YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3863
KARAR NO : 2020/6079
KARAR TARİHİ : 17.11.2020
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Sanık … hakkında; TCK’nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2, 4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Sanık … hakkında; TCK’nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2, 4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ölenin 07.06.2010’da İnegöl Devlet Hastanesi dahiliye polikliniğinde gastrit tanısıyla tetkik edildiği, 09.06.2010 da genel cerrahi polikliniğinde değerlendirilerek yapılan endoskopide özefajit, pangastrit saptandığı, biyopsi yapıldığı, KÖS yetmezliği görüldüğü, gastro-özefagial reflü tanısı konduğu, 25.06.2010’da artrit, anemi tanısıyla muayene edildiği, 01.07.2010 ‘da gündüz saatlerinde göğüs ağrısı, terleme şikayetiyle gittiği acil polikliniğinde gastro-özefagial reflü tanısı ile muayene edilip molit amp ve ranitab amp enjeksiyonu yapıldığı, aynı gün göğüs hastalıkları polikliniğinde myalji ve akut bronşit tanısı ile muayene edildiği, akciğer grafisi çekildiği, muayene ve takip kartına göre 02.07.2010 günü saat 00:44’de İnegöl Devlet Hastanesi acil servisine tekrar başvurduğu, pratisyen hekim Dr…. tarafından kabul edildiği, tansiyonun düşük olduğu, EKG çekildiği, kardiyak enzim kan tahlili yapıldığı, serum takılarak takibe alındığı, saat 01:15’te o sırada başka bir vaka için acil serviste olan genel cerrahi nöbetçisi uzman doktor …’ün pratisyen hekim Dr….’in daveti üzerine hastayı muayene ettiği, sanık …’in beyanına göre tansiyon normale dönerse ve kardiyak enzim tahlil sonucu normal çıkarsa enjeksiyon yapmasının önerildiği, sanık …’in hastanın tansiyonunun takibini sağladığı, bu sırada hasta yakınlarının beyanına göre aşırı ağrı nedeniyle hastanın sürekli bağırmakta olduğu ve solunum sıkıntısının olduğu, kardiyak enzim tahlil sonucunun normal değerlerde çıktığı, ancak tansiyonun düzelmediği ve şikayetlerin devam ettiği, hastanın giderek ağırlaştığı, sanık …’in diğer sanık …’i telefonlar 02:45’te arayarak durumu aktardığı, sanık …’in hastada aort anevrizması olabileceğini söyleyip sevk yapılması gerektiğini söylediği, sanık …’in 02:50’de nöbetçi dahiliye uzmanı Dr. …’i arayarak acil servise davet ettiği, Dr….’in saat 03:10 civarı acil servise geldiği, hastayı muayene ettiği, EKG istediği, hastaya AMİ tanısı koyup tedaviye başladığı ve hastanın sevkini sağlamak amacıyla santralde telefon görüşmesi yaptığı sırada hastanın karpulmoner arreste girdiği, hemen resüstasyona alınıp resüste edildiği, ancak müdahaleye rağmen saat 05:30 da ex kabul edildiği olayda,
Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulunun 26/12/2012 tarihli raporunda “Dosya kapsamındaki 1 adet üzerinde 2.7.2010 tarihi saat: 0.29 AM kaydı bulunan EKG kaydının Kurumumuz Kardiyoloji Uzmanı Doç Dr Osman Karakaya tarafından yapılan incelemesinde; ” EKG nin sinüs ritminde olduğu, inferior derivasyonlarda ST elevasyonu olduğu, kalp hızının 68 olduğu, anterior prekordial derivasyonlarda R progresyon kaybı, ve V5- V6 da St elevasyonu olduğu ön tanı olarak akut koroner sendrom, infeior MI?, Anterior MI?” tesbit edildiği hususları dikkate alındığında kişinin ölümünün; myokard enfarktüsü ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin hastaneye getirildiği andan itibaren yapılan tıbbi işlemlerde Dr. Deniz Temel’in hastayı muayene ederek EKG çektirip hemogram, biyokimya ve kardiak panel enzimlerini istemiş hastayı acilde yatırarak takibe almış ve genel cerrahi konsültasyonu istemiş olmakla birlikte saat 3 de çekildiği