Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/2341 E. 2017/2912 K. 10.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2341
KARAR NO : 2017/2912
KARAR TARİHİ : 10.04.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1) Sanıklar … ve …’in beraatlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanıkların maliki bulundukları taşınmazları 26/03/2008 ve 05/09/2008 tarihli tespitlerden sonra edindiklerinin tüm dosya kapsamından sabit olduğu, bu itibarla beraat kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, eksik incelemeye ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Sanıklar …, …, …, …, …, … ve …’un beraatlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
2863 sayılı Kanunun 65. maddesinin, 20/08/2016 tarihinde kabul edilip, 07/09/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değiştirildiği ve anılan değişikliğin, “izinsiz inşai ve fiziki müdahale” fiili yönünden, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65. maddesine göre aleyhe bir düzenleme getirdiği dikkate alınarak yapılan incelemede;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre

hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İstanbul İli, Eminönü İlçesi, Rüstempaşa Mahallesi, 126 pafta, 387 ada, 70 parsel sayılı, Zindan Han olarak bilinen, altında 66-67-68-69 parsel numarası ile dükkanlar bulunan, İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 12/07/1995 tarih ve 6848 sayılı kararıyla belirlenen kentsel ve tarihi sit alanı içerisinde kalan, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunun 03/10/1985 tarih ve 1439 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen, anılan Kurulun 28/09/1998 tarih ve 557 sayılı kararıyla korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli 71 (Baba Cafer Zindanı ve Türbesi) parselle birlikte düzenlenen rölöve ve restorasyon projesi onaylanan, İstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26/03/2008 tarih ve 2015 sayılı kararı ile belirlenen, 09/07/2008 tarih ve 2185 sayılı kararı ile revize edilen geçiş dönemi Koruma esasları ve kullanma şartları bulunan, şahıs mülkiyetindeki taşınmazda onaylı projesine aykırı olarak 70, 71 no’lu parsellerde bulunan Zindan Han’ın zemin katında bulunan 66-67-68-69 parsellerin han tarafındaki ara duvarlarının kaldırılarak bu parsellerin Zindan Han’ın kullanımına dahil edildiklerinin 25/03/2008 tarihli yapı tatil tutanağı ile tespit edildiği, Kurul uzmanları tarafından yapılan incelemeler sonucu tanzim edilen 05/09/2008 tarihli rapor ile 68-69 parsellerin bağımsız dükkanlar şeklinde olmayıp, 70 ve 71 parsellerle birlikte projelendirilmiş olduğunun, 66-67 parsellerin ise bağımsız dükkanlar şeklinde iken bu parsellerle 70 parseli ayıran duvarların izinsiz kaldırıldığının, 71 parselde bulunan Cafer Baba Türbesi’nin giriş kapısının kapatıldığının, türbenin bulunduğu parselin de kullanım alanına dahil edildiğinin, han içerisinde bulunan Kadınlar Hapishanesi bölümünün onaylı projesine aykırı şekilde kullanım alanına dahil edildiğinin, Zindan Han isimli taşınmaz kültür varlığı yapının çatısının kaçak olarak kapatılıp kebapçı dükkanı olarak kullanıldığının, dış cephedeki dev tabelalar ve kebap bacası borularının onaylı projesine aykırı olduğunun, hanın ana caddeye bakan cephesinde Cafe Storks olarak onaylı projesine aykırı ikinci bir kapı açılarak kullanıldığının, hanın tavanında bulunan süslemelerin sıvalarla kaplandığının, dış cephesinin orjinal renginin değiştirildiğinin, iç kısımda birtakım geçiş yerlerinin kapatılıp, bazı kapalı yerlerde geçiş yeri açıldığının belirtildiği, sanıklar … ve ortağı olan sanık …’in savunmalarında dava konusu taşınmazlarda 20 yıldır kiracı olduklarını ve taşınmazlarda tadilat yapmadan önce Anıtlar Kurulundan gerekli izinleri alarak bu izinler çerçevesinde restorasyon çalışması yaptıklarını beyan ettikleri, diğer sanıkların ise benzer mahiyetteki savunmalarında taşınmazları sanık …’in yetkilisi olduğu Lapis Holding A.Ş’ye kiraya verdiklerini, yapılan tadilatlarla bir ilgilerinin bulunmadığını beyan ettikleri, taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde taşınmaz kültür varlığı olduklarına dair şerhlerin
bulunduğu, bu itibarla sanıkların davaya konu taşınmazların tescilli kültür varlığı olduğunu bildiklerinin kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, mahallinde inşaat ve sanat tarihi alanlarında uzman bilirkişiler refakate alınmak suretiyle keşif yapılıp, öncelikle yapılarda kullanılan malzemelerin cinsi, yıpranma durumu, renk solmaları gibi teknik verilerden yararlanılmak suretiyle müdahalelerin yapım tarihi her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edilip, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler, sanık savunmaları birlikte değerlendirilerek, davaya konu müdahalelerin hangi sanıklar tarafından yapıldığı belirlenip, tescilli binanın mevcut durumunun, kurul onaylı projelere uygun olup olmadığının, projelere aykırılık saptanması halinde, aykırılık/lar nedeniyle kültür varlığında zarar meydana gelip gelmediğinin belirlenmesi, tescilli yapıların son halinin kurul onaylı projelere uygun olduğunun tespiti halinde, suçun manevi unsuru oluşmayacağından sanıkların beraatlerine; aksi takdirde, iddianamede belirtilen müdahaleler nedeniyle kültür varlığının zarar gördüğünün tespiti halinde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-1. cümlesi, zarar görmediğinin tespiti halinde ise, suç tarihi itibariyle İstanbul Fatih Belediye Başkanlığı bünyesinde faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunduğundan, aynı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi uyarınca sanıkların mahkumiyetlerine dair hüküm tesis edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat hükmü tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 10/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.