Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/4607 E. 2017/7894 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4607
KARAR NO : 2017/7894
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanıklar … ve …’ın 89/1, 62, 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince ayrı ayrı 1,500.00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmalarına dair Eskil Asliye Ceza Mahkemesi’nin 13/04/2017 tarihli ve 2016/62 esas, 2017/60 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, taksirle yaralama suçunun 5560 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/1-b-2. maddesi gereğince uzlaştırmaya tabi suçlardan olduğu ve soruşturma evresinde vermiş oldukları beyanlarında katılan sanıkların uzlaştırmayı kabul ettiklerini beyan ettikleri, ancak soruşturma aşamasında usulüne uygun uzlaşma teklifinin yapılmadan kamu davasının açıldığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesini müteakip, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerektiğinin gözetilmemesinde,
Kabule göre de;
1)28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesine eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” biçimindeki düzenleme karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun maddi ceza hukukuna ilişkin sonuçlar doğuran karma bir yapıya sahip olması gözetildiğinde, kanun değişikliği öncesi dikkate alınarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi uyarınca lehe değerlendirme yapılması gerektiği, sanıklar hakkındaki yargılama konusu suç tarihinin 02/06/2015 olduğu, sanık …’nun adli sicil kaydında görülen Eskil Asliye Ceza Mahkemesinin 08/09/2015 tarihli ve 2014/87 esas, 2015/189 sayılı kararına konu ilk suça ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 16/10/2015 tarihinde kesinleştiği, sanık …’ın adli sicil kaydında görülen Konya (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2013 tarihli ve 2013/268 esas. 2013/542 sayılı kararına konu ilk suça ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise 10/07/2013 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla bu suçların 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş olduğu cihetle, suç tarihi itibari ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir hal olmadığı, sonradan yapılan yasal değişikliğin sanıklar aleyhine yorumlanamayacağı nazara alındığında, kanunen imkan bulunmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesinde;
2)5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, “sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki 231/6-c maddesinin son cümlesindeki hüküm karşısında, bu konuda sanık …’nun beyanı alındıktan sonra bir değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 23/08/2017 gün ve 94660652-105-68-6218-2017- Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Eskil Asliye Ceza Mahkemesi’nin 13/04/2017 tarihli ve 2016/62 esas, 2017/60 karar sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.