Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2019/5467 E. 2023/553 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5467
KARAR NO : 2023/553
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİAsliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2012 tarihli ve 2012/116 Esas, 2012/349 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

2.2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, 2863 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına dair … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2012 tarihli ve 2012/116 Esas, 2012/349 sayılı kararının 21.06.2012 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 16.08.2012 tarihinde 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunu işlediği ve … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 25.12.2014 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2015 tarihli ve 2015/73 Esas, 2015/300 Karar sayılı kararı ile açıklandığı anlaşılmıştır.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği;
1.İki adet heykelciğin sahte olduğuna, bu nedenle suç teşkil etmediğine, bir adet taş şeklindeki eseri ise evinin bahçesinde bulduğuna,

2.Mahkemenin kararının yerinde olmadığına ve bozulması gerektiğine,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A.Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Toplanan deliller, yapılan yargılama, sanığın savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık …’ın aracında ele geçen parçalardan birini pazardan tanımadığı birinden kapı tokmağı olarak satın aldığını, diğer taş olan objeyi ise evinin önünde tesadüfen bulduğunu savunduğu, sanıkların aracında dedektörler, kürek, kazma, dürbün gibi tarihi eser aramak için kullanılan malzemelerin bulunduğu, sanığın sahte olduğu anlaşılan heykelcikleri satın aldığını belirtmesi birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleminin kültür varlığını satın almak olarak kabul edildiği gerekçesiyle, sanığın 2863 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiştir.

2.Sanık savunmasında; “Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Olay tarihinde …’e arkadaşım M.ile bana ait olan . plakalı araçla gezmeye giderken yol üzerinde jandarma görevlileri durdurdu. Araçta yapılan aramada bana ait olan iki adet metal ve bir adet taş olmak üzere toplam üç adet obje ele geçirildi. Ben bu objelerden metal olanların imitasyon olduğunu zannediyordum. Bunları ben … ilinde pazardan tanımadığım bir şahıstan kapı tokmağı olarak satın almıştım. Taş olan objeyi ise … ilinde Karaağaç köyünde ikametimin önünde tesadüfen bulmuştum. Tarihi eser olup olmadığı konusunda herhangi bir bilgim yoktur. Araçta ele geçirilen üç adet dedektörün ikisi bana aittir. Bir tanesi ise arkadaşım Muzaffer’e aitti. Yakalanan objelerle dedektörleri kendi rızamızla jandarmaya teslim ettik. Dedektörler genelde aracımda bulunur. Bu dedektörlerle özellikle …’e yer bakmaya gitmiyorduk. Bu dedektörlerin aracımda bulunma sebebi bazen bazı şahıslar rüyalarında dedelerinden, ninelerinden hazine kaldığını gördüklerini söyleyip, bizden bunların yerine bakmamızı istiyorlar. Bizde ücret karşılığı bu yerlere dedektörle hazine olup olmadığını araştırıyoruz. Bu nedenle dedektörler aracımda bulunur. Bu konu hakkında daha önce vermiş olduğum savunmalarımı tekrar ederim. Müştekinin zararını gidermedim. Hakkımda mahkumiyet yoluna gidilmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına bir diyeceğim yoktur.” demiştir.

3.Mahkemece dava konusu eserler üzerinde bağımsız bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, 13.04.2012 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile, iki adet büst şeklinde insan heykelciğinin sahte olduğu ve 2863 sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı, bir adet kurşun ağırlığın ise 2863 sayılı Kanun kapsamında tasnif ve tescile korunması gerekli kültür varlığı niteliğinde olduğu tespit edilmiştir.

IV. GEREKÇE
Olay günü kolluk ekipleri tarafından yapılan yol uygulaması sırasında sanık …’ın kullanımında olan . plakalı aracın durdurulduğu, araçta temyiz dışı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık .’in de olduğu, araçta yapılan aramada iki adet heykel ve bir adet obje ele geçirildiği, sanık …’ın aşamalardaki savunmasında, objelerden iki adetini kapı tokmağı olarak kullanmak üzere pazardan satın aldığını, bir adet taşa benzeyen objeyi ise ikametinin önünde tesadüfen bulduğunu beyan ettiği, temyiz dışı sanık Muzaffer’in savunmasında, araçta ele geçen eserlerle bir ilgisinin olmadığını beyan ettiği, mahkemece eserler üzerinde yaptırılan bağımsız bilirkişi incelemesi neticesinde 13.04.2012 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile, iki adet büst şeklinde insan heykelciğinin sahte olduğu ve 2863 sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı, bir adet kurşun ağırlığın ise 2863 sayılı Kanun kapsamında tasnif ve tescile korunması gerekli kültür varlığı niteliğinde olduğunun tespit ediliği, bu hali ile sanığın pazardan satın aldığını beyan ettiği iki adet eserin 2863 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı, ikametinin önünde bulduğunu beyan ettiği bir adet eserin ise anılan Kanun kapsamında kaldığı, sanığın da aşamalardaki savunmalarında, Kanun kapsamında kalan bu eseri bulmak suretiyle elde ettiğini söylemesi karşısında, eyleminin, 2863 sayılı Kanunun 67 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “haber verme sorumluluğuna aykırılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile aynı Kanunun 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2015 tarihli ve 2015/73 Esas, 2015/300 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.02.2023 tarihinde karar verildi.