Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/1529 E. 2017/4858 K. 07.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1529
KARAR NO : 2017/4858
KARAR TARİHİ : 07.06.2017

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi

Taksirle öldürme suçundan sanık …’un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/2 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,hükmedilen hapis cezasının aynı Kanun’un 50 ve 52.maddeleri gereğince 21.200,00 Türk lirası adli para cezasına çevrilmesine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinin 20/05/2016 tarihli ve 2016/9-82 sayılı kararına vaki itirazın reddine ilişkin mercii Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 21/09/2016 tarihli ve 2016/806 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85/2 maddesi uyarınca belirlenen 2 yıl 11 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 50/4.maddesindeki “Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz.” şeklindeki hükme nazaran adli para cezasına çevrilmesini müteakip 5271 sayılı Kanun’un 231/5.maddesinde yeralan “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.” hükmü uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; benzer bir olay nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10/02/2009 tarihli ve 2008/9-265 esas, 2009/22 sayılı ilâmında “Uyuşmazlık konusunu, taksirli suçlarda hükmedilen iki yıldan fazla hapis cezalarının, adli para cezasına çevrilmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip, verilemeyeceği oluşturduğundan, hükmün açıklanmasının tüm koşulları ve sonuçlarının değil, 5271 sayılı Yasanın uyuşmazlıkla ilgili 231. maddesinin 5, 7 ve 11. fıkralarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.5271 sayılı CYY’nın 231. maddesinin 5. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu mahkûmiyetin, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması gerektiği vurgulanmış, ancak buradaki adli para cezasının 5237 sayılı TCY’nın 50. maddesi uyarınca, kısa süreli veya taksirli suçlardaki uzun süreli hapis cezalarına seçenek olarak çevrilen adli para cezası mı, yoksa 5237 sayılı Yasanın 52. maddesinde öngörülen adli para cezası mı olduğu yönünde bir belirlemeye yer verilmemiştir.Anılan fıkrada belirtilen adli para cezasından ne kast edildiği, 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 7. fıkrasındaki; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez” şeklindeki hükmü ile;11. fıkrasındaki; “….Ancak, mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunun değerlendirilerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulların varlığı halinde, hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek, yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir” biçimindeki hükümlerinden yola çıkılarak belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.Her iki fıkranın da açık hükümlerinden anlaşılacağı üzere, 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5. fıkrasında kast edilen adli para cezası, seçenek yaptırım olarak hükmedilen adli para ceza olmayıp, 5237 sayılı Yasanın 52. maddesinde öngörülen ve hapis cezası ile birlikte veya yalnız hükmedilen adli para cezasıdır.Böyle bir kabul, her iki fıkranın ve müessesenin de doğal sonucudur……sanık hakkında sonuç cezanın tayininden sonra, hükmolunan cezanın iki yılı veya daha az süreli hapis cezası olması veya adli para cezası olması halinde, öncelikle yasal bir zorunluluk olarak 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5-14. fıkralarında düzenlenmiş bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, hiçbir isteme gerek kalmaksızın re’sen değerlendirilecek, olumsuz sonuca ulaşıldığı takdirde, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri ile 5237 sayılı Yasanın 50 ve 51. maddeleri yönünden bir değerlendirme yapılabilecektir.Görüldüğü gibi, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının henüz seçenek yaptırım olarak adli para cezasına ve tedbire çevrilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının değerlendirilmesi zorunlu olup, ancak bu konuda olumsuz bir kanaate ulaşıldığı taktirde uygulanabilecek bir hükme dayanılarak sonuç cezanın çevrilen adli para cezası veya tedbir olduğundan hareketle taksirli suçlarda hükmolunan 2 yıldan fazla hapis cezalarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğini kabul etmek olanaklı değildir.” şeklindeki açıklamalara nazaran, sanık hakkında tayin olunan ve miktarı itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilme koşulları taşımayan 2 yıl 11 ay hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığı, gerekçeleriyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararların bozulması Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 05/01/2017 gün ve 94660652-105-55-14304-2016 sayılı yazılı istemlerine müsteniden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/01/2017 gün ve 2016/2632 sayılı tebliğnamesi ile ihbar ve talep edilmekle;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında tayin olunan ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince miktarı itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilme koşulları taşımayan 2 yıl 11 ay hapis cezasının adli para cezasına çevrilerek açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, netice 21,200 TL adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden;
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 21/09/2016 tarihli ve 2016/806 değişik iş sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.