YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3566
KARAR NO : 2023/1831
KARAR TARİHİ : 25.05.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmü, katılan … vekilinin temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekili ile sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 27.01.2012 tarihli, 2012/14 nolu iddianamesi ile sanık hakkında, 23.08.2011 tarihli 17-18 sahife nolu yapı tatil zabıtlarına dayalı olarak, imar kirliliğine neden olma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış olup, dosya … Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/28 Esasına kaydedilmiştir.
2. … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.05.2012 tarihli, 2012/77 nolu iddianamesi ile sanık hakkında, 23.08.2011 tarihli 18 sahife nolu yapı tatil zaptına dayalı olarak, imar kirliliğine neden olma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış olup, dosya … Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/101 Esas numarasına kaydedilmiştir.
3. … Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2012 tarihli ve 2012/101 Esas, 2012/93 Karar sayılı kararı ile dosyanın … Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/28 Esas nolu dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
4… Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2014 tarihli ve 2012/28 Esas, 2014/25 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince, 1 yıl 8 ay hapis ve 80 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
5. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına katılan … Bakanlığı vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilmesi üzerine, … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2014 tarihli ve 2014/374 değişik … nolu kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
6. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2015 tarihli ve 2014/60 Esas, 2015/47 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesi gereğince, 1 yıl 8 ay hapis ve 80 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.03.2019 tarihli ve 2015/352909 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan … Bakanlığı vekilinin temyiz isteği;
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Alt sınırdan ceza tayini, cezada indirim uygulanması, cezanın ertelenmesi hususlarının Kanuna aykırı olduğuna,
İlişkindir.
B. Katılan … vekilinin temyiz isteği;
Kurum lehine vekalet ücretin hükmedilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
C. Sanık müdafinin temyiz isteği;
1. Sanığın suç tarihinde şirket yetkilisi olmaması nedeniyle sorumluluğu olmadığına,
2. Dava konusu yapıları doğal yapıyı bozmadığına,
3. Sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
4. Diğer temyiz sebeplerine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü
1. “Yapılan yargılama, toplanan deliller, dosya içerisinde mevcut bilgi ve belgeler, sanığın savunması, katılan vekillerinin beyanları ve diğer deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dava konusu 30 ve 31 nolu parsellerin … 1 Nolu KTVKK’nın 07/05/1992 tarih ve 3683 sayılı kararı belirlenen 1. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı 31 nolu yapıda herhangi bir yapılaşmanın olmadığı, 30 nolu parselde bulunan 4 adet konteynır 1 adet jenaretör odası, 2 adet soğuk hava amaçlı. kasası, 1 adet karavan, 2 adet polyester bekçi kulubesinin zeminde fiziki ve inşai müdahale meydana getirdiği, arazinin ekolojik yapısında bozulma olduğu, söz konusu yapıların sit kararının ilan edildiği, 01/05/2000 tarihinden sonra yapılmış olduğu, 30 nolu parselin kıyı şeridinde bulunan iskelelerden bir tanesinin 2006 yılından önce diğerlerinin ise 2006 yılından sonra yapıldığı, … Belediyesi hoparlörü ile ve ilan panosuna asılmak sureti ile 14.04.2000 tarihinden itibaren 15 gün süre ile ilan edilen … 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ nün 07.05.1992 tarih 3683 numaralı kararı ile dava konusu sanıklara ait suça konu yerlerin sit alanı kabul edildiği, bu karar gereğince söz konusu taşınmazın tapu kaydına herhangi bir şerh düşülmediği ancak söz konusu bu kararın 14.04.2000 tarihinden itibaren 15 gün süre ile … Belediyesi hoparlörü ile ve ilan panosuna asılmak suretiyle ilan edildiği, bu nedenle her ne kadar sanık dava konusu taşınmaz üzerine suça konu yerlerin sit olduğunu bilmediğini söylemiş ise de; … 1 numaralı K.T.V. Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararının ilan edilmiş olması nedeniyle sanıkların suça konu yerler ile ilan ile söz konusu yerin sit alanı olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, Her ne kadar 6498 sayılı yasa ile 2863 sayılı Yasanın 65 maddesinde yapılan değişiklik ile aynı Yasanın 8 maddesi kapsamında tebliğ veya ilan edilme şartı getirilmiş ise de duyurulma zorunluluğunun amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu, şirket sorumlusu olan sanığın sit alanı içerisinde bulunduğu sabit olan yer ile ilgili izin almaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu, üzerine atılı suçu işlediği, sanığın suça konu yeri 2006 yılı ve sonrasında yaptıkları bu nedenle zaman aşımının süresinin dolmadığı, 6498 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesinde öngörülen yaptırım miktarında sanık lehine herhangi bir değişiklik olmadığı anlaşılmakla, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın suça konu yerin sit alanı olduğunu bilmediğine, atılı suçu işlemediğine ilişkin yerinde görülmeyen savunmasına itibar edilmeyerek sanığın üzerine atılı 2863 sayılı Kanun’un 65/1 maddesinde düzenlenen suçu işlediği anlaşılmıştır.(Yar. 12. CD 2013/16419 E ve 2013/27420 s. Kararı) sanık hakkında sit alanı içerisinde ruhsatsız olarak yapı yapmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği, sanık hakkında 7 kez imar kirliliği suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde suça konu yerin sit alanı olduğu ve belediye sınırları dışında bulunduğu anlaşıldığından eylemin 2863 sayılı Yasa kapsamında kaldığı, suça konu yerin belediye sınırları dışında bulunduğu, eylemin 5237 sayılı Yasanın 184 maddesi kapsamında imar kirliliği suçunu oluşturmayacağı anlaşıldığından 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesinde düzenlenen suçtan ceza vermek gerekmiştir. Sanığın 2863 sayılı Kanunun 65/1 ve 5237 sayılı TCK’nun 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanık hakkında kurulacak hükmün sanığın sabıkasız olması, sanığa verilecek olan cezanın iki yıldan az hapis ve adli para cezası olması, sanığın bir daha suç işlemeyeceği yolunda mahkememizde olumlu kanı oluşması göz önünde bulundurularak hükmün ertelenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmektedir.
2. Sanık 25.04.2012 tarihli savunmasında; 2010 yılında Akuvaturda işe başladım, söz konusu yapılar zaten orada vardı, yeni birşey yapılmadı, önceden de yapılar orada mevcuttu, kıyıyı bozacak herhangi bir yapı da zaten mevcut değildir üzerime atılı suçlamayı kabul etmem, üzerime atılu suçtan beraatimi talep ederim dedi.” demiştir.
3. Sanık 17.10.2012 tarihli savunmasında; “Dava konusu yapı çok eskiden beri mevcut olan bir yapıdır, söz konusu yapınınn yeri ile bir balantısı olmayan geçici nitelikteki konteynır tipi yapılardır, bu nedenle sit alanına müdahale niteliğinde bir eylemin olduğunu düşünmüyorum, bu nedenle bu suçtan beraatimi talep ederim.” demiştir.
4. Sanık 24.11.2014 tarihli savunmasında; “Ben su ürünleri mühendisiyim. Olay tarihinde de .Su ürünlerinde görevli idim. 2012 yılında şirket yetkilisi idim. Şirket bu yeri 2004 yılında satın almış burada balık çiftlikleri bulunuyormuş, satın aldıkları denizdeki çiftlik karadaki yapılarıda kapsıyormuş, mevcut yapılarında üzerinde olduğunu bana söylemişlerdi. Ben işe başladığımda mevcut yapılar da vardı. Ben şirket yetkilisi olduktan sonra herhangi bir yapı yapmadım. Mevcut yapıların da … Valililğinin Tarım Bakanlığı ile ortaklaşa yaptığı bir çalışma sonucu hasat süresi bitinceye kadar kullanılmasına izin verildi. Bakanlıkça verilen gecici izin 2015 yılı Ocak ayında bitiyordu. Ben görevli olduğum süre içinde hiç bir şekilde mevcut yapılara müdahale etmedim. Zaten ben adı geçen işyerinden 17/10/2014 tarihinde ayrıldım. Şirket tarafından yetkilerimden azledildiğine dair tarafıma verilen belgeyi ibraz etmek istiyorum dedi. Sanık tarafından verilen Azillaname örneği alındı. Okundu. Talimat evrakına eklendi. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Söz konusu yeri suçtan önceki hale getirme yetkisi bana ait olmadığından eski haline ben getiremem dedi. Suçsuzum. Beraatimi talep ediyorum.” demiştir.
5. Mahkemece mahallinde 22.03.2013 tarihinde keşif icra edilmiştir.
6. Keşif neticesinde alınan fen bilirkişi raporu ile, dava konusu alanın I. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı, dava konusu yapıların bir kısmının 30 nolu parselde, bir kısmının ise deniz ve kumsalda kaldığı tespit edilmiştir.
