Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3754 E. 2017/8727 K. 09.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3754
KARAR NO : 2017/8727
KARAR TARİHİ : 09.11.2017

Mahkemesi :Sulh Ceza Hakimliği

Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10/03/2017 tarihli ve 2017/13420 soruşturma, 2017/8345 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin Konya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 25/04/2017 tarihli ve 2017/2856 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığının 25/07/2017 gün ve 94660652-105-42-6620-2017-KYB sayılı istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2017 gün ve 2017/47281 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu:
Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, dosya kapsamına göre, somut olayda şüphelinin sevk ve idaresinde bulunan araç ile seyir halindeyken karşıdan karşıya geçmekte olan mağdura çarparak yaralanmasına neden olduğu, müştekinin olay nedeniyle şikayetçi olduğu, aynı gün düzenlenen kaza tespit tutanağına göre meydana gelen olay nedeniyle araç sürücüsünün herhangi bir kural ihlali yapmadığının tespit edildiği, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca, söz konusu rapora göre şüphelinin kusurunun bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05/09/2013 tarihli ve 2012/19402, esas, 2013/19286 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk değerlendirmesi ancak mahkeme hakimi tarafından yapılabileceği, kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, konunun teknik bilgiyi gerektirmesi, hakimin hukuk bilgisiyle sorunu çözemeyeceği durumlarda, bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğinde dahi, bilirkişinin inceleme yetkisi kusurlulukla ilgili olmayıp, işin tekniği ve norma aykırı davranışın belirlenmesi ile sınırlı olacağı, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerekçelerini açıklamak suretiyle bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hakkına haiz bulunduğu, bilirkişi tarafından münhasıran hakimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaması gerekmekle birlikte, bu yöndeki bir değerlendirmenin de hakimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı, meydana gelen olay nedeniyle keşif yapılarak bilirkişi raporu aldırılması ve soruşturmanın buna göre sonuçlandırılması gerektiği gözetilemeden, yapılan eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü, yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 25/07/2017 gün ve 94660652-105-42-6620-2017-KYB sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2017 gün ve 2017/47281 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Oluşa ve dosya kapsamına göre, olay günü sanığın sevk ve idaresindeki otomobille meskun mahalde, bölünmüş asfalt kaplama caddede seyri sırasında, yolun karşısına geçmek isteyen müştekiye aracının sağ ön köşe ve sağ ön cam kısımları ile çarpması sonucu müştekinin kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda; aynı gün düzenlenen kaza tespit tutanağında şüphelinin kusursuz olduğu yönünde yapılan tespite göre Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı verildiği, müşteki tarafından takipsizlik kararına itiraz edildiği, itirazı inceleyen Konya 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usule uygun olduğu kabul edilerek itirazın reddine karar verilmiş ise de, şüpheli beyanında, mağdurun kulağında kulaklık takılı vaziyette aniden önündeki aracın önünden müştekinin koşarak karşıya geçmek istediğini, müştekiyi fark ettiğinde frene bastığını belirtmesine rağmen, mağdur beyanında kulağında kulaklık takılı olmadığını, karşıya geçiş yaptığı sırada şüphelinin sol taraftan kendisine vurarak savrulduğunu belirttiği, tanık …’ın ise müştekinin kulağında kulaklık takılı vaziyette yola hızla koşarak çıkış yaptığını, kazanın müştekinin kontrolsüzce yola çıkış yapmasından kaynaklandığını beyan ettiği anlaşılmakla; şüphelinin kusur durumunun her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı biçimde tespit edilmesi bakımından olay yerinde keşif yapılarak, tarafların kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu veya Karayolları İhtisas Kürsüsü’nden teknik bilirkişi raporu alınmasından sonra şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yönelik itirazın kabulü yerine, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
İsabetsiz olup, kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Konya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 25/04/2017 tarihli ve 2017/2856 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 09.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.