YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11463
KARAR NO : 2023/1731
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Beraat
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2015 tarihli ve 2015/113 Esas, 2015/1067 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.11.2020 tarihli, 2016/190629 sayılı ve onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken beraate dair hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemenin Kabulü
“İddia, sanık savunması, keşif, bilirkişi raporları, soruşturma evrakı ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, alınan bilirkişi raporuna göre davaya konu Turlu Köyü, 120 ada 227 parsel nolu alanda bulunan, Şehzade höyüğüne ait yerin 1. derece arkeolojik sit alanı olduğu, sanığın söz konusu alanda tarımsal faaliyet yaparak 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediği iddiası ile cezalandırılması amacıyla kamu davası açıldığı, davaya konu yerin yapılan keşiften de anlaşıldığı üzere sanığa ait olduğu, her ne kadar söz konusu yer sit alanı ilan edilmiş ise de, sanığın kendisine ait araziyi kullandığı, sanığın kendisine ait araziyi tarımsal faaliyette kullanmanın suç olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca sanığın anayasal olarak verilen mülkiyet hakkını kullandığı herhangi bir yapı yapmadığı, sadece arazisini tarımsal amaçlı kullandığı, aksi düşünüldüğünde kişilerin mülkiyetini kullanmasının imkansız hale geleceği, bu durumun da anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına aykırı olduğu anlaşılmakla; sanığın üzerine atılı suçla ilgili olarak suç işleme kastı ile hareket etmediği ve atılı suçla ilgili olarak herhangi bir kast ve taksirinin bulunmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatına karar verilmiştir.”
2. Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 11.06.1983 gün ve A – 4399 sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli Turlu (…) Höyüğü’nde kain, sanık …’ın maliki olduğu 227 no’lu parselde tarımsal faaliyette bulunulduğunun 31.12.2014 tarihli tutanak ile tespit edildiği anlaşılmıştır.
3. … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.01.2015 gün ve 2015/157 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında, araziye buğday ekerek tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verdiği iddiasıyla 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan dava açılmıştır.
4. Sanık savunmasında, suça konu arazinin babasından kaldığını, tapulu olduğunu, buğday ektiği yerin sit alanında kaldığını bilmediğini, suç kastının olmadığını beyan etmiştir.
5. Mahkemece 19.10.2015 tarihinde yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan 22.10.2015 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda, parselin tamamında geçmiş yıllarda hububat tarımı yapıldığı, halihazırda herhangi bir hububat ekimi olmadığı, toprak işlemesi yapılmış boş tarla olduğu belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “2014” olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
B. Olay yerinde arkeolog ve fen bilirkişi refakatinde yeniden keşif yapılarak, suça konu müdahale nedeniyle 1. derece arkeolojik sit alanının zarar görüp görmediğinin, bitki örtüsünde tahribat ve ekolojik dengede bozulma olup olmadığının tereddütsüz şekilde belirlenmesi, sonucuna göre zararın varlığı halinde, “tescil edilen sit alanının zarar görmesine kasten sebebiyet verme” suçundan; zararın yokluğu halinde ise, “izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunma” suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve “sanığın kendisine ait araziyi kullandığı, sanığın kendisine ait araziyi tarımsal faaliyette kullanmanın suç olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca sanığın anayasal olarak verilen mülkiyet hakkını kullandığı herhangi bir yapı yapmadığı, sadece arazisini tarımsal amaçlı kullandığı aksi düşünüldüğünde kişilerin mülkiyetini kullanmasının imkansız hale geleceği, bu durumun da anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına aykırı olduğu” gerekçesiyle sanığın beraatine hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2015 tarihli ve 2015/113 Esas, 2015/1067 Karar sayılı kararırına yönelik katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.