Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/3526 E. 2023/1739 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3526
KARAR NO : 2023/1739
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden katılan vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

… Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2015/365 Esas, 2015/879 Karar sayılı kararının mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2015/365 Esas, 2015/879 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.08.2020 tarihli ve 2016/78684 sayılı, ret- onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan vekilinin temyiz isteği;
1.Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna,

2.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

3.Diğer temyiz sebeplerine,

İlişkindir.

B. Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteği;
1. Sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna,

2. Cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine,

3. Diğer temyiz sebeplerine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Her ne kadar sanık … hakkında, 2863 sayılı Kanun’un 74 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kültür varlıkları bulmak amacı ile izinsiz olarak kazı yapmak suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, evinde bulunan dedektörün izinsiz kazı, sondaj yaptığını ispat etmediğini ve bu yönde yerleşik Yargıtay kararları ışığında sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, takdiri ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği belirtilmiştir.

2. Sanık savunmasında; “Önceki savunmalarımı tekrar ederim, ekleyeceğim bir husus yoktur, olay tarihinde jandarma gelerek evimde arama yaptı, yapılan arama sonucunda herhangi bir suç unsuruna rastlanılamadı, benim evimde faturalı dedektörüm vardı, bununla zaman zaman stres atmak için araziye çıkarım, benim dedektörüm her türlü metale öter bir nevi dedektördür, arazide metal para ve metal eşya ararım, ancak hiç bir şekilde kazı yapmadım, izinsiz define aramadım.” demiştir.

IV. GEREKÇE
A. Mahalli Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Açısından
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.02.2020 tarihli ve 2017/8-948 Esas, 2020/162 sayılı kararında belirtildiği üzere, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığının resmen ilan edilmesinden önceki evrede aleyhine temyiz yoluna başvurulan kararlar söz konusu olduğunda, diğer bir ifadeyle 1412 sayılı Kanun’un 305 ila 326 ncı maddelerinin uygulanması gereken hâllerde, o yer Cumhuriyet savcılarının duruşmalarına iştirak etmediği asliye ceza mahkemesi kararlarına yönelik temyiz sürelerinin de bu Kanun’un 310 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kıyasen uygulanmak suretiyle belirlenmesi ve bu sürenin “tefhim tarihinden itibaren bir ay” olduğunun kabul edilmesi gerektiği; 6217 sayılı Kanunun 26 ıncı maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 3 üncü madde uyarınca mahalli Cumhuriyet savcılarının, duruşmalarına iştirak etmedikleri Asliye Ceza Mahkemesi kararlarına karşı, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kıyasen uygulanmak suretiyle, tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz kanun yoluna başvurabilecekleri, temyiz süresinin görüldü ile değil tefhimle başlayacağı, 5320 sayılı Kanuna 12.12.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6572 sayılı Kanunun 45 inci maddesi ile eklenen geçici 9 uncu maddesine göre, 31.12.2019 tarihine kadar Asliye Ceza Mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmayacağının, ancak, verilen hükümlere karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesi amacıyla dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceğinin belirtildiği, 12.12.2014 ve sonrasında duruşmalara Cumhuriyet savcısı katılamayacağından, mahalli Cumhuriyet savcıları yönünden temyiz süresinin tefhimden itibaren 1 ay, 01.01.2014 ve 12.12.2014 tarihleri arasındaki hükümlerde ise temyiz süresinin tefhimden itibaren 1 hafta olduğu, incelenen dosyada hüküm duruşmasına katılmayan mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından 22.10.2015 tarihinde verilen hükme karşı 07.12.2015 tarihinde yapılan temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmıştır.

B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Açısından
1.Olay günü kolluğa, sanığın eski yerleşim yerlerinde dedektörle arama ve kazı faaliyeti icra ettiği, bulduğu eserlerin evinde bulunduğu yönünde gelen ihbar üzerine kolluk ekiplerince sanığın evinde arama yapıldığı, evin arka kısmında samanlık ve ardiye olarak kullanılan alanda iki adet dedektör ele geçirildiği, sanık hakkında kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, sanığın savunmasında kazı yapmadığını beyan ettiği, kolluk ekiplerince herhangi bir kazı çukuru tespit edilmediği, yalnızca evinde dedektör bulunmasının sanığın kazı yaptığını ispata değer nitelikte olmadığı anlaşılan dosya kapsamında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
A. Mahalli Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Açısından
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, hüküm duruşmasına katılmayan mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından 22.10.2015 tarihinde verilen hükme karşı tefhimden itibaren 1 aylık kanuni süre geçtikten sonra 07.12.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 310 ve 317 nci maddeleri gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Açısından
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2015/365 Esas, 2015/879 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.05.2023 tarihinde karar verildi.