YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8317
KARAR NO : 2020/5948
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hükümler : 1-Sanık … hakkında: CMK’nın 223/2-e maddesince beraat
2-Sanık … hakkında: TCK’nın 89/1, 89/2-b, 62/1, 51, 51/3, 51/7. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanık …’un beraatine, sanık …’ın mahkumiyetine ilişkin hükümler katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A-Sanık …’in beraatine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde,
Sanık …’in yetkilisi, inşaat mühendisi sanık …’ın şantiye şefi olduğu … Yapı Gıda Tuz. Tic. San. Ltd. Şti’nin … adresinde bulunan 4 katlı 16 dairelik bina inşaatında çalışan …’ın saat 15:45 sıralarında inşaatın ikinci katına tuğla dolu sepeti çekerken sağ elinin halatla sepet arasına sıkışarak yaralandığı olayda, mahkemece hükme esas alınan 09.09.2015 tarihli bilirkişi heyet raporu doğrultusunda sanığın inşaatta çalışan teknik bir eleman olmaması, inşaat işinin yapımını şantiye şefinin gözetim ve sorumluluğuna bırakarak inşaatı yapmaya çalışmış olmasından dolayı kusurlu bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından sanığın kusurunun bulunmadığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin önlemlerin alınmadığına, sanığın sorumlu olduğuna, tanık beyanlarına, bilirkişi raporuna, eksik incelemeye ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmün gerekçesinde sanığın kusursuz olduğu kanaatine varılarak beraatine hükmedilmesine rağmen, uygulama maddesi olarak CMK’nın 223/2-c maddesi yerine CMK’nın 223/2-e maddesi gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi;
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının A-1 bendi hükümden çıkarılarak yerine “Sanığın, yüklenen suç açısından taksirinin bulunmaması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine,” ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Sanık …’ın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesine gelince;
Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 89. maddesinin 1-2. fıkralarında düzenlenen ”taksirle yaralama” suçuna ilişkin olduğu, taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde gerçekleşecek olan taksirle yaralama suçu için TCK’nın 89. maddesinin 1. fıkrasında temel ceza miktarının ”üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK’nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ”Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan ”01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile; ”…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan ”…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle, kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ”mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ”Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması;
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı sair yönler incelenmeksizin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 11.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.