Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/2398 E. 2017/6234 K. 13.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2398
KARAR NO : 2017/6234
KARAR TARİHİ : 13.09.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Haberleşmenin gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Sanık … hakkında: TCK’nın 132/2, 62, 51/1-3, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Sanık … hakkında: TCK’nın 132/3, 62, 50/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklara isnat edilen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, TCK’nın dokuzuncu bölümündeki özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan olup, salt gazetecilik mesleğini icra etmek ya da haber içerikli bir internet sitesi kurmak, kişilerin özel hayatlarına koşulsuz ve sınırsız şekilde müdahalede bulunma hakkı vermez. Bilinmesinde kamu yararı olan bir bilgiye ulaşmak saikiyle hareket edilmesi ya da tesadüfen böyle bir bilginin öğrenilmiş olması halinde dahi bu sonuç değişmez. Aynı şekilde; Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, politikacılar, bürokratlar, diplomatlar, bilim adamları, sanatçılar, sporcular, gazeteciler gibi içinde bulundukları konum, mesleki faaliyetleri veya görevleri nedeniyle kamuoyu tarafından tanınan kişilerin, özel hayatlarının dokunulmaz ve gizli alanlarının, toplumda yer alan diğer kişilere oranla, daha sınırlı olması, bu kişilerin özel hayatlarına, ağır, ölçüsüz ve haksız müdahalede bulunulabileceği anlamına gelmez. Aksinin kabulü, kişilerin özel hayatlarını, Anayasal ve yasal korumadan yoksun bırakır. Basın ve yayın organları; bilgi edinme, bilgiyi yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını kullanırken ve habere ulaşmada, kamu yararını gözetmek zorunda oldukları gibi, haber içeriğinin görünür gerçeğe uygun ve güncel olup olmadığını özenle irdelemek, haberin verilişinde tahkir edici bir dil kullanmayıp, ölçülülük ilkesine de uygun davranmak mecburiyetindedirler.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada, sanık …’nın sahibi ve sorumlusu olduğu …isimli haber içerikli internet sitesinde köşe yazarı olarak çalışan ve bir aile sağlığı merkezinde aile hekimi olarak görev yapan mağdur …’ın da arkadaşı olan sanık … tarafından, “Aile Hekimleri Acil Nöbeti Neden Tutmuyor?” başlıklı bir köşe yazısı kaleme alınıp, 23.06.2014 tarihli bu yazının ardından aile hekimliği ile ilgili çeşitli yazıların söz konusu sitede yayımlanmaya devam etmesi üzerine, mağdur … tarafından, 29.06.2014 tarihinde, sanık …’ın cep telefonuna bir mesaj gönderildiği ve aynı tarihte anılan sitede “Bu da Hipokrat Yemini Eden Aile Hekimi!” başlığı altında, “Bu da Hipokrat Yemini Eden Aile Hekimi!”, “Kendine Başka Doktor Bul”, “Kendisini eleştiren ….com yazarı …’ın telefonuna bu mesajı gönderdi.”, “… Aile Sağlığı Merkezi Hekimi …, aile hekimi olarak baktığı ….com yazarı …’ın cep telefonuna ‘Kendine başka dokor bul’ diye mesaj gönderdi. …., geçtiğimiz günlerde yazdığı köşe yazılarında, acil hekimi yetersizliğinden dolayı aile hekimlerine de nöbet yazıldığını ancak Sakarya Aile Hekimleri Derneğinin nöbet tutmama konusunda direndiğini ifade etmişti. Neşat’ın yazılarını yeni okuma fırsatı bulduğunu belirten aile hekimi …, skandal bir mesaj göndererek, meslek ilkelerini çiğnemiş oldu. …. gönderdiği ibretlik mesajda aynen şu ifadelere yer verdi; ‘Yazılarını yeni okuma şansı buldum. Seni esefle kınıyorum. Cehaletin ve hadsizliğin de bir sınırı olmalı. Bundan sonra seninle insani ilişkim bitmiştir. Telefonunu da siliyorum. Kendine başka bir aile hekimi bul.’. Konuyla ilgili konuşan …, mesajı alınca çok şaşırdığını söyleyerek, doktorla ilgili şikayette bulunacağını ifade etti. Öte yandan, hastasına bakmama keyfiyetini gösterebilen … ile ilgili Sakarya Valiliğinin, Sağlık Müdürlüğünün ve hatta Sağlık Bakanlığının nasıl bir işlem yapacağını merakla bekliyoruz./….COM” ibareleri ile birlikte söz konu mesajın hem içeriğinin hem de çekilen görüntüsünün yayımlandığı olayda;
Sanık … ile mağdur … arasındaki iletişim, tarafların kişisel ilişkilerinden kaynaklanan güvene dayalı olarak gerçekleşmiş olup, mağdur tarafından, sanık …’a gönderilen mesajın yayımlanmasında kamu yararı bulunmadığı gibi, söz konusu mesajın, adı, soyadı ve görev yaptığı aile sağlık merkezi açıkça yazılıp, fotoğrafına da yer verilen mağdur hakkında olumsuz algı doğuracak ve kesin kanaat oluşturacak biçimde tahkir edici bir üslup kullanılarak hazırlanan yazı içerisinde ve tüm ayrıntıları ile okuyucunun görgüsüne sunulması nedeniyle ölçülülük ilkesine uygun davranıldığından da söz edilemeyeceği dikkate alındığında, yayımlanan yazının basının haber verme hakkı sınırları içerisinde kaldığı ve hukuka uygun çerçevenin dışına çıkılmadığı kabul edilemeyeceğinden, başkalarına ait haberleşme içeriğini sahibi ve sorumlusu olduğu internet sitesinde hukuka aykırı olarak ifşa eden sanık …’nın TCK’nın 132/2, kendisiyle yapılan haberleşme içeriğinin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan internet sitesinde mağdurun rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak yayımlanmasına olanak sağlayan sanık …’ın aynı Kanun’un 132/3. madde ve fıkralarında tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından mahkumiyetlerine dair yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların haber verme hakkı kapsamında hareket edip, hukuka uygun çerçevenin dışına çıkmadıklarına, lehlerine olan kanun maddelerinin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 13.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.