Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/622 E. 2015/13506 K. 16.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/622
KARAR NO : 2015/13506
KARAR TARİHİ : 16.09.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/191142
Mahkemesi : Marmaris 3. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 26/02/2014
Numarası : 2013/345 – 2014/142
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu bilgiler ışığında; suç tarihinde, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 18/06/1997 tarih, 6857 sayılı kararı ile 3. derece doğal sit olarak tescil edilen sınırlar dahilinde yer alan, Muğla ili, …ilçesi, … köyü, … mahallesi, 1252 parsel sayılı taşınmaz üzerine sanık tarafından, 2 adet betonarme nitelikte bina inşaa ettirilip, foseptik çukuru açtırıldığının tespit edildiği, bölgenin doğal sit alanı olarak tesciline ilişkin ilgili Koruma Kurulu kararının sanığa tebliğ edilmediği gerekçe gösterilerek sanığın beraatine dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasına karşın, somut olayda, 6498 sayılı kanun ile yapılan değişikliklerde dikkate alındığında, böyle bir zorunluluğun bulunmadığı, kaldı ki, sanığın daha önce yargılanıp, ceza aldığı Muğla Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1997/359 sayılı dosyasında dava konusu arazinin doğal sit alanı sınırlarında kaldığının vurgulandığı, dosya kapsamında mevcut beyanlarıda dikkate alındığında, bölgenin sit alanı vasfında olduğunu bildiğinin tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu anlaşılmakla;
Bu kapsamda, dairemizin 03/05/2013 tarihli bozma ilamında da belirtildiği üzere mahallinde, inşaat mühendisi bilirkişi refakatinde keşif icra edilip, suça konu yapıda kullanılan malzemelerin eskiliği, renkteki solmalar ve yıpranma durumu dikkate alınarak yapılış tarihleri tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanarak ve bu şekilde sanığın dava konusu uygulamaları zamanaşımı süresi içerisinde gerçekleştirip gerçekleştirmediği belirlenip, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1 ve 65/4 maddeleri de dikkate alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, 6498 sayılı kanun ile 2863 sayılı kanunda yapılan değişikliklere yanlış anlam yüklenip, eksik araştırmaya dayalı olarak sanığın beraatine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince sanığın beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.