Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/10415 E. 2017/491 K. 19.01.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10415
KARAR NO : 2017/491
KARAR TARİHİ : 19.01.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, Çevrenin kasten kirletilmesi
Hüküm : 1- 2010/15, 2010/122 ve 2012/26 Esas sayılı dosyalarda sanık … hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca Beraat
2- 2010/92 Esas sayılı dosyada sanık … ve 2010/311 Esas sayılı dosyada sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık ve çevrenin kasten kirletilmesi suçlarından açılan davalarda, eylemlerin bir bütün olarak 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunu oluşturduğu sonucuna varılmak suretiyle, anılan suçtan sanıkların beraatlerine ilişkin tesis edilen hükümler, katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Katılan … Genel Müdürlüğü vekilinin, sanık …’ın beraatine ilişkin hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
… Genel Müdürlüğü’nün, sanık … hakkında, 30/01/2008 tarihli iddianame ile çevrenin kasten kirletilmesi suçundan açılıp, yargılaması 2010/15 Esas sayılı dosya kapsamında yapılan davada katılan sıfatını haiz olduğu, bu bakımdan, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan davalara katılma ve tesis edilen hükümleri temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan … Genel Müdürlüğü vekilinin, sanık … hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan davalarda tesis edilen beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
2- 2010/311 Esas sayılı dosyada, sanıklar …, …, …, …, …, … ve …’nın beraatlerine ilişkin hükmün incelenmesinde ise;
Sanıkların, İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 15/11/1995 tarih ve 7755 sayılı kararı ile tescilli 1. derece doğal sit alanı içerisinde yer alıp, dosya kapsamında mevcut 29/11/2010 tarihli bilirkişi raporuna göre, bir kısmı Maliye Hazinesi’ne ait bir kısmı da devlet ormanı olan taşınmazı, hafriyat dökmek suretiyle doldurarak tesviye ettiklerine dair savunmalarının aksine delil bulunmadığından, beraat kararında isabetsizlik görülmemiş, bu sebeple kararın, 6498 sayılı Kanun değişikliğine yönelik hatalı değerlendirme ile gerekçelendirilmesi, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı, sanıkların üzerlerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, beraat kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, sanıklar …, …, …, …, …, … ve …’nın beraatlerine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
3- 2010/15, 2010/92, 2010/122 ve 2012/26 Esas sayılı dosyalarda, sanık …’ın beraatine ilişkin hükümlerin incelenmesine gelince;
a- 2010/15, 2010/122 ve 2012/26 Esas sayılı dosyalar bakımından;
… Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Havza Koruma Müdürlüğünce düzenlenen 08/12/2005 tarihli yapı durum tespit tutanağı ile, Cumhuriyet Caddesi, Atatürk Bulvarı üzeri, Çavuşbaşı adresine sanık … tarafından konulan bir adet konteynerin tespit edildiği, adı geçen kurumca gönderilen 28/07/2006 tarihli yıkım tebligat tutanağı ile, bahse konu yapının yıkılması gerektiğinin sanığa bildirildiği, 05/09/2006 tarihli tutanak ile de, konteynerin iş yeri sahibi tarafından kaldırıldığının belirlendiği, 25/09/2006 tarihli yapı durum tespit tutanağında, 05/09/2006 tarihinde jandarma eşliğinde kaldırılan konteynerin tekrar yerine konularak faaliyete devam edildiğinin belirtildiği, 08/12/2005 ve 25/09/2006 tarihli tutanaklara dayanılarak, 30/01/2008 tarihli iddianame ile sanık hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan dava açıldığı, açılan davanın 2010/15 Esas sayılı dosya kapsamında görüldüğü;
… Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Havza Koruma Müdürlüğünce düzenlenen 07/12/2007 tarihli yapı durum tespit ve yıkım tebligat tutanağı ile, Cumhuriyet Caddesi, Atatürk Bulvarı, Çavuşbaşı adresinde yer alıp, idare tarafından kaldırılan konteynerin yeniden konulduğunun ve faaliyetine devam ettiğinin belirlendiği, adı geçen kurumca gönderilen 07/02/2008 tarihli yıkım tebligat tutanağı ile, bahse konu yapının yıkılması gerektiğinin sanığa bildirildiği, 04/11/2008 tarihli yapı durum tespit ve yıkım tebligat tutanağı ile de, aynı adreste bahçe toprağı depolama ve eleme tesisi kurulduğunun tespit edildiği, … Genel Müdürlüğünce gönderilen 04/11/2008 tarihli yıkım tebligat tutanağı ile, yapının yıkılması gerektiğinin sanığa bildirildiği, ardından, yine aynı kurum tarafından gönderilen 30/04/2009 tarihli yıkım tebligatı ile, 11/05/2009 tarihi akşamına kadar yapının yıkılması gerektiğinin sanığa bildirildiği, 12/05/2009 tarihli tutanak ile, kaçak konteyner ve eleme tesisinin, ilgilileri tarafından kaldırılmış olduğunun belirlendiği, daha sonra düzenlenen 22/05/2009 tarihli yapı durum tespit ve yıkım tebligat tutanağında, 12/05/2009 tarihinde kaldırılmış olan bir adet konteyner ve toprak eleme tesisinin yeniden kurulduğunun, …’ın da tutanağı imzalamaktan imtina ettiğinin belirtildiği, 29/06/2009 tarihli tebligat ile, bir adet konteyner ve bir adet toprak eleme tesisinin en geç 15 gün içinde yıkılması gerektiğinin sanığa bildirildiği, … Genel Müdürlüğünce gönderilen tarihsiz ve 10/12/2009 tarihli yıkım tebligatları ile de, sırasıyla, 19/10/2009 ve 28/12/2009 tarihine kadar yapının yıkılması gerektiğinin sanığa tekrar bildirildiği, 28/12/2009 tarihli tutanak ile, bir adet konteyner ve bir adet toprak eleme tesisinin, yetkilisi tarafından kaldırılmış olduğunun belirlendiği, 11/01/2010 tarihli yapı durum tespit tutanağında ise, daha önce yetkilisi tarafından kaldırılmış olan konteynerin yeniden aynı yere konulduğunun belirtildiği;
08/12/2005, 25/09/2006, 07/12/2007, 04/11/2008, 22/05/2009 ve 11/01/2010 tarihli tutanaklara dayanılarak, 24/02/2010 tarihli iddianame ile sanık hakkında, “sit alanı içerisindeki Beykoz ilçesi, Çavuşbaşı, Cumhuriyet Caddesi, Atatürk Bulvarı, No : 2 sayılı yerde inşaat alanı ve hafriyat dökümü ve iş yeri alanı inşa ederek, söz konusu yerin doğal yapısını bozduğu, altı kez hakkında tutanak tutulmasına rağmen bu eylemlere devam ettiği” iddiasıyla, altı kez cezalandırılması istemiyle dava açıldığı, açılan davanın 2010/122 Esas sayılı dosya kapsamında görüldüğü;
2010/122 Esas sayılı dosyada, 08/05/2010 tarihinde icra edilen keşif sonrası, harita mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 20/05/2010 tarihli raporda; suça konu taşınmazın, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi kapsamında olup, İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 15/11/1995 tarih ve 7755 sayılı kararı ile tescilli 1. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığının; sanat tarihçi bilirkişi tarafından düzenlenen 25/05/2010 tarihli raporda ise; yaklaşık üç dönümlük alanda, doğal dokuya ait toprak zemin kaldırılıp düzlenerek hafriyat toprağı elendiğinin ve karışım yapılmak suretiyle bahçe toprağı haline getirildiğinin, alanın toprak eleme tesisi olarak düzenlenmiş olduğunun, yapılan faaliyet ile doğal dokunun bütünselliğinin bozulduğunun, geri dönüşümün ve ilk hale dönmenin mümkün olmadığının, toprak yüzeyinin ve eğimli görünümün ve ayrıca arazinin niteliğinin değiştiğinin, izinsiz olarak iş yeri fonksiyonuna uygun yeni alanlar ve mekanlar elde edildiğinin; inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 25/06/2010 tarihli raporda da; yaklaşık 3000 metre karelik arazinin güneyine, 2.50 x 7.50 metre ebadındaki subasman üzerine konteyner konulduğunun, konteyner önüne rastlayan yaklaşık 90 metre karelik alanın beton kilit parke taşı ile kaplandığının, arazide yığınlar halinde ham toprak ve bahçe toprağı depolandığının, bahçe toprağı üretim tesisi kurulması işinin doğal yapının bütünselliğini bozduğunun, tesisin kaldırılması, sökülmesi, yıkılması halinde, yapılan subasman, kilit parke taşı kaplaması ve depolanan toprak nedeniyle doğal yapının eski hale gelmesinin mümkün olmadığının belirtildiği;
