YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/7104
KARAR NO : 2023/751
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmü, katılanlar … ve … vekilinin temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2015 tarihi ve 2014/266 Esas. , 2015/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci, sekizinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar … ve … vekilinin temyiz isteği;
1.Sanığın hakkı olmayan yere tecavüz suçundan da cezalandırılması gerektiğine,
2.2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen cezanın ertelenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
3.Katılanlar açısından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,
ilişkindir.
B. Sanık müdafinin temyiz isteği;
1.Sanığın savunma hakkının kısıtlandığına,
2.Suçun unsurlarının oluşmadığına,
3.Sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğine,
4.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
5.Diğer temyiz sebeplerine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Dosyada toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; Sanık …’in NMS Mimarlık …. Ltd. Şti.’nin sahibi ve yetkilisi olduğu, söz konusu şirketin suça konu yerin bitişiğinde kiraladığı arsada işçilerin kalması için konteynırlar yerleştirdiği, firmanın Göltürkbükü merkezinde … yaptığı, işçilerin kaldığı yerde biriken lağım ve mutfak sularının yakındaki dereye akıtılması amacıyla sanığın bilgisi ve sorumluluğu dahilinde söz konusu firmaya ait … makinası ile … Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 15.08.2001 tarih ve 564 sayılı kararı ile aynı kurulun 29.04.2011 tarih ve 7076 sayılı kararı ile tescilli 3. derecede doğal sit alanı ilan edilen ve bu suretle özel imar rejimine tabi olan aynı zamanda katılanlar Sezai ve Sezer’in hissedar olarak malik oldukları, … İli, … İlçesi, Göl mahallesi, … Mevkii 765 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde, taşınmazın sınırlarını ihlal ederek söz konusu taşınmaz içerisine sahiplerinin bilgisi ve rızası dışında tespit tutanaklarında belirtildiği üzere yer yer 70 cm ve 150 cm derinlikte ve 15 metre uzunlukta kanal kazdırdığı, bu suretle sanığın hem hakkı olmayan yere tecavüz hem de sit alanına izinsiz inşai ve fikizi müdahale suçlarını işlediği, sanığın kaçamaklı ikrar içeren savunması, belediyenin cevabi yazıları, … Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun cevabi yazıları ve ekindeki bilgi, belge ve haritalar, keşif, bilirkişi rapor ve ek raporu, tespit tutanakları, tapu kaydı, tutanak tanığının keşifte alınan beyanı, keşifte yapılan gözlem ve tüm dosya kapsamında toplanan delillerden anlaşıldığı gerekçesiyle, fikri içtima hükümleri gözetilerek sanığın en ağır cezayı gerektiren sit alanına izinsiz inşai ve fiziki müdahale suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, sit alanı olarak tescil edilen yerde izinsiz kanal kazılmak suretiyle 2863 sayılı Kanunun 65 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun’un 154 üncü maddesinin birinci fıkrasını ihlal edildiği, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesinde düzenlenen fikri içtima kaidesinin uygulanarak, eylemine temas eden en ağır hüküm olan sit alanına izinsiz inşai ve fiziki müdahale suçundan tek bir hüküm kurulması yoluna gidildiği, sanık işçilerin kaldığı firmanın sahibi olduğu, kendisinin bulunmadığı bir sırada çukur açıldığını ve kanal kazıldığını bitişikteki yerin kiraladığı yer ile fiilen bir sınır ile ayrılmadığını, kanalın kendi kiraladıkları alanda kaldığını savunmuş, sanık müdafii savunmaları tekrarlayarak sanığın yerin sit alanı olduğunu bilmediğini savunmuş ise de keşifte gözlendiği üzere işççilerin kaldığı konteynırların bulunduğu alan ila katılanların hissedar olduğu tarlanın arasında herkes tarafından kolayca görülebilecek şekilde fiilen sanık bulunduğunun anlaşılması, mimarlık ve inşaat alanında faaliyet gösteren ve … ilçesi, … merkezinde … yapan limited şirket sahibi olan sanığın … ilçesinin ve özellikle Göltürkbükü bölgesinin doğal, turisttik ve kültürel yapısını, yerin sit alanı olduğunu bildiğinin ve bilmesi gerektiği kanaatine varılması, sanığın kendi sahibi olduğu firma elemanlarının kendisinden habersiz çukur açıp kanal kazdıklarına ilişkin savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olması karşısında suçtan kurtulmaya dönük olan savunmalara itibar edilmediği, belirtilmiştir.
2.Mahkemece mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan bilirkişi raporu ile, dava konusu yerin III. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Katılanlar … ve … vekilinin Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçuna Yönelik Temyiz İsteği Açısından
Sanık hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25.04.2014 tarih, 2014/556 nolu iddianamesi ile hem 2863 sayılı Kanuna aykırılık hem de hakkı olmayan yere tecavüz suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Mahkemece 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan hüküm tesis edildiği, ancak hakkı olmayan yere tecavüz suçuna ilişkin kurulan bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından, hakkı olmayan yere tecavüz suçuna ilişkin temyiz incelemesi yapılması mümkün görülmemiştir.
B.Katılanlar … ve … vekilinin 2863 sayılı Kanuna Ayrılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 gün ve 65–69, 22.10.2002 gün ve 234–366, 04.07.2006 gün ve 127–180, 03.05.2011 gün ve 155–80, 21.02.2012 gün ve 279–55, 15.04.2014 gün ve 599-190, 28.03.2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden katılan … ve …’ın, suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma haklarının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
C. Sanık Müdafinin Temyiz İsteği Açısından
Mahallinde icra edilen keşif neticesinde dava konusu yerin III. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığının tespit edildiği, mahkemece davanın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne ihbar edilmediği anlaşılmakla,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.06.2020 gün ve 2018/6-472-2020/262 sayılı ilamında, “sanık hakkında açılan kamu davasına katılma hakkı bulunan suçtan zarar görene 5271 sayılı Kanun’un 233 üncü maddesi uyarınca duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğ edilmesi ve aynı Kanun’un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan hakları kullanma imkanının tanınması gerekirken, bunun yapılmamasının, duruşmadan haberdar edilmeden yargılamaya devam edilerek delil sunma hakkı elinden alınan suçtan zarar gören yönünden hak kısıtlaması niteliğinde olduğunun” belirtilmesi karşısında, suçtan zarar gören Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne duruşma günü usulüne uygun olarak bildirilip, davaya katılma imkanı sağlanmadan hüküm tesis edilmesi suretiyle aynı Kanun’un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Katılanlar … ve … vekilinin Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçuna Yönelik Temyiz İsteği Açısından
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2015 tarihi ve 2014/266 Esas. , 2015/64 Karar sayılı kararı ile hakkı olmayan yere tecavüz suçuna ilişkin kurulan bir hüküm bulunmaması nedeniyle katılanlar … ve … vekilinin temyiz istemi hakkında, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B. Katılanlar … ve … vekilinin 2863 sayılı Kanuna Ayrılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden katılan … ve …’ın suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma haklarının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan … ve … vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Sanık Müdafinin Temyiz İsteği Açısından
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle ,başkaca yönleri incelenmeyen … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2015 tarihi ve 2014/266 Esas. , 2015/64 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2023 tarihinde karar verildi.