Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/2128 E. 2017/5121 K. 14.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2128
KARAR NO : 2017/5121
KARAR TARİHİ : 14.06.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : Beraat

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, şikayetçi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılma isteminde bulunmasına rağmen bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikayetçinin, CMK’nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz hakkı bulunması nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini devam ettiren şikayetçinin, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede:
Katılanın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığa isnat edilen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, TCK’nın dokuzuncu bölümündeki özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan olup, salt gazetecilik mesleğini icra etmek, kişilerin özel hayatlarına koşulsuz ve sınırsız şekilde müdahalede bulunma hakkı vermez. Bilinmesinde kamu yararı olan bir bilgiye ulaşmak saikiyle hareket edilmesi ya da tesadüfen böyle bir bilginin öğrenilmiş olması halinde dahi bu sonuç değişmez. Aynı şekilde; Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, politikacılar, bürokratlar, diplomatlar, bilim adamları, sanatçılar, sporcular, gazeteciler gibi içinde bulundukları konum, mesleki faaliyetleri veya görevleri nedeniyle kamuoyu tarafından tanınan kişilerin, özel hayatlarının dokunulmaz ve gizli alanlarının, toplumda yer alan diğer kişilere oranla, daha sınırlı olması, bu kişilerin özel hayatlarına, ağır, ölçüsüz ve haksız müdahalede bulunulabileceği anlamına gelmez. Aksinin kabulü, kişilerin özel hayatlarını, Anayasal ve yasal korumadan yoksun bırakır. Basın ve yayın organları; bilgi edinme, bilgiyi yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını kullanırken ve habere ulaşmada, kamu yararını gözetmek zorunda oldukları gibi, haber içeriğinin görünür gerçeğe uygun ve güncel olup olmadığını özenle irdelemek, haberin verilişinde tahkir edici bir dil kullanmayıp, ölçülülük ilkesine de uygun davranmak mecburiyetindedirler.
İncelenen dosyada; … isimli haftalık haber aktüel mecmuasının imtiyaz sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü olan sanık …’in, kendisi gibi yerel düzeyde gazetecilik mesleğini icra eden ve adliyeye yansıyan çok sayıda uyuşmazlıktan dolayı aralarında husumet bulunan katılan …’ı hedef alarak hazırladığı anılan mecmuanın 20.11.2013 tarihli, 1. yıl ve 16 numaralı sayısının ilk sayfasındaki “Yine… İkilisi, Yine Skandal” başlıklı yazısında, açıklanmasında kamu yararı bulunmadığı ve hiç gerekmediği halde, adını ve soyadını açıkça yazdığı katılan hakkında, “…Evli ve 2 çocuğu bulunan …’ın, gayriresmi yollarla yaşadığı ilişkinin meyvesi olacak çocuk birkaç ay sonra dünyaya gelecektir. Doğacak olan çocuğun böyle çarpık olaylarla anılan bir ortamda dünyaya gözlerini açması, ne Türk örf ve ananeleri ile uyuşmaktadır, ne de yasalarımızla…” biçiminde ibarelere yer vererek, katılanın, Songül isimli kadınla yaşadığı gayriresmi birlikteliğin boyutunu tüm ayrıntıları ile okuyucunun bilgisine sunması karşısında, ölçülülük ilkesine uygun davranarak basının haber verme hakkı sınırları içerisinde hareket ettiği ve hukuka uygun çerçevenin dışına çıkmadığı kabul edilemeyeceğinden, katılanın özel hayatına, ağır, ölçüsüz ve haksız müdahalede bulunan sanık hakkında TCK’nın 134/1-1. madde, fıkra ve cümlesinde tanımı yapılan özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, katılanın yerel basında tanınmakta olup, yayımlanan yazının magazin haberi niteliğinde olması nedeniyle sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığına dair yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle CMK’nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 14.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.