YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1897
KARAR NO : 2015/8639
KARAR TARİHİ : 21.05.2015
Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, Mühür bozma, Resmi belgede sahtecilik
Hüküm : 1- İzinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunma suçundan; 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK’nın 62, 52,53/1, 51/1-3 maddeleri uyarınca mahkumiyet, erteleme
2- Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığını kasten yok etmek suçundan; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca Beraat
3- Mühür bozma suçundan; 5271 sayılı CMK’nın 223/7 maddesi uyarınca davanın reddi
4- Resmi belgede sahtecilik suçundan; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca Beraat
İzinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunma suçundan sanığın mahkumiyetine; korunması gerekli taşınmaz kültür varlığını kasten yok etme ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanığın beraatine; mühür bozma suçundan sanık hakkında açılan davanın reddine ilişkin hükümler, sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Katılan vekilinin, mühür bozma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından tesis edilen hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan zarar gördüğünden davaya katılmasına karar verilen… Bakanlığı adına hazine vekilinin, mühür bozma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık hakkında tesis edilen hükümleri temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin anılan suçlara yönelik temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
2- Katılan vekilinin, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığını kasten yok etme; sanık müdafinin, anılan suç ile birlikte resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın beraatine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde ise;
Sanık müdafii tarafından ibraz edilen 08/03/2012 havale tarihli temyiz dilekçesi içeriğine göre, beraate ilişkin hükümlerin vekalet ücreti yönünden temyiz edildiği kabul olunarak yapılan değerlendirmede;
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyete yetecek inandırıcı delil bulunmadığı; yüklenen “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığını kasten yok etme” fiilinin kanunda suç olarak tanımlanmadığı, suça konu taşınmaz kültür varlığının tehlike arz etmesi nedeniyle …Koruma Kurulu’nun izni ile yıkıldığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığını kasten yok etme” suçundan verilen kararın eksik incelemeye dayandığına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
“Resmi belgede sahtecilik” ve “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığını kasten yok etme” suçlarından beraatine hükmedilip, kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
İsabetsiz olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentlerinden sonra gelmek üzere hükme, “Kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.200 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” cümlesi ayrı ayrı eklenmek suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3- Sanık müdafii ile katılan vekilinin, izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
… Koruma Kurulu’nun 12/07/1995 tarih ve 6848 sayılı kararı ile belirlenen kentsel arkeolojik sit alanı içerisinde yer alıp, …Yüksek Kurulu’nun 11/06/1985 tarih ve 1183 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen taşınmazın, Koruma Kurulu’nun 27/07/2000 tarih ve 12082 sayılı kararına istinaden yıkımından sonra, özgün durumunu yansıtan kurul onaylı restitüsyon ve restorasyon projelerine dayanmadan ruhsatsız olarak yeni bina inşa eden sanığın, “suçtan önceki hale getirme” yolu ile zarar giderimi gerçekleştirmediği anlaşılmakla, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231/5 maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı değerlendirilerek, anılan hususun tartışmasız bırakılması bozma nedeni olarak görülmemiş, tebliğnamede yer alan bu yöndeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, taşınmazdaki inşaatın bizzat sanık tarafından yapılmadığına, sanığın amacının ruhsatlı ve projesine uygun inşaat yapmak olduğuna; katılan vekilinin, kültür varlığı niteliğindeki taşınmaza inşaat yapma suçunun iki kez işlendiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a- … Belediye Başkanlığınca düzenlenen 25/08/2008 tarihli yapı tatil tutanağı ile inşai faaliyet mühürleme işlemi uygulanarak durdurulmasına rağmen sanığın bina inşasını sürdürerek, aynı kurum tarafından tanzim edilen 06/10/2008 tarihli yapı tatil tutanağında açıklandığı şekilde çalışmayı ilerletmesi karşısında, tek suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, aynı suçu birden fazla işleyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile sanığa eksik ceza tayini,
b- 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesinde düzenlenen erteleme müessesesinin uygulanabilmesi için sanığın, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceğine dair mahkemede kanaat oluşması gerektiği, halbuki, …Belediye Başkanlığınca suça konu inşai faaliyet iki kez mühürlenmek suretiyle durdurulduğu halde sanığın inşaat çalışmasını sürdürerek, 19/04/2010 tarihli keşifte gözlemlendiği üzere bina yapımını tamamladığı, bu bakımdan, gerçekleştirdiği eylemden pişmanlık duymadığını ortaya koyan sanık hakkında erteleme koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, “sanığın kişiliği, geçmişteki hali, suç işleme konusundaki eğilimleri” gerekçe gösterilerek, tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi,
Kabule göre de;
a- Sanık hakkında tayin edilen temel adli para cezasının, “yargılamaya konu yerin değeri” dikkate alınmak suretiyle asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, asgari had üzerinden tayin edilen hapis cezası ile orantısızlık oluşturacak şekilde teşditin derecesinde yanılgıya düşülerek, sanığa fazla adli para cezası tayini,
b- Hükmedilen adli para cezasının 5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesi uyarınca taksitlendirilmesi hususunda değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c- 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca cezası ertelenen hükümlü hakkında uygulanamayacağı gözetilmeksizin, sanığın, anılan haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.