Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/13034 E. 2015/14786 K. 07.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13034
KARAR NO : 2015/14786
KARAR TARİHİ : 07.10.2015

Tebliğname no : 12 – 2015/229726
Mahkemesi : İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 30/04/2015
Numarası : 2014/538-2015/136
Suç : 1-Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme,
2-Tehdit, 3-Hakaret

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, tehdit ve hakaret suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanığın vasisi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, atılı suçlardan mahkumiyetine yönelik ilk hükmün temyiz edilmesi sonrasında, dairemizin 2013/26275 esas ve 2014/11430 karar sayılı bozma ilamında “Temyiz dilekçesine eklenen belge suretlerine göre, sanığın temyiz kudretinin bulunmaması nedeniyle vesayet altına alınmış olduğu, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunca düzenlenen 20.10.2003 raporunda, sanığın daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle cezai ehliyetinin bulunmadığının belirtildiği, adli sicil kaydına göre, sanık hakkında başka suçlardan akıl hastalığı nedeniyle güvenlik tedbirine hükmedildiği anlaşılmakla, sanığın işlediği iddia edilen suçlara karşı TCK’nın 32. maddesi kapsamında bir akıl hastalığının bulunup bulunmadığının CMK’nın 74. maddesi uyarınca alınacak rapor ile tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk ” bulunduğundan bahisle bozulmasına karar verildiği,
Bozma sonrası, sanık hakkında düzenlenen Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi Başkanlığının 05/12/2014 tarihli raporunda “Adı geçen Y.. E..’ün 01/12/2014 giriş ve 05/12/2014 çıkış tarihleri arasında yapılan muayenesi, müşahedesi, tetkikleri ve adli dosyanın incelenmesi neticesinde; Kendisinde ceza sorumluluğunu etkileyecek veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tespit edilmediği. Dava dosyasının tetkikinden de suç tarihinde suçunu takip eden günlerde de herhangi bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı; Bu duruma göre Durmuş oğlu, 1986 doğumlu Y.. E..’ün 12/11/2010 tarihi ve öncesi sanığı bulunduğu, zincirleme telefonla hakaret, zincirleme tehdit, internet yoluyla hakaret ve tehdit. kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçuna karşı CEZA SORUMLULUĞUNUN TAM OLDUĞU” na dair rapor tanziminden sonra, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunca düzenlenen 29/12/2014 tarihli raporda, sanık hakkında daha önce verilen raporlar bulunduğu belirtilmesine rağmen bu raporlar tartışılmaksızın “cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkur suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı” belirtilerek sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu bildirilmiş ise de;
Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 20.10.2003 tarih ve 4046 karar sayılı; “cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (şizofreni) denilen akıl hastalığına musab olduğu, mezkur suçu musab olduğu bu akıl hastalığının sonucu ve de ifadesi olarak işlemiş olduğunun anlaşıldığı; bu duruma göre Durmuş oğlu 1986 doğumlu Y.. E..’ün 04.03.2003 tarihinde sanığı bulunduğu (sarkıntılık) suçuna karşı ceza ehliyeti olmayıp, hakkında TCK nın 46. maddesinin tatbikinin uygun olduğu”na dair rapor tanzim edildiği, aynı rapor içeriğinde, sanık hakkında Gemlik Devlet Hastanesinin 07.10.2011 tarihli; “Durmuş oğlu 1986 doğumlu Y.. E..’ün 07.10.2011 tarihinde yapılan psikiyatrik muayene ve incelenen hastalık öyküsü sonucunda ‘atipik psikoz ve hafif mental retardasyon’ tanısıyla takip edildiği, bu nedenle, algılama ve fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede kaybolduğu, gözlem altına alınmasının gerekmediği kanaatine varıldığı”na dair rapor olduğunun belirtildiği,
Sanık hakkında düzenlenen çok sayıda rapor bulunduğu ve bu raporların birbiriyle çeliştiği, özellikle Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 20.10.2003 tarihli raporunda sanığın şizofreni tanısıyla cezai ehliyetinin olmadığı belirtilmesine rağmen, aynı ihtisas kurulunun bozma sonrası 29/12/2014 tarihli raporunda ise, daha önce verilen raporlar tartışılmaksızın cezai ehliyetinin tam olduğunun bildirildiği dikkate alındığında, sanığın cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi için, sanık hakkında düzenlenen önceki raporlar irdelenmek suretiyle Adli Tıp Genel Kurulunca rapor aldırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık vasisi (velisi) D.. E.. temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.