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 24/10/2002 tarih ve 1856 sayılı kararı ile tescilli 3. derece doğal sit alanı içerisinde bulunan, “üç katlı betonarme otel ve müştemilatı” vasıflı taşınmazı 22/10/2009 tarihinde satın aldığı, kolluk kuvvetlerince 10/12/2009 tarihinde icra edilen önleyici hizmet devriyesi esnasında, bahse konu otel binasında inşaat çalışması olduğu görülerek, Bitez Belediyesi imar amiri ile irtibata geçildiği, yapılan faaliyet ruhsata tabi olduğu halde belediyeye müracaatta bulunulmadığının öğrenilmesinden sonra gerçekleştirilen gözlemde, binanın çeşitli yerlerindeki duvarların kırılmış olduğunun belirlendiği, akabinde olaya ilişkin olarak, altında Bitez Belediyesi imar amirinin de imzasının bulunduğu tutanağın düzenlendiği;
10/12/2009 tarihli tutanağın tanzim edildiği gün sanığın da Bitez Belediye Başkanlığı’na, otelin bazı bölümlerini elden geçirip yenileme isteğiyle başvuruda bulunduğu, adı geçen kurum tarafından sanığa hitaben yazılan 22/12/2009 tarihli yazıda, ruhsata tabi olmayan işlerin yapılabileceğinin, bunların dışındaki tadilat işleri için ruhsat alınması gerektiğinin belirtildiği, bahse konu yazıyı …isimli şahsın teslim aldığı;
22/12/2009 tarihinde kolluk kuvvetlerince icra edilen önleyici hizmet devriyesi esnasında, 10/12/2009 tarihi itibariyle sanığa ait otel binasında saptanan inşaat çalışmasına devam edilmiş olduğunun, bu kapsamda, zemin katta bulunan duvarların iki cephe haricinde tamamen yıkıldığının, binayı iki cephe duvarı ile sütunların ayakta tuttuğunun görüldüğü, olay ile ilgili olarak irtibat kurulan Bitez Belediyesi imar amirinden, 10/12/2009 tarihinde yapılan tespitten sonra faaliyete ilişkin yapı tatil tutanağı, mühürleme gibi herhangi bir işlem gerçekleştirilmediği öğrenilerek, görgü ve tespit tutanağının yanı sıra, gerekli işlemin yapılması hususunda tebliğ tebellüğ belgesi düzenlendiği;
Kolluk kuvvetlerince ikinci tutanağın tanziminden sonra sanığın 25/12/2009 tarihli dilekçe ile Bitez Belediye Başkanlığı’na başvurarak, otelin resepsiyon ve restoran bölümlerinde bakım, onarım ve basit tadilat yapmak için izin talep ettiği, adı geçen kurumun sanığa hitaplı 08/01/2010 tarihli cevabi yazısında, 22/12/2009 tarihli yazı ile açıklanan hususlar geçerli olmak ve 3. derece doğal sit kapsamındaki parselde 661 sayılı ilke kararının gereği yerine getirilmek koşuluyla konunun değerlendirileceğinin belirtildiği, sözü edilen yazıyı … isimli şahsın teslim aldığı;
Yine kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen 18/05/2010 tarihli görgü ve tespit tutanağında, suça konu binaya ilişkin yasal işlem yapılması hususu, Bitez Belediyesi imar amirine tebliğ olunduğu halde gereğinin ifa edilmediğinin, bina ruhsatına aykırı olarak kapı ve pencerelerin şeklinin değiştirildiğinin, aradaki duvarlar kaldırılarak içeride yeni ve geniş alanlar oluşturulduğunun, tadilat çalışmasında tamamlanma safhasına yaklaşıldığının belirtildiği, sanığın da Bitez Belediye Başkanlığı’na hitaplı 03/06/2010 kayıt tarihli dilekçe ile, otelin bakım onarım işini tamamladığını bildirerek, bina içinde, dışında ve çevresinde yaptığı tüm faaliyetleri tek tek sıraladığı;
Dosya içerisinde mevcut 14/04/2014 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi raporunda, bina ebatlarında mimari projeye göre büyüklük tespit edilmediğinin, projesinde duvar olarak görünen dış cephe bölümlerinde duvarların yıkılarak, geniş açıklıklı cam doğrama tertiplendiğinin, iç bölümlerde de duvarlar yıkılmak suretiyle geniş alanlar oluşturulduğunun, çevre duvarlarının yenilendiğinin, binanın dış görünümünü değiştiren bahse konu imalatların, tadilat projesine dayanılarak yapılması gerektiğinin belirtildiği;
