YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11106
KARAR NO : 2015/13042
KARAR TARİHİ : 10.09.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/179380
Mahkemesi : Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi : 12/01/2015
Numarası : 2015/91 – 2015/91
Taksirle öldürme suçundan sanık Z.. D..’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/1, 62/1 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 18.200,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığa ait sürücü belgesinin aynı Kanun’un 53/6. maddesi gereğince 1 yıl süreyle geri alınmasına dair Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2011 tarihli ve 2010/707 esas, 2011/31 sayılı kararının Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21/01/2014 tarihli ve 2013/7568 esas, 2014/1010 sayılı ilamı ile onanmasını müteakip, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlüye ait sürücü belgesinin geri alınması kararının infazının başlangıç tarihi açısından tereddüt hasıl olduğundan bahisle vuku bulan talep üzerine sürücü belgesinin geri alınması kararının hükmün kesinleştiği tarihten itibaren infaz edilmesi gerektiğine ilişkin aynı Mahkemenin 16/12/2014 tarihli ve 2010/707 esas, 2011/31 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/01/2015 tarihli ve 2015/91 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddenin 6. fıkrasındaki “Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.” şeklindeki düzenleme karşısında, 1 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınması tedbirinin anılan mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesiyle yürürlüğe girdiği ve geri alma süresinin de cezanın tümüyle infazından itibaren başlayacağı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 11.05.2015 gün ve 94660652-105-38-3628-2015-9561/30225 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK’nın 53/6. maddesinde yer alan “Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.” şeklindeki düzenleme incelendiğinde;
Maddenin ilk dört fıkrasındaki düzenlemelerin kasten işlenen suçlarda hapis cezasının yasal sonucu olduğu ve hükümde belirtilmemiş olsa dahi sanık veya hükümlü lehine aleyhe bozma yasağına konu olamayacağı, ancak beşinci fıkradaki düzenlemede adli para cezasına mahkumiyet halinde de mahkemece hükmedilmek koşuluyla hak yoksunluğuna karar verilebileceği ve bu hak yoksunluğunun para cezaları açısından adli para cezasının tümüyle infazından sonra başlayacağında kuşku bulunmamaktadır.
TCK’nın 53/6. fıkrasının uygulanma koşullarına gelince, anılan fıkrada hapis veya adli para cezasına mahkumiyet ayrımı yapılmaksızın mahumiyet yeterli görüldüğünden, taksirle işlenen suçlarda hakim tarafından hükmedilmek ve süresi belirtilmek koşuluyla, fıkradaki bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına veya sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi mümkündür. Hapis cezasına mahkumiyet halinde cezanın infazı süresince yoksun bırakılan kişi bu meslek veya sanatı fiilen icra edemeyeceğinden veya sürücü belgesini kullanamayacağından, yasaklama ve geri alma hükmünün hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girmesinde ve sürenin cezanın tümüyle infazından sonra işlemeye başlamasında maddenin diğer fıkralarındaki düzenlemelere herhangi bir aykırılık veya adeletsizlik bulunmamaktadır. Ancak; adli para cezasına mahkumiyet halinde veya cezanın ertelenmesi halinde fıkranın infaz koşullarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Şöyle ki;
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının ertelendiğini ve üç yıllık denetim süresi öngörüldüğünü, yine aynı ilamda sürücü belgesinin altı ay alınmasına karar verildiğini düşünelim, bu ihtimalde sanığın mahkumiyeti kesinleşecek, kesinleşme ile birlikte sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin karar yürürlüğe girecek üç yıllık denetim süresince hükümlü bu sürücü belgesini kullanamayacak, üç yılın sonunda TCK’nın 51/8. maddesi uyarınca ceza infaz edilmiş sayılacak ve sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin süre başlayacaktır, görüldüğü gibi sürücü belgesi gerçekte altı ay değil bu ihtimalde üç yıl altı ay alınmıştır. Oysa hükmeden mahkeme sürücü belgesinin altı ay alınmasına karar vermiştir. Bu uygulamanın maddesinin amacı ve özüyle TCK’nın 3. maddesindeki, güvenlik tedbirlerinin işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olması gerektiğine ilişkin hükümle bağdaşmadığı açıktır.
Aynı çelişkili durum para cezaları açısından da söz konusudur, sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının ekonomik ve sosyal durumu itibarıyla aylık 20 eşit taksitte ödenmesine karar verilmesi halinde, sürücü belgesi hüküm kesinleşir kesinleşmez alınacak, belki de çalışarak adli para cezasını ödeyeceğini düşünen ve mesleği şoförlük olan sanık birden 24 ay boyunca mesleğini icra edemez hale gelecek, aslında sürücü belgesi bir yıl alınmış olmasına karşın, 1 yıl 24 ay boyunca sanık bu haktan mahrum edilmiş olacaktır.
Bu adil olmayan ve yasanın amacıyla da bağdaşmayan uygulamaların önlenmesi için, sürücü belgesinin geri alınması tedbirinin, adli para cezası ve erteli hapis cezasını içeren hükümler ile birlikte verilmesi halinde, hakkaniyet, hak ve nasafet ilkeleri ile TCK’nın 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2011 tarihli ve 2010/707 esas, 2011/31 sayılı maddeleri uyarınca 18.200 TL adli para cezası aylık 6 eşit taksit ve sürücü belgesinin 1 yıl süreyle geri alınmasına ilişkin hüküm nedeniyle, dosya içerisinde bulunan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı İllamat ve İnfaz Bürosunun 09.04.2014 tarihli yazısından hükümlü hakkında adli para cezasının infazına devam edilmekte olduğu belirtildiği anlaşılmakla;
Kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde bulunduğundan Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.01.2015 tarihli ve 2015/91 D. İş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.