Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/1427 E. 2015/15232 K. 13.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1427
KARAR NO : 2015/15232
KARAR TARİHİ : 13.10.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/212621
Mahkemesi : İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi : 13/03/2014
Numarası : 2013/47 – 2014/63

Davacı vekilinin 06.02.2013 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacının bir suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda üzerine atılı suçtan beraatine hükmedildiğini belirterek CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın mahkemece kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tazminat davasının dayanağı olan İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2009/13 Esas – 2012/33 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; sanığın (davacının) uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 29.02.2012 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının 06.02.2013 tarihinde, CMK’nın 142/1. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmış, tazminat davasının kendisine dayanak teşkil eden beraat hükmünün verilmesinden itibaren kısa bir süre geçtikten sonra açıldığının ve temyiz incelemesi sırasında dosyaya sunulan davacı ile avukatı arasındaki vekalet ilişkisi gösteren 03.03.2015 tarihli vekaletnamenin yeni tarihli ve tazminat davası açılması yönünde özel nitelikli bir vekaletname olduğunun anlaşılması karşısında tebliğnamenin 1. bendinde yer alan bozma düşüncesine ve kesinleşmiş beraat hükmünün bizzat davacıya tebliğ edildiğinin dosya içeriğinden anlaşılmaması, davaya dayanak oluşturan İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2012 tarih, 2009/13 Esas – 2012/33 Karar sayılı ceza dava dosyasındaki beraat hükmünde tazminat davası açabileceğine dair hakkı olduğunun hatırlatılmaması ve dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.03.2010 gün ve 2009/256 esas, 2010/57 sayılı kararı da göz önüne alınarak, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi nedeniyle tebliğnamenin 2. bendinde yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 447 gün süreyle tutuklanan davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının bu ölçülere uymayıp fazla tayini,
2- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden ve özellikle maliye hazinesinden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Sistemi üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 13.10.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.