07/03/2011 tarihli karar ile, 2010/122 Esas sayılı dosyanın, 2010/15 Esas sayılı dosya ile birleştirildiği, daha sonra, kolluk kuvvetlerince düzenlenen 02/12/2011 tarihli görgü tespit tutanağı ile, Çiftlik Mahallesi, Atatürk Bulvarı, No : 2, Çavuşbaşı, Beykoz adresinde, toprak yığınının yol kenarındaki boş arazide olduğunun, yanında toprak eleme makinesi bulunmakla birlikte, herhangi bir çalışma yapılmadığının belirlendiği, sözü edilen tutanağa dayanılarak 20/12/2011 tarihli iddianame ile sanık hakkında, “doğal sit alanı içerisinde bulunan Beykoz ilçesi, Çavuşbaşı Çiftlik Mahallesi, Atatürk Bulvarı, No : 2 adresinde kaçak olarak kurmuş olduğu teşkilat ve sistemle doğal yapıyı bozacak şekilde toprak eleme yapmak suretiyle müsnet suçu işlediği” iddiasıyla dava açıldığı, 2012/26 Esas sayılı dosya kapsamında görülen davanın, 10/04/2012 tarihli karar ile 2010/92 Esas sayılı asıl dosya ile birleştirildiği;
08/12/2005 ve 25/09/2006 tarihli yapı durum tespit tutanaklarının, hem çevrenin kasten kirletilmesi suçundan açılan 2010/15 hem de 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan 2010/122 Esas sayılı davanın konusunu oluşturduğu, yukarıda değinilen bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, sanık …’un 2863 sayılı Kanuna aykırılık teşkil eden eyleminin, “tescil edilen sit alanına kasten zarar vermek” suçunu oluşturduğunun kabulü gerektiği, her ne kadar sit tescilinin mahallinde duyurulduğuna dair herhangi bir bilgi – belgeye ulaşılamamış ise de, hazineye ait ve Elmalı Barajı İçme Suyu Havzası mutlak koruma alanında kalan taşınmaz üzerinde ve dolayısıyla hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen eylemler bakımından sit ilanının yapılmış olup olmaması önem arz etmediği gibi, … Genel Müdürlüğü’nün gönderdiği tebligatlar üzerine konteyner ve eleme tesisini kaldıran sanığın, sözü edilen imalatları her seferinde yeniden kurarak suç kastını açıkça ortaya koyduğu, adı geçen kurumca düzenlenen 03/05/2012 tarihli raporda, konteynerin kaldırıldığı belirtilmekle birlikte, bahse konu konteynerin, sanık tarafından kurulan bahçe toprağı üretim tesisinin bir parçası olup, rapor eki fotoğraflarda, beton kilit parke taşının yerinde bulunduğunun görüldüğü, kaldı ki, gerçekleştirilen toprak eleme işinden dolayı 1. derece doğal sit alanının geri dönüşümü mümkün olmayacak şekilde zarar gördüğünün bilirkişi raporları ile sabit olduğu;
Diğer yandan, 2010/122 Esas sayılı dosyanın 08/05/2010 tarihinde icra edilen keşfinde, suça konu imalatların yerinde mevcut olduğunun belirlendiği, 2012/26 Esas sayılı dosya kapsamındaki 02/12/2011 tarihli görgü tespit tutanağının düzenlenmesinden önce yapıların kaldırıldığına dair bilgi – belge bulunmadığından, 02/12/2011 tarihli tutanak ile tespit edilen durumun, yeni bir faaliyete yönelik olmayıp, varlığı önceden belirlenen bir tesisin halen mevcudiyetini koruduğu anlamına geldiği;
Sonuç olarak, birleşen 2010/15 ve 2010/122 Esas sayılı dosyalar bir arada ele alındığında; 30/01/2008 tarihli iddianame ile dava açılıp hukuki kesinti gerçekleşmeden önce düzenlenen tutanakların, 08/12/2005, 25/09/2006 ve 07/12/2007 tarihli tutanaklar olduğu, 07/12/2007 tarihli tutanak, 30/01/2008 tarihli iddianameye dayanak teşkil etmemekte ise de, düzenlendiği tarih itibariyle, sözü edilen iddianame ile dava açılmadan önce var olduğunu kabulde zorunluluk bulunduğu; 30/01/2008 tarihli iddianame ile dava açılıp hukuki kesinti gerçekleştikten sonra düzenlenen tutanakların ise, 04/11/2008, 22/05/2009 ve 11/01/2010 tarihli tutanaklar olduğu; dolayısıyla, 30/01/2008 tarihli iddianame ile dava açılıncaya kadar düzenlenen tutanaklar bakımından, 2863 sayılı Kanunun suç tarihinde yürürlükte olan 5728 sayılı Kanun ile değişmeden önceki 65/a maddesi ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesi somut olaya ayrı ayrı uygulanmak suretiyle lehe kanun karşılaştırması yapılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, sanık hakkında tayin edilen cezanın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlenen suçtan dolayı 