YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11956
KARAR NO : 2015/17449
KARAR TARİHİ : 10.11.2015
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davacı vekilinin tazminat talebi ile ilgili mahkemenin görevsizliğine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacı vekilinin 24.10.2011 tarihli dilekçesi ile davacı hakkında, tazminat davasına dayanak teşkil eden… Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/1161 Esas- 2009/990 Karar sayılı ceza dosyasında yapılan yargılama sonunda TCK’nın 86/2, 3-a, son maddeleri gereğince 2.000 TL adli para cezasına hükmedildiği, verilen para cezasının 03.11.2010 tarihinde infaz edildiği ancak davacı hakkındaki para cezasının infazına yönelik yakalama kararının kayıtlardan düşüm işlemenin yapılmaması nedeniyle 1 gün süreyle gözaltına alındığını, para cezasının infazına yönelik yakalama kararının kaldırılmaması nedeniyle gerçekleşen gözaltı sebebiyle zarara uğradığını iddia ederek 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır,
Dairemizin önceki kararlarına göre; 5271 sayılı CMK’nın 141. maddesinde ”suç soruşturması ve kovuşturması sırasında” gerçekleşen koruma tedbirlerindeki hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği ve madde metninde bu aykırılıkların tahdidi şeklinde sıralandığı, infaz aşamasında meydana gelen hukuka aykırılıkların madde kapsamında bulunmadığı bu yöndeki hukuka aykırılıkların idari yargı görev alanında kaldığı ve bu mahkemeler önünde tazminat isteminde bulunulabileceği kabul edilmiş ise de, bozma ilamından sonra verilen Uyuşmazlık Mahkemesinin 26.01.2015 tarih, 2015/9 Esas – 2015/17 Karar sayılı ilamı doğrultusunda infaz aşamasında meydana gelen hukuka aykırılıkların da CMK’nın 141. maddesi kapsamına girdiği değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, davacı vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.