YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10407
KARAR NO : 2023/281
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/402 Esas, 2016/122 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
Şantaj suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin ikinci fıkrasının yollaması ile birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22.06.2019 tarihli ve 2016/208535 sayılı, sanık müdafiinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sübuta ve verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçuna ilişkin kabul edilen eylemin özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında kaldığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mağdurun temyiz dışı olan sanık … ile tanışıp bir süre telefon üzerinden görüştükleri, daha sonra sanık …’in mağdurunun cep telefonu numarasının sanık …’ye verdiği, sanık … ile mağdurun görüşüp buluştukları ve sanık …’in evine gittikleri, burada mağdurun rızası dahilinde sanıklarla cinsel ilişkiye girdikleri, daha sonra sanık …’nin mağdurun çıplak resimlerini çekip rızası dışında diğer sanık …’e gönderdiği, sanık …’nin bu resimleri kullanarak mağduru cinsel birlikteliğe zorladığı iddiası ile şantaj ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılamasında mağdurun hazırlık ve 15.02.2016 tarihli duruşma beyanlarının birbiri ile uyumlu olduğu nedeniyle 15.01.2016 ve 21.03.2016 tarihli şikayetten vazgeçme ve sanığın herhangi bir zorlaması olmadığına ilişkin beyana itibar edilmeyip eylemlerin sübut bulduğu kabul edilerek atılı suçlardan sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın mağdurun çıplak resimlerini çekerek rızası dışında temyiz dışı sanık …’e gönderdiği iddiasının 5237 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında kaldığı ve aynı Kanun’un 139 uncu maddesine göre soruşturma ve kovuşturmanın şikayete tabi olduğu, mağdurun da 15.01.2016 ve 21.03.2016 tarihli dilekçeleri ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde suç vasfında hataya düşülerek mahkumiyete karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
Mağdurun 21.03.2016 tarihli dilekçesinde “”ailemin ekonomik durumu iyi değildir. … Bende para kaşılığı ilişkiye girmeye başladım. … isimli şahıs ile para karşılığı ilişkiye girdim. … ile … isimli şahsın bana karşı herhangi bir tehdidi olmamıştır. Söz konusu resimler çekilir iken benim haberim vardı. Taraflar bu resimler ile beraber bana herhangi bir tehdit yada şantaj yapmadılar. Ben evli olduğum için taraflar bu resmi belki yayarlar kocam bu durumu öğrenir ve de Pozantı gibi küçük bir ilçede duyulması halinde benim için çok büyük felaketlere yol açacağı için bu şekilde suç duyurusunda bulundum. … … beni hiçbir şekilde tehdit etmedi şantaj yapmadı. … Şantaj yapılarak cinsel ilişkiye girmedim. … Vicdanen rahatsız olduğum için ve de böyle bir olay olmadığı için bu dilekçeyi vermek istiyorum. Ben kimseden davacı ve şikayetçi değilim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
07.07.2015 tarihli telefon inceleme ve tespit tutanağında, 07.07.2015 tarihinde sanık tarafından gönderildiği tespit edilen mesaj içeriklerinin “aç insan gibi bir kelime söyleyip kapatacağım bir daha aramayacağım”, “bir daha aramıyorum git işine”, “git şunun peşine nereye gidiyor”, “ben seni aramıyorum bir daha numaranı siliyorum ha senden korktuğumdan değil uğraşamam”, “borç olarak verdiğim o ikiyüz lirada benden olsun vermeyeceksen insan gibi söyle” şeklinde olduğu tespit edilmiş ve sanığın mağdurla 28 saniyelik ve 16 saniyelik iki kez görüşme yaptığı ve dokuz kez cevapsız arama kaydı olduğu tespit edilmiştir.
Mağdur 15.02.2016 tarihli ifadesinde olay tarihinde psikolojisinin bozuk olduğunu ve bunalıma girdiğini, sanıklardan şikayetçi olmadığını beyan etmiştir.
Sanık tüm aşamalarda suçlamayı reddederek mağdura karşı şantaj eyleminde bulunmadığını savunmuştur.
Yukarıda yer verilen mağdur beyanı ve tespiti yapılan mesaj içeriklerine dikkate alındığında sanığın atılı şantaj suçunu işlediğine dair aşamalarda değişen ve çelişkili mağdur beyanları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanık hakkında atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyete karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/402 Esas, 2016/122 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2023 tarihinde karar verildi.