7. Keşif neticesinde alınan mimar bilirkişi raporu ile, dava konusu yapıların sit alanında fiziki ve inşai müdahale niteliğinde olduğu, arazinin ekolojik yapısında bozulma meydana getirdiği, kıyı şeridindeki iskelelerde yapılan göz muayenesi ile renk değişimi ve solmalar, eskime durumu, parlaklık/solukluk, dökülmeler ve diğer teknik özellikler de dikkate alınmak suretiyle yapılan inceleme neticesinde, 1 nolu iskelenin 2006 yılından önce, 2 nolu iskelenin 2006 yılından sonra, her iki iskelenin de dava konusu yerin doğal sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edildiği 01.05.2000 tarihinden sonra yapıldığı tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan … vekilinin Temyiz İsteği Açısından
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 gün ve 65–69, 22.10.2002 gün ve 234–366, 04.07.2006 gün ve 127–180, 03.05.2011 gün ve 155–80, 21.02.2012 gün ve 279–55, 15.04.2014 gün ve 599-190, 28.03.2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden … Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Katılan … Bakanlığı ve Sanık Müdafinin Temyiz İstekleri Açısından 1.. Su Ürünleri Tic. San. A.Ş adına düzenlenen 23.08.2011 tarihli 17 sahife nolu yapı tatil zaptı ile kıyıda 1 adet demir sac kaplı iskele, 2 adet demir iskelet üzeri ahşap kaplı iskele yapıldığının, aynı tarihli 18 sahife nolu yapı tatil zaptı ile de 30-31 parsellerde 4 adet sac kaplı konteynır, tek katlı üstü sac kapalı jeneratör binası, soğuk hava deposu amaçlı tır dorsesi, 2 adet bekçi kulübesi bulunduğunun tespit edildiği, sanık hakkında asıl ve birleşen dosya iddianamesi ile imar kirliliğine neden olma suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, mahkemece dava konusu alanın I. derece doğal sit alanı içerisinde kalması nedeniyle sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan hüküm kurulduğu, sanığın aşamalardaki savunmalarında, bahse konu şirkette 2010 yılında göreve başladığını, 2014 yılında da şirket tarafından yetkilerinin azledildiğini, dava konusu yapıların şirkette göreve başladığı tarihte de mevcut olduğunu, şirket yetkilisi olduğu süre içerisinde herhangi bir yapı yaptırmadığını beyan ettiği, adı geçen şirket tarafından gönderilen yazıda 13.11.2010 tarihinde sanık …’ın, şirketin İnceburun şubesinde tesis yöneticisi olarak göreve başladığı, 05.01.2011 tarihli şirket yönetim kurulu kararı ile müdür olarak atandığının belirtildiği, dosya kapsamına sunulan 07.11.2014 tarihli noterde düzenlenen azilname ile de sanığın şirket tarafından yetkilerinden azledildiğinin anlaşıldığı, mahkemece mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan mimar bilirkişi raporu ile, dava konusu edilen yapılardan yalnızca iki adet iskelenin yapılış tarihine dair incelemede bulunulduğu, bilirkişi raporunda 1 nolu iskelenin 2006 yılından önce, 2 nolu iskelenin 2006 yılından sonra yapıldığının belirlendiği, ancak üçüncü iskele ile, sac kaplı konteynır, tek katlı üstü sac kapalı jeneratör binası, soğuk hava deposu amaçlı tır dorsesi ve 2 adet bekçi kulübesinin ne zaman inşa edildiğine ya da hazır olarak getirilip konulan yapı var ise hangi tarihte sit alanına konulduğuna dair herhangi bir tespitte bulunulmadığı anlaşılmakla, mahallinde inşaat bilirkişisi refakatinde yeniden keşif icrası ile, dava konusu tüm yapıların, yapıda kullanılan malzemelerin eskiliği, renkteki solmalar ve yıpranma durumu da dikkate alınarak, eski tarihli hava fotoğrafları ve uydu fotoğraflarından da faydalanmak suretiyle yapım tarihlerinin (suç tarihi) tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra, sanığın şirketi temsile yetkili olduğu tarihler de göz önüne alınarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Kabule göre de, mahkemece sanık hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına ve hapis cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresi belirlenmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Katılan … Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden … Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan … vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan … Bakanlığı Vekili ile Sanık Müdafinin Temyiz İstekleri Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B-1-2) bendinde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2015 tarihli ve 2014/60 Esas, 2015/47 Karar sayılı kararına yönelik katılan … Bakanlığı vekili ile sanık müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.05.2023 tarihinde karar verildi.