Sanığın aşamalardaki sözlü ve yazılı savunmalarında, 22/10/2009 tarihinde satın aldığı otelde yapılacak inşai faaliyet ile ilgili olarak, mimar ve inşaat mühendisi olan Fatih Efe ve Pınar Efe ile anlaştığını, işi nedeniyle İstanbul ilinde olduğundan, onların yönlendirmesiyle belediyeye dilekçeler gönderdiğini, belediyeden aldığı izne dayanarak da suça konu tadilatları yaptırdığını, bölgenin 3. derece doğal sit alanı olduğunu bilmediğini, sözü edilen hususu, hakkında başlatılan soruşturma ile birlikte öğrendiğini beyan ettiği;
Bitez Belediye Başkanlığı Zabıta Amirliğince İmar – Fen Amirliği’ne yazılan 24/12/2002 tarihli yazı içeriğinden, 3. derece doğal sit tesciline ilişkin 24/10/2002 tarih ve 1856 sayılı kurul kararının ilan edildiğinin anlaşıldığı, İstanbul ilinde ikamet edip, suça konu taşınmazı 22/10/2009 tarihinde satın alan sanığın – tapu kaydında tescil şerhinin bulunmadığı da gözetildiğinde – ilana vakıf olmadığı düşünülebilirse de; 10/12/2009 tarihinde belediyeye izin başvurusunda bulunmadan önce sanığın otel binasında inşai faaliyete başlamış olduğu, diğer yandan, 25/12/2009 tarihli ikinci başvurusuna belediye tarafından verilen cevapta, bölgenin 3. derece doğal sit alanında kaldığının bildirildiği, olay yerindeki her iki keşfe de katılan ve yapılan faaliyetleri detaylıca açıklayıp gösteren sanığın, İstanbul ilinde ve dolayısıyla inşaat çalışmasına uzak olduğunun, gerçekleştirilen müdahalelerden haberdar olmayıp, kendisine aktarılan bilgilerle yetindiğinin kabul edilemeyeceği, aksine, otel binası ve çevresindeki müdahalelerin sanığın isteği üzerine ve kontrolü altında yapılmış olduğu, tüm bunların ötesinde, belediye tarafından verilen basit onarım izninin kapsamı dışına çıkılarak, ruhsata tabi esaslı müdahaleler gerçekleştirildiği ve sözü edilen müdahalelerin, binanın dış görünümünü değiştiren, başka bir deyişle, dış dünyaya yansıyan imalatlar olduğu, sanığın izin talebiyle belediyeye yaptığı başvurulardan ilkinin kolluk tutanağıyla aynı güne, diğerinin de tutanaktan üç gün sonraya rastlamasının tesadüf olmayıp, sanık tarafından iyi niyetle hareket edilmediğini ortaya koyduğu;
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın, 3. derece doğal sit alanı içerisinde bulunan suça konu taşınmazda, farklı tarihlerde düzenlenen tutanaklara konu olacak şekilde esaslı inşai müdahale gerçekleştirdiği, bununla birlikte, Dairemizin 2014/17492 Esas sayılı dosyası kapsamında, inceleme konusu dosyadaki ile aynı taşınmaz üzerinde gerçekleştirilen esaslı tamirat – tadilat fiilinden dolayı düzenlenmiş 22/04/2011 tarihli iddianamenin bulunduğu anlaşılmakla; sözü edilen iddianame ile açılan dava dosyası getirtilip incelenerek, aynı fiiller nedeniyle sanık hakkında mükerrer dava açılıp açılmadığının belirlenmesi, inceleme konusu davanın mükerrer olmadığı sonucuna varılması halinde, taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu idari birimde suç tarihleri itibariyle koruma uygulama ve denetim bürosunun faaliyet gösterip göstermediği araştırılarak, anılan büronun varlığı durumunda 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4; mevcut olmaması durumunda ise, aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca eylemlerinin niteliği ve suç kastının yoğunluğu da gözetilerek sanığın mahkumiyetine hükmedilip, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesinin de sanık hakkında uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, bölgenin niteliğinin sanık tarafından bilinmediği ve yapılan müdahalelerin binanın iç kısmında gerçekleştirildiği yönündeki dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile beraate dair hüküm tesisi kanuna aykırı,
2- Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “2010” şeklinde gösterilmesi,
İsabetsiz olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.