Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/11475 E. 2017/5274 K. 16.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11475
KARAR NO : 2017/5274
KARAR TARİHİ : 16.06.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62, 51/1-3-6-7-8. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ise kusura, olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ceza miktarına ve cezanın ertelenmemesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Bilinçli taksirin koşullarının bulunmadığı somut olayda, TCK’nın 50/4. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 50/1-a maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden, duruşmadaki davranışları ve işlediği suçtan pişmanlık duyması nedeniyle cezasında takdiri indirim yapılan ve dosya içeriğindeki delillere göre olumsuz bir kişiliği belirlenemeyen ve olayda tali kusurlu kabul edilen sabıkasız sanık hakkında, “suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak sanık hakkında TCK’nın 50. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,” şeklindeki dosya kapsamı ile uyuşmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezasının adli para cezasına çevrilmemesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16/06/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ :

Tartışılacak olan husus hapis cezasının, öncelikle paraya mı çevrileceği veya erteleme hükümlerinin mi uygulanacağı hususudur.
Yasa koyucu, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin her iki kurum yönünden bir öncelik sıralaması belirlememiş, gözetilecek ölçütleri göstermekle yetinerek hangisinin uygulanacağı hususunu hakimin takdirine bırakmıştır. Cezanın kişiselleştirilmesinde hakim, sanığın durumunu dosyadaki bilgi ve belgelere ya duruşmada edindiği izlenime göre değerlendirecek ve bu kurumlardan hangisinin uygulanacağını ya da uygulanmasının gerekmediğini kanunda öngörülen ölçütlere göre takdir edecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17/12/2013 tarih 2012/12-1519 -2013/613 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, erteleme de, hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevirmesi de cezanın suçlunun kişiliğine uydurulması, yani bireyselleştirilmesinin yollarından birisi olup mutlak olarak birinin diğerinden daha lehe olduğundan söz edilemeyecektir. Bu bağlamda ödeme gücü bulunmayan bir sanık için ertelemenin, ödeme gücü yerinde olan ve bu yönde talepte bulunan bir sanık için ise adli para cezasına çevirmenin daha lehe olduğunun kabulü mümkündür. Her somut olayda sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile kişiliğine göre bir belirleme yapmak gerekir.
Somut olayda, aylık geliri 1.000-TL olan, sanığın adli para cezasını ödeyemeyeceği, erteleme hükümlerinin uygulanmasının sanığın durumu itibariyle daha lehine olacağı açıktır. Sanık tarafın, lehe hükümlerin uygulanması talebinde bulunduğu ancak ne yargılama aşamasında ne de temyiz itirazlarında tayin edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi yönünde taleplerinin de bulunmadığı görülmekle,
Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükmün, sanık tarafın lehe hüküm talebinin bulunduğundan bahisle kararda adli para cezasına çevrilme hükümlerinin tartışılmaması hususunu bozma nedeni olarak kabul eden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.