Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/11105 E. 2015/13039 K. 10.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11105
KARAR NO : 2015/13039
KARAR TARİHİ : 10.09.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/179377
Mahkemesi : Mut (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi : 19/09/2014
Numarası : 2014/524 – 2014/415

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık N.. T..’un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/2, 62. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Mut Sulh Ceza Mahkemesinin 26/02/2010 tarihli ve 2009/455 esas, 2010/58 sayılı kararı sonrasında sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına, sanığın, 5237 sayılı Kanun’un 179/2, 62. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Mut Sulh Ceza Mahkemesinin 19/09/2014 tarihli ve 2014/524 esas, 2014/415 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre; daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş sanık hakkında hükmolunan 25 gün hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3 maddesi uyarınca, seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 11.05.2015 gün ve 94660652-105-33-2156-2015/9235/29896 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık Nihat Top’un 01.06.2009 tarihinde işlediği sabit görülen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 179/3. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 179/2, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Mut Sulh Ceza Mahkemesinin 26.02.2010 tarihli ve 2009/455 esas, 2010/58 sayılı kararının itirazen 28.04.2010 tarihinde kesinleşmesinin ve kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin başlamasının ardından, Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 22.07.2011 günlü, 2011/75-303 sayılı kararı ile 17.12.2010 tarihinde adam öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçunu işlediği sabit görülerek, anılan suçlara ilişkin mahkumiyet kararı kesinleşen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ihbarda bulunulmasını müteakip, duruşma açılıp, sanığa usulüne uygun davetiye tebliği ile duruşma günü bildirildikten sonra, 26.02.2010 tarihli hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 179/2, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Mut Sulh Ceza Mahkemesinin 19.09.2014 tarihli ve 2014/524-415 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi halinde veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hüküm de önceden verilen hükmün infazını sağlamaya yöneliktir. Yeniden hüküm verilmesi ise yalnızca sanığın “kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilememesi” halinde mümkündür. Bu şart gerçekleştiğinde, sanığa yeni bir imkan sağlamayı düşünen yasa koyucu, yükümlülüğün yerine getirilememesi haline münhasır olarak mahkemeye, sanığın durumunun değerlendirilmesi suretiyle, cezanın kısmen infazına ya da önceki hükümde yasal zorunluluk nedeniyle tartışılamayan erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme kurumlarının değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurması imkanını sağlamıştır. Bu son halde dahi mahkeme, sübut ve nitelendirmenin değiştirilmesi veya önceki uygulamadan dönme yönünden bir imkâna sahip olmamakta, yalnızca önceki hükmün varlığı kabul edilerek, belirli bir kısmının infaz edilmemesi ya da önceki hükümde değerlendirilemeyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50 veya 51. maddelerinin uygulanması yetkisine sahip olabilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesi gereğince, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş sanıkların kısa süreli, diğer sanıkların ise otuz gün ve daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı yaptırımlara çevrilmesi zorunlu olup, kayden 01.06.1983 doğumlu ve suç tarihinde 26 yaşında olan sanığın, adli sicil kaydında görünen Silifke Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2003 tarihli ve 2002/377 esas, 2003/80 sayılı kararına konu taksirle yaralama suçundan mahkumiyetini içerir ilamın erteli adli para cezasından ibaret olması ve sanığın hapis cezası mahkumiyetini içerir sabıkasının bulunmaması karşısında, sanık hakkında hükmedilen 25 gün hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Mut Sulh Ceza Mahkemesinin 19/09/2014 tarihli ve 2014/524 esas, 2014/415 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4-d maddesindeki “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak, 4. fıkrasından sonra gelmek üzere hüküm fıkrasına, “Sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının, TCK’nın 50/3. maddesindeki amir hükme göre, takdiren aynı Kanun’un 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilerek, TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 TL’den sanığın neticeten 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,” şeklinde bir paragraf eklenmesine, sanık hakkında hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş olup, bu uygulamanın yasal sonucu olarak, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedildiği 3. fıkranın ve hükmün 4. Fıkrasındaki “VE SEÇENEK YAPTIRIMLARA ÇEVRİLMESİNE” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın ve müteakip işlemlerin mahallinde buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.