YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5312
KARAR NO : 2023/4733
KARAR TARİHİ : 02.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/142 E 2015/441 K
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin,12.11.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/441 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği;
1-Suç işleme kastı olmadığına,
2-Suça konu eşyanın niteliğini bilmediğine,
3-Hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel mahkemenin kabulü; “Sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, sanığın ikametinde yapılan 02.11.2014 tarihli aramada bahçe kısmında üzeri tahta parçaları ve eski kilim ile örtülmüş valiz şeklindeki çanta içerisinde üzerinde yabancı yazıların yazılı olduğu mermer görünümlü taş parçası bulunarak el konulduğu, alınan 03.11.2014 tarihli rapor uyarınca, söz konusu mermer kitabenin 2863 sayılı Kanun çerçevesinde korunması gereken kültür varlığı olduğu, kanun dışı bulundurulması ve haber verilmemesi takibat ve eserin müzeye teslimi gerektiği hususlarının tespit edildiği, yine dosya kapsamında mevcut 05.11.2014 tarihli rapor uyarınca, söz konusu mermer parçasının 2863 sayılı Kanun kapsamına giren kültür varlıklarından olduğu tespit edilerek müze müdürlüğünce teslim alındığı hususlarının tespit ve rapor edildiği, olaya özgü koşullar gözönüne alındığında sanığın atılı 2863 sayılı Kanun’un 5728 sayılı Kanun ile değişik 67 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında düzenlenen suçu işlediği anlaşılmıştır. Cumhuriyet Savcılığınca sanığın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talep olunmuş ise de, Yargıtay 12. Ceza Dairesi Başkanlığı’nın27.12.2012 gün, 2012/13422 esas, 2012/28736 karar sayılı ilamı göz önünde bulundurulduğunda, sanığın aşamalarda değişmeyen ve aksi ispatlanamayan savunmasında, “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğu belirlenen taşı 20-TL karşılığında Dilek kasabasından bir şahıstan aldım, bu kişinin ismini bilmiyorum, bu kişi sanayiye hurda götürüyordu, yün getirmiş, ben yünleri aldım, bana taşı alırmısın dedi, ben de almam dedim, paraya ihtiyacım var dedi, taşı indirdi, dönüşte alırım dedi, ben yünleri 15-TL ye aldım, bana sanayiden parça alacağını, 5-TL daha verirmisin dedi, ben de sadece ödünç olarak 5-TL verdim, ama taşı almadım, ben taşın tarihi eser olduğunu bilmiyorum, ben olay tarihinde bahçede incir işi yapıyordum, üstüne çuvallar denk gelmiş, benim saklama amacım olsa toprağa saklardım” beyan etmesi karşısında, eyleminin “haber verme sorumluluğuna aykırılık” suçunu oluşturduğu anlaşılmış ve sanığın 2863 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin birinci fıkrasından hüküm kurulmuştur. Sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca adli para cezasına çevrilmiş, Sanığın sabıkalı geçmişi ile yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmadığından, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına” dair hüküm kurulmuştur.
B. Sanık savunmasında; “Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, soruşturma sırasında verdiğim ifadeleri tekrar ederim, ben taşı 20-TL karşılığında Dilek kasabasından bir şahıstan aldım, bu kişinin ismini bilmiyorum, bu kişi sanayiiye hurda götürüyordu, yün getirmiş, ben yünleri aldım, bana taşı alırmısın dedi, ben de almam dedim, paraya ihtiyacım var dedi, taşı indirdi, dönüşte alırım dedi, ben yünleri 15-TL ye aldım, bana sanayiden parça alacağını, 5-TL daha verirmisin dedi, ben de sadece ödünç olarak 5-TL verdim, ama taşı almadım, ben taşın tarihi eser olduğunu bilmiyorum, ben olay tarihinde bahçede incir işi yapıyordum, üstüne çuvallar denk gelmiş, benim saklama amacım olsa toprağa saklardım, dolayısıyla benim tarihi eseri satın almak ve satmak gibi bir maksadım yoktu, zaten bu taşın tarihi eser olduğunu da bilmiyordum, başka bir diyeceğim yoktur, suçsuzum, beraatimi, eğer mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan tüm hükümlerin uygulanmasını talep ediyorum. dedi.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanığın ikametinde ve eklentilerinde uyuşturucu madde satımı yaptığına dair ihbar alınması üzerine 02.11.2014 günü arama kararına istinaden ikametinde arama yapıldığı, ikametin bahçe kısmında üzerinde tahta parçaları örtülmüş valiz içerisinde üzerinde yabancı yazı bulunan ve tarihi eser olabileceği değerlendirilen mermer görünümlü taş bulunduğu, 03.11.2014 tarihli ve 05.11.2014 müze müdürlüğü raporuna göre; suça konu mermer 2863 sayılı Yasa kapsamında korunması gereken kültür varlığı olduğunun tespit edildiği ve sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmakla;
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.06.2020 gün ve 2018/6-472-2020/262 sayılı ilamında, “sanık hakkında açılan kamu davasına katılma hakkı bulunan suçtan zarar görene 5271 sayılı Kanun’un 233 üncü maddesi uyarınca duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğ edilmesi ve aynı Kanun’un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan hakları kullanma imkanının tanınması gerekirken, bunun yapılmamasının, duruşmadan haberdar edilmeden yargılamaya devam edilerek delil sunma hakkı elinden alınan suçtan zarar gören yönünden hak kısıtlaması niteliğinde olduğunun” belirtilmesi karşısında, suçtan zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığı adına İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne duruşma günü usulüne uygun olarak bildirilip, davaya katılma imkanı sağlanmadan hüküm tesis edilmesi suretiyle aynı Kanun’un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Dava konusu eser üzerinde, üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bağımsız bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, mevcut durumu itibariyle bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgisi, tasnif ve tescile tabi, bildirim zorunluluğu olan, yani 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli kültür varlığı olup olmadığı tespit edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, dosyanın tarafı konumundaki Müze Müdürlüğünde görevli uzmanlar tarafından hazırlanan rapor hükme esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
Kabule göre de;
2863 sayılı Kanunun 23. maddesi kapsamında müzelik değer taşıyan, tasnif ve tescile tabi kültür varlıklarının, aynı Kanunun 75. maddesi uyarınca Müze Müdürlüğüne teslimine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, müsadereye yer olmadığına karar verilmesi,
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin,12.11.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/441 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.11.2023 tarihinde karar verildi.