Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4558 E. 2023/1652 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4558
KARAR NO : 2023/1652
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Şanlıurfa 3.Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2015/233 Esas, 2016/8 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 2 yıl süreyle sürücü belgesinin geçici olarak el konulmasına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.09.2020 tarihli ve 2016/103236 sayılı temyiz istemlerinin reddiyle onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğuna ve bilirkişi raporlarının hükme esas almaya elverişli olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Mahkemece, ”Mağdur … hakkında Şanlıurfa Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02/04/2015 tarihli rapordan; Kişide tarif edilen pnömosefali, travmatik SAK, sağ frontopariyetal akut subdural hemaorajiye neden olan yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücudunda kemik kırığı tariflenmediği tespit edilmiştir.

İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 27/10/2015 tarihli raporundan; Sanık sürücü …’in olayda asli kusurlu, Mağdur sürücü …’ın olayda tali kusurlu, Maktül …’ın ise olayda kusursuz olduğu tespit edilmiştir.

Olay tarihinde şikayetçi …’ın kullandığı ve kardeşi maktulün arkasında bulunduğu motosiklet ile seyir halinde oldukları sırada motosikletin arkasından toros marka bir aracın çarpması sonucu maktulün vefat ettiği, mağdur …’in ağır şekilde yaralandığı, bilahare yapılan çalışmalarda kazayı yapan aracı kullanan kişinin sanık olduğunun tespit edildiği, sanığın kendi ikrarı ile olay tarihinde eğlence yerine gittiği, alkol aldığı, bayanlarla eğlendikten sonra ayrıldığı, yolda giderken birşeylere çarptığını ancak bunu daha ileride aracını durdurup baktığında anladığını beyan ettiği, alınan adli tıp trafik ihtisas dairesi raporuna göre sanığın asli kusurlu olduğu, ayrıca alkol aldığı ve olay sırasında neye çarptığını anlayamayacak kadar kendini kaybetmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın bilinçli taksirle kazaya neden olarak taksirle maktulün ölümüne, mağdur …’ın yaşımını tehlikeye sokacak derecede yaralanmasına neden olduğu gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.”

Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.Olay tarihli kaza tespit tutanağında ve 18.03.2015 tarihli Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlatılan trafik polis memuru bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporda, sanığın güvenli takip mesafesinden seyretmemek ve kazayı yetkililere bildirmemek kusurunu işlediğinden bahisle tam kusurlu olduğuna değinilmiştir.

3.Mahkemece aldırılan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi 27.10.2015 tarihli raporda, sanığın idaresindeki aracıyla, gece vakti, aydınlatması olan yerleşim yerinde, bölünmüş parke kaplı caddede seyrederken, yol içinde önünde duraklamakta olan motosikleti fark etmeksizin, arkadan çarpmasıyla, sanığın asli kusuruyla neticeye sebep verdiği bildirilmiştir.

4.12.12.2014 tarihli ölen 2002 doğumlu …’ın ölü muayene tutanağında,
”…
Kişinin ölümünün maruz kaldığı genel beden travması zemininde meydana gelen beyin parankim kanaması, travmatik sak, beyin ödemi ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği kanaatindeyiz
…”
Denilmektedir.

5. 2000 Doğumlu mağdur …’ın kati adli muayene raporu dosyada mevcuttur.

6.Sanık aşamalarda, olay günü … plakalı station tipli toros marka … ile çarşıda gezdikten sonra … Kafe isimli eğlence yerine gittiğini, burada 3-4 adet bira ile 3-4 duble rakı içtiğini, bir süre eğlendikten sonra aynı araçla Viranşehir istikametinde … Petrole gitmek için seyir halindeyken, bir şeye çarptığını, kendisinin bunu fark ettiğinde … Petrolün önüne geldiğini, aracını kontrol ettiğinde, sağ farının kırılmış, sağ ön camının bükülmüş ve sağ çamurluğun eğrilmiş olduğunu gördüğünü, ertesi gün aynı yola tekrar gelerek neye çarptığını anlamaya çalıştıysa da yerini tam hatırlayamadığından bunu anlayamadığını, iki kişiye çarptığını polislerin söylemesi üzerine öğrendiğini, olay günü alkol aldığından olayı hatırlamadığını beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanığın gözaltında geçirdiği sürenin, 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi uyarınca hükmedilen cezasından mahsup edilmesine karar verilmemiş ise de, bu hususun infaz aşamasında değerlendirilebileceği dikkate alınarak bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanık idaresindeki otomobille, meskun mahalde, gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu, bölünmüş parke kaplı karayolunda seyrederken, önünde bulunan motosikletliye arkadan çarpmasıyla, asli kusuruyla, bir kişinin ölümüne ve bir kişinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olaya ilişkin mahkemenin kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 3.Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2015/233 Esas, 2016/8 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2023 tarihinde karar verildi.