Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/12626 E. 2015/12817 K. 08.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12626
KARAR NO : 2015/12817
KARAR TARİHİ : 08.09.2015

Mahkemesi : Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemece temel cezanın belirlenmesinde, oluş ve tüm dosya kapsamına göre herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen tüm, katılanlar vekillerinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Kendisini vekille temsil ettiren katılan … lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 3.000 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan …’ye verilmesine” cümlesinin hükme ilavesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.09.2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Muhalefet Şerhi:

Sanığın olay anında 329 promil alkollü olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Tartışılması gereken husus, 329 promil alkollü olarak kamyon kullanan ve tanık beyanlarına göre uzun süre zig zag yapan, arkadan gelen araç sürücüsünün korna çalmasına ve ışıklı uyarısına rağmen kendine gelemeyen sanığın, maktülün de içinde bulunduğu aracın sollama yapması sırasında, birden önüne kırmak suretiyle aracının altına alması ve 200-250 metre sürüklemesi neticesinde, bir başka kamyon şoförünün aracı ile önüne geçip durdurması ile kendine gelmesi olayının, bilinçli taksir mi, olası kast mı olarak değerlendirileceğidir.
Bilinçli taksirde, öngörülen neticenin gerçekleşmeyeceği ümit edilmekte, olası kastta ise bu netice fail tarafından göze alınmakta ve kabullenilmektedir. Olası kastta fail, öngördüğü sonucun meydana gelmesini kabullenip, sonucun meydana gelmemesi için herhangi bir önlem almazken, bilinçli taksirde fail neticeyi öngörmesine rağmen şansa veya başka etkenlere, hatta kendi bilgi ve becerisine güvenerek öngörülen sonucun gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket etmektedir.
Yasa koyucu madde metninde yer vermediği “kabullenme” ölçüsüne madde gerekçesinde “olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir” şeklinde açıklama yapmak suretiyle olası kastı bilinçli taksirden ayıracak ölçüyü ortaya koymuştur.
Olay anında 329 promil alkollü olmasından daha önemlisi, anılan miktarın sanığı nasıl etkilediğidir. 2001 yılında da alkolden dolayı ehliyeti 90 gün alınan sanık, aldığı alkolün kendisini nasıl etkilediğini bilmesine rağmen, olay günü de alkol alarak kamyon kullanmıştır. Sanığımız, yolda zig zag çizecek, tüm ışıklı ve sesli uyarıları duymayacak ve aracının altına giren otomobili 200-250 metre sürüklemesine rağmen farkında olmayacak kadar alkolün etkisindedir. Hatta kazayı dahi hatırlamadığını ifade etmektedir. Adli tıp verilerine göre 329 promil alkol seviyesine ulaşmak için 7-8 kadeh rakı içilmesi gerekir. Diğer bir deyişle alkol koması sınırına kadar içen sanığın, kamyon gibi nitelikli bir araçla yola çıkarak sonucu kabullendiğini yani olası kastla hareket ettiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.