Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/16451 E. 2017/1181 K. 17.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/16451
KARAR NO : 2017/1181
KARAR TARİHİ : 17.02.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/4, 62/1, 50/1-a, 52/2-4, 50/6, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü saat 17.50 sıralarında sanık idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, gece vakti, 7 metre genişliğindeki, tek yönlü, asfalt yolda seyir halindeyken, olay mahalli üç yönlü kavşağa gelerek sağa yanaşıp sola manevra yaparak U dönüşü yapmak istediği esnada, arka sol şeritten gelen katılan … idaresindeki otomobilin ön kısmı ile sanığın sürücüsü olduğu aracın sol ön çamurluk, sol ön kapı ve sol arka kapı kısımlarına çarparak katılan ve yanında yolcu olarak bulunan müşteki …’un yaralanması ile sonuçlanan olayda; sanığın kurallara aykırı olarak U dönüşü gerçekleştirdiği, yolun sağ kısmından U dönüşü gerçekleştirmek üzere sola doğrultu değiştirme manevrası yapmadan önce sol geriden gelen trafiğe ilişkin yeterli kontrolü yapmadığı ilk geçiş hakkını sol gerisinden doğrultu değiştirmeden yaklaşan otomobile vermediği, onun hız ve mesafesini dikkate almayarak kurallara aykırı bir biçimde U dönüşü yapmak sureti ile asli kusurlu olduğu kazada, bilinçli taksir koşullarının bulunduğunun ve sanık hakkında TCK’nın 22/3. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin bir sebebe dayanmayan temyiz itirazlarının reddine; ancak;
TCK’nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırım” ibaresinin 01.03.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 26.02.2008 tarih 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının paraya çevrilmesi seçenek yaptırım ,diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK’nın 50/6. maddesinde hükmün kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlendiği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm fıkrasının 50/6. maddenin uygulanmasına ilişkin 1. bendin 4. paragrafının hükümden çıkarılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA; 17.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.