Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/10471 E. 2020/6492 K. 26.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10471
KARAR NO : 2020/6492
KARAR TARİHİ : 26.11.2020

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Taksirle Öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/2, 62/1, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf istemlerinin esastan reddi

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesi tarafından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik ”istinaf başvurularının esastan reddine” ilişkin 09.06.2020 tarihli, 2020/1447 Esas, 2020/1064 Karar sayılı karar sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Olay günü sevk ve idaresindeki hususi otobüs ile tarım işçilerini taşıyan sanığın, bölünmüş, çift şeritli, hız sınırının 90 km olduğu, meskun mahal dışı Devlet yolunda seyir halinde iken, hakimiyetini kaybederek sol şeritten sağa yönelen 63 metre lastik izi ile yol üzerinde kaymak suretiyle sağ yaya kaldırımına aracının sağ ön lastiği ile çarparak savrulması ve kaldırımdaki ahşap direk ile duvara çarparak devrilmesi şeklinde meydana gelen ve otobüste bulunan 4 kişinin ölümü ile birlikte sanıktan şikayetçi olan 4 kişinin de yaralanması ile sonuçlanan olayda;
Dosya içeriğine göre, dava dışı …’ye ait olduğu tespit edilen otobüsün olay günü tarım işine götürülen işçilerin çavuşu olan ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen … tarafından temin edilerek işçi taşınmasında kullanıldığı, olaya konu otobüsü kullanan ve …’in yanında şoför olarak çalışan dava dışı …’ün işi bırakması sebebiyle sanığın olay günü şoför olarak işçi çavuşu …’in yanında işe başladığı, daha önce otobüste şoförlük yapan …’ün beyanlarına göre; 1994 model olan otobüsün direksiyonunda hafif sağa çekme şeklinde arızanın bulunduğu, bu arızadan işçi çavuşu … haberdar olduğu gibi, …’ün araçtaki bu arızadan sanığı da haberdar ettiği ve seyir halinde iken hızının 60-70 kilometreyi geçmesi durumunda aracın direksiyonunun sağa çekmeye başlayacağını sanığa bildirdiği, sanığın da savunmalarında; işçi çavuşunun kendisine otobüsün 2-3 gün önce direksiyonundaki sağa çekme sebebiyle tamir geçirdiğini söyleyerek otobüste halen sağa çekme olup olmadığını sorduğunu, kendisinin önceki şoför tarafından aracın direksiyonundaki sorundan haberdar edildiğini ve işçi çavuşuna aracın direksiyonunda hafif bir sorun olduğunu söylediğini beyan ettiği; sanığın savunmalarına göre olay günü otobüs ile 4. viteste seyir halinde iken önünde bulunan minibüsü sollamak için sol şeride geçtikten sonra aniden otobüsün direksiyonunun aşırı şekilde sağa çekmesi sonrasında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kazanın gerçekleştiği, araç içinde bulunan yolcuların ise beyanlarında; sanığın kaza öncesi uyarılara rağmen süratli seyrettiğinin, araçta bulunan işçi çavuşu tarafından aracın arızalı olduğu ve yavaş seyretmesi konusunda uyarılmasına karşın süratini azaltmadığının belirtildiği; 23 yolcu kapasitesi bulunan otobüsün kaza tespit tutanağındaki tespitlere göre istiap haddinin 3 yolcu ile aşıldığı, sanık savunmaları ile yolcuların beyanlarına göre ise otobüsün tüm koltuklarının dolu olması sebebiyle 4-5 yolcunun koridora konulan plastik taburelerde seyahat ettiklerinin anlaşıldığı;
Tüm bu belirlemeler değerlendirildiğinde; kendi beyanına göre 20 yıldır şoförlük yapan sanığın, 23 yolcu kapasiteli olan araçta istiap haddi aşılacak şekilde kapasitesinin üzerinde bir sayıda yolcunun seyahat etmesine izin verdiği, her ne kadar sanık diğer tarım işçileri gibi işçi çavuşu …’in yanında şoför olarak çalışmakta ise de, aracın sevk ve idaresinin kendisinde olması sebebiyle istiap haddinin aşılmasına müsaade etmemesi gerektiği, yine aracın direksiyonunda bulunan ve tamire rağmen düzelmeyen sağa çekme şeklindeki arıza konusunda gerek önceki şoför gerekse de işçi çavuşu tarafından uyarılmasına ve belli bir limitin üzerinde bir hızla seyretmemesi konusunda birçok kez ikaz edilmesine rağmen, kazanın gerçekleşme şeklinden de anlaşıldığı üzere, mahal şartlarının üzerinde bir hızla önünde bulunan aracı sollamaya geçtiği sırada araçtaki mekanik arıza sebebiyle direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği, bu suretle, söz konusu arızadan haberdar olan sanığın, öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceği düşüncesi ile mahal şartlarının üzerinde bir hızla aracı kullanmaya devam etmek şeklindeki eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğu ve sanık hakkında TCK’nın 22/3. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması;
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 09.06.2020 tarih, 2020/1447 Esas, 2020/1064 Karar sayılı ”istinaf başvurularının esastan reddine” dair hükmünün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. madde ve fıkrası uyarınca BOZULMASINA; 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri ile hükmedilen ceza ve tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde serbest bırakılmasının sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına müzekkere yazılmasına, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı CMK’nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8. maddesi ile değişik 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için Silifke Ağır Ceza Mahkemesi’ne; kararın bir örneğinin de Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi’ne iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE, 26.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.