Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/1527 E. 2017/4859 K. 07.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1527
KARAR NO : 2017/4859
KARAR TARİHİ : 07.06.2017

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi

Taksirle öldürme suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/06/2016 tarihli ve 2015/12 esas, 2016/138 sayılı kararına karşı katılanlar vekilince yapılan itirazın reddine ilişkin Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/06/2016 tarihli ve 2016/652 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 20/01/2016 tarihli ve 2015/14739 esas, 2016/761 sayılı kararında “….Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 22.01.2013 gün ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında vurgulandığı üzere, sanığın taksirle yaralama suçundan dolayı hakkında verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğuna ve kusuru olmadığı halde cezalandırılıp, sürücü belgesinin geri alındığına yönelik başvurusu üzerine, itiraz merciince, CMK’nın 231. maddesinde sayılan koşulların bulunup bulunmadığının tespiti yanında, itiraza konu karar hem maddi hem de hukuki yönden değerlendirilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını etkileyecek hukuka aykırılık saptanması halinde gerekçesi de gösterilmek suretiyle itiraz kabul edilip, yeniden karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, mağdurların şikayetlerinden vazgeçtiklerini gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesi suretiyle öğrenen ve açıkça vazgeçmeye karşı koymayan sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda, “usul ve yasaya aykırı bir durum görülmediği” şeklindeki gerekçeden yoksun ibarelere dayalı olarak itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olup….” şeklinde belirtildiği üzere, katılanlar vekilince sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasın ilişkin karara, hem hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama şartlarının oluşmaması, hem de sanık hakkında taksirle öldürme suçundan hükmolunan cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak ve takdiri indirim yapılmadan belirlenmesi gerekirken, alt sınırdan hüküm kurularak takdiri indirim uygulanması ve bilinçli taksirden dolayı cezayı arttırım cihetine gidilmediğinden bahisle itiraz edilmesine karşın, merciince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda, “usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından” şeklindeki gerekçeden yoksun ibarelere dayalı olarak itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMK’nın 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 26/12/2016 gün ve 94660652-105-07-10757-2016 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/01/2017 gün ve 2017/805 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulması hâlinde, itiraz merciinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesinin şartlarının oluşup oluşmadığı, bu kapsamda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını etkileyecek hukuka aykırılık ile kararda hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını inceleyebileceği, açıklanmayan mahkumiyet hükmü içeriğindeki hukuka aykırılıkların ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarını etkilemesi halinde denetlenebileceği, incelemeye konu dosyada katılanlar vekilinin 06/06/2016 tarihli dilekçesi ile sanık hakkında ceza miktarının azlığı ve bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmadığına ilişkin mahkumiyet hükmü içeriğindeki hukuka aykırılıkların dışında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken suçunu kabul etmeyen sanık ve pişmanlık duymayan sanık hakkında “yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin” oluşmasının mümkün olmadığı ile “katılanların somut bir zararı bulunmadığı” gerekçesinin gösterildiğini fakat ölüm olayı neticesinde katılanların zarara uğradığını, hakim tarafından bu hususun araştırılmadığı, duruşmada müvekkillerine bu hususun sorulmadığının belirtilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi şartlarının oluşmadığına ilişkin itirazların da ileri sürüldüğü, mahkemece ulaşılan “yeniden suç işlemeyeceği” yönündeki kanaatin, mahkemenin takdir hakkı kapsamında olduğu ancak zarar hususundaki itirazın kapsamı incelendiğinde katılanların aşamalarda sanıktan şikayetçi oldukları ve davaya katılma talebinde bulundukları, katılanların zararının giderildiğine dair bir delil veya belge olmadığı, sanık veya müdafileri tarafından zarar gidermeye ilişkin bir talep veya beyanda bulunulmadığı gibi bu yönde herhangi bir davranış sergilenmediği, katılanlar vekilinin itiraz dilekçesi içeriği de göz önüne alındığında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarından biri olarak suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartının gerçekleşmediği gözetilmeden mahkemece “katılanın somut bir maddi zararının bulunmadığı” belirtilmek suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmakla,
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/06/2016 tarihli ve 2016/652 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.