Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2019/11707 E. 2021/4077 K. 28.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11707
KARAR NO : 2021/4077
KARAR TARİHİ : 28.04.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Taksirle yaralama suçundan sanık …’nun mahkumiyetine, sanıklar … ve …’nun beraatlerine ilişkin hükümler ile sanık …’un sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi suçundan beraatine ilişkin hükümler katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
Sanıklardan … şirketinin ortakları olduğu, katılan …’nin aynı iş yerinde bakım ustası olduğu, tanık … ile birlikte iş yerinin haddehane bölümünde çalıştığı sırada, sanık … ‘un talimatı ile hadde makinesi çalışırken, haddenin üzerinde bulunan kasanın gevşek olan cıvatasını anahtarla sıkmaya çalıştığı, bu sırada anahtarın vidanın üzerinde kayması sonucu katılanın sağ elini merdaneye kaptırdığı ve dosyada mevcut adli rapora göre, basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek şekilde 3. derecede kemik kırığı ve 3 parmak amputasyonu nedeniyle organ işlevinin yitirilmesi niteliğinde yaralandığı, katılanın tedavi için kaldırıldığı …Hastanesinde acil doktoru olan sanık …’in iş kazasını adli mercilere bildirmediği kovuşturmada bilirkişi heyetinden alınan rapora göre sanık …’un asli kusurlu, katılanın tali kusurlu olduğu, diğer ortaklar sanık … ve Uğur kusuru bulunmadığının tespit edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında verilen hükmün incelemesinde;
Sanığın üzerine atılı suçun, adliyeye karşı suçlar kapsamında olduğu, katılanın atılı suçtan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmadığından, davaya katılmaya ilişkin karar hukuki değerden yoksun olup hükmü temyiz hakkı vermeyeceğinden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince, temyiz isteminin REDDİNE,
2-Sanıklar … ve …’ın taksirle yaralama suçundan beraatine ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin incelemesinde;
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından sanıkların taksirin bulunmadığı gerekçesi gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanıkların kusurlu olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraat hükümlerinin isteme uygun olarak ONANMASINA,
3-Sanık …’nun taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin incelemesine gelince;
Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK’nın TCK’nın 89. maddesinin 1-2-3. fıkralarında düzenlenen ”taksirle yaralama” suçuna ilişkin olduğu, taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde gerçekleşecek olan taksirle yaralama suçu için TCK’nın 89. maddesinin 1. fıkrasında temel ceza miktarının ”üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK’nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ”Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan ”01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile; ”…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan ”…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle, kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ”mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ”Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması;
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı sair yönler incelenmeksizin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; 28.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.