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca arttırılması; 30/01/2008 tarihli iddianame ile dava açıldıktan sonra düzenlenen tutanaklar bakımından, 2863 sayılı Kanunun suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı yönünden değişiklik içermeyen 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, sanık hakkında tayin edilen cezanın, yine, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlenen suçtan dolayı 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca arttırılması; ceza tayinlerinde eylemin niteliğinin ve sanıktaki suç kastının yoğunluğunun dikkate alınması; 2012/26 Esas sayılı dosya kapsamında görülen davanın da mükerrer olduğu kabul edilerek, 5271 sayılı CMK’nın 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile beraate dair hüküm tesisi kanuna aykırı,
b- 2010/92 Esas sayılı dosya bakımından;
Kolluk kuvvetlerince düzenlenen 26/12/2009 tarihli tutanakta; önleyici hizmet devriyesi sırasında, Yavuz Selim Mahallesi, Karadeniz Caddesi, Sakayık .. mevkinde kaçak hafriyat dökümü yapıldığının görülmesi üzerine olay yerine gidildiğinin, sözü edilen sahaya iki kamyon taşlı hafriyat toprağı döküldüğünün belirlendiğinin, 34 PVM 53 plakalı kamyonun, döküm yapılan bölgede boş vaziyette beklediğinin ve lastiklerinin çamurdan yeni çıkmış olduğunun, hafriyat dökülen yerden,… plakalı kamyonun bulunduğu yere kadar lastik izlerinde sapma olmadığının belirtildiği, sanık …’ın ortağı olduğu BK İdeal İnş…. Şti. adına kayıtlı bulunan … plakalı kamyonun şoförlüğünü yapan …’ün 26/12/2009 tarihinde kolluk kuvvetlerine verdiği ifadede; hafriyatçılık ile uğraşan …’a ait …plakalı kamyonu kullandığını, 26/12/2009 tarihinde, …’ın Çavuşbaşı’nda bulunan toprak deposundan kamyona yüklediği artıkları, yine aynı şahsın kendisine söylediği .. … Mahallesi, .. … arkasında bulunan boş araziye döktüğünü, hafriyat dökeceği yerleri patronu olan …’ın söylediğini beyan ettiği, yürütülen soruşturma sonucunda, 11/02/2010 tarihli iddianame ile sanık … hakkında, “sit alanı içerisindeki Beykoz ilçesi, Yavuz Selim Mahallesi, Karadeniz Caddesi, … Sokak üzerinde bulunan boş araziye hafriyat toprağı dökmek sureti ile doğal yapıyı bozduğu” iddiasıyla dava açıldığı, 2010/92 Esas sayılı dosya üzerinden adı geçen sanığın yargılanmasına başlandığı;
Bununla birlikte, Dairemizin 2016/11180 Esas sayılı dosyasının konusunu oluşturan Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/771 – 2015/24 sayılı dosyasında da, 26/12/2009 tarihli tutanağa dayanılarak, 11/01/2011 tarihli iddianame ile, “sit alanı içerisindeki Beykoz ilçesi, Çavuşbaşı, Yavuz Selim Mahallesi, Karadeniz Caddesi, Sakayık Sokak mevkinde, patronunun azmettirmesi sonucu şirketlerine ait … plakalı kamyon ile hafriyat dökmek suretiyle izinsiz fiziki müdahale yaptığı” iddiasıyla, … ve … hakkında dava açılmış olduğu, Dairemizin 17/04/2014 tarih ve 2013/15676 – 2014/9558 sayılı bozma ilamı üzerine 2014/771 Esas numarasına kaydedilerek yapılan yargılama sonunda, 16/01/2015 tarihli karar ile …’ün beraatine, …’ın ise kesin olarak mahkumiyetine hükmedildiği;
İnceleme konusu 2010/92 Esas sayılı dosya ile Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/771 – 2015/24 sayılı dosyasının, aynı tutanağa dayanılarak, aynı suç isnadı ile açılmış davalar olduğu, sözü edilen 2014/771 – 2015/24 sayılı dosya kapsamında 16/01/2015 tarihli karar ile, 26/12/2009 tarihli tutanakta açıklanan eylem nedeniyle sanık …’ın mahkumiyetine hükmedildiği, anılan hükmün, ceza miktarı itibariyle kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla; mükerrer olan 2010/92 Esas sayılı davanın, 5271 sayılı CMK’nın 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, 2010/15 Esas sayılı dosyada katılan … Genel Müdürlüğü vekilinin, diğer dosyalarda katılan Maliye Hazinesi vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince sanık …’ın beraatine ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak BOZULMASINA, 19/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.