bildirilen EKG kaydında enfarktüs bulgusu olduğu tarif edilmekle birlikte dosya kapsamındaki saat: 0.29 AM kaydı bulunan EKG nin kurumumuzca incelenmesinde de infarktüs lehine bulgular tespit edilmiş olduğundan kişinin hastaneye ilk gelişinde kardiak enzim sonuçlarına güvenilerek tanının konulamamış olduğu anlaşıldığından hastayı kabul eden pratisyen hekim Dr. Deniz Temel ve EKG kaydını inceleyene Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Op Dr …’ün kusurlu oldukları, kendisine haber verilmesinden itibaren hastaneye gelen ve enfarktüs tanısı koyarak tedaviye başlayan Dahiliye Uzmanı Dr. …’in eylemine kusur atfedilemeyeceğinin”,
Yüksek Sağlık Şürasının 18-19 Eylül 2014 tarih ve 13570 sayılı kararında “Dosyadaki bilgi, belge ve bulgular değerlendirildiğinde; hastane evraklarına göre reflü öyküsü, göğüs ağrısı ve soğuk terleme şikayeti ile acil servise başvuran ve Dr. … tarafından muayene edilen hastadan EKG, hemogram ve kardiyak enzim paneli istenmiş ve ardından Dr. …’ün de değerlendirmiş olduğu, her ne kadar saat: 03:00’de çekilmiş olduğu ifadelerde belirtilmiş olsa da hasta adının yazılmadığı ve 02.07.2010 tarihli saat: 00.29 AM kaydının örtüşmediği EKG’nin yapılan incelemesinde; “sinüs ritminde, inferior derivasyonlarda ST elevasyonu, kalp hızının 68, anterior prekordial derivasyonlarda R progresyon kaybı ve V5-V6’da ST elevasyonu olduğu, ön tanı olarak akut koroner sendrom, inferior MI?, anterior MI?” tespit edildiği, kardiyak enzim panelinin normal olduğu görüldüğü, klinik ve EKG bulguları myokard enfarktüsü lehine olan bu tür vakalarda hemen ilgili uzmanın çağrılması ve ilgili uzman tarafından da ivedilikle hastanın koroner yoğun bakımı olan ve primer PTCA veya trombolitik tedavi yapılabilen bir merkeze sevk edilmesi gerektiği, akut koroner sendromlarda şikayetler başladıktan 6 saat sonrasına kadar kardiyak enzimlerin anlamlı yüksek çıkmayabileceği bilindiğinden kardiyak enzimlerin normal olmasına bakarak enfarktüs tanısından uzaklaşılmasının tıp kurallarına uygun olmadığı cihetle Dr. … ve Dr. …’ün kusurlu oldukları”nın belirtildiği,
İdari soruşturma evrakı içinde fotokopisi bulunan Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulunun 25/01/2012 tarihli raporunda “yapılan konsültasyonlar sonucu myokard enfaktüsü tanısı konularak sevk edilirken öldüğü dikkate alındığında, zamanında müdahale edilmesinde dahi kurtulmasının kesin olmadığı” kanaatinin bildirildiği anlaşılmakla,
Olay günü saat 03:10 sıralarında davet üzerine acil servise gelerek hastaya müdahale eden nöbetçi dahiliye uzmanı olan Dr….’in tanık sıfatıyla ifadesi alınıp, acil servise gittiğinde kendisinden önce çekilmiş olan herhangi bir EKG kaydını görüp görmediği, gördüyse bunun dosyada mevcut saat 00:29’da çekilmiş görünen EKG olup olmadığı, kendisinin ayrıca yeni bir EKG çekilmesini isteyip istemediği, ayrı ayrı her iki EKG sonucunun ne olduğunun sorularak, dosyanın kül halinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilip, “zamanında müdahale edilse dahi hastanın kurtulmasının kesin olmadığına” ilişkin kanaat bildirilen Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulunun 25/01/2012 tarihli raporu ile diğer raporlar arasındaki çelişki giderilecek şekilde, sanıklar tarafından yapılan tetkik, muayene, tanı, tedavininin doğru olup olmadığı, tedavi sürecinde tıp kurallarına uymayan kusurlu bir davranışları olup olmadığı, kusurlarının olması halinde eylemleri ile meydana gelen ölüm neticesi arasında illiyet bağının olup olmadığına ilişkin raporu aldırılıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.