Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4560 E. 2023/212 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4560
KARAR NO : 2023/212
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Digor Asliye Ceza Mahkemesinin, 29/01/2016 tarihli ve 2015/104 Esas, 2016/16Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 ncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 12.100,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28/09/2020 tarihli ve 2016/145357 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri;
1.Sanığın görme kusuru bulunduğuna, mahkemece bu hususun araştırılmadığına ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,

2.Mahkemenin oluşa yönelik kabulüne ve ölenin asli kusurlu olmadığına,

3.Sanığın hız sınırlarının üzerinde seyrettiğine ve bilinçli taksir unsurlarının kararda tartışılması gerektiğine,

4.Sanık hakkında tayin edilen cezanın az olduğuna, takdiri indirim nedenleri bulunmadığından 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanamayacağına, sonuç ceza olarak adli para cezasına hükmedilmesinin hukuku aykırı olduğuna,

5.Diğer temyiz nedenlerine,
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
Olay günü sanığın sevk ve idaresindeki … plaka sayılı … ile … ilçesinden … istikametine seyir halindeyken saat 14:30 sıralarında yaya …’e çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda kaza yerinde bulunan tanıkların sözlü ifadeleri ve kaza yerinde yapılan incelemeler ve dosya kapsamında mevcut bulunan bilirkişi raporları doğrultusunda sanığın olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunun kabul edildiği belirtilmiştir.

2.Sanık aşamalardaki beyanlarında, kazadan önce 70-80 km hız ile seyrettiğini, kaza mahalline geldiğinde sağında bulunan bir … önünden ani şekilde önce orta yaşlı bir kadının yola fırladığını, hızını keserek frene hafifçe bastığını akabinde bu kişinin kendisini sola doğru attığını yoluna devam ettiği esnada kız çocuğunu aniden yola fırladığını kazanın bu şekilde meydana geldiğini, pişman olduğunu belirtmiştir.

3.Katılanlar sanıktan şikayetçi olduklarını ve davaya katılmak istediklerini beyan etmiş olup mahkemece katılma kararı verilmiştir.

4.Kaza tespit tutanağında; kaza yerindeki azami hız limitinin 90 km/saat olduğu, havanın açık, zeminin kuru, olay mahalli yolun düz, eğimsiz olduğu, yolda çalışma ve tali yol trafik levhası, sola viraj trafik levhası ile yön levhasının bulunduğu belirtilmiş olup kazanın oluşumunda taraflara kusur atfında bulunulmamıştır.

5.Soruşturma aşamasına ait dosyanın tevdii üzerine düzenlenen 20/08/2015 tarihli Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin raporunda, yönetimindeki aracın hızını mahal şartlarına göre ayarlamayan, ön ilerisinde yol çalışması olduğunu gördüğünde aracının hızını azaltarak daha müteyakkız seyretmesi gerekirken bu hususa gereken özeni göstermeyen, bu haliyle yolun sağ kenarında park halinde olan aracın arkasından kontrolsüz biçimde kaplamaya giren çocuk yayaya aracının sağ ön kısmı ile çarpan sanığın olayda tali kusurlu olduğu, yaya küçüğün ise karşısına geçmek istediği taşıt yolunun trafik yoğunluğunu ve bu yol üzerinde seyir halinde bulunan araçların hızını ve yakınlığını dikkate alıp yolu etkin şekilde kontrol etmesi, bu yol üzerinde seyir halindeki araçlara ilk geçiş hakkını bırakması ve karşıya geçiş için en uygun zamanı beklemesi gerektiği halde, can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde yerleşim yeri dışındaki mahalde, park halindeki aracın arkasından kontrolsüzce yola girip, hızlı biçimde seyir halinde olan sürücü … yönetimindeki otomobilin sadmesine maruz kaldığı olayda, dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketlerinin oluş üzerine asli etkili olduğu belirtilmiştir.

6.Kovuşturma aşamasına ait yapılan keşif üzerine düzenlenen 13/10/2015 tarihli bilirkişi raporu ile dosyanın tevdii ile düzenlenen 21/12/2015 tarihli üç kişilik bilirkişi heyet raporunda, yol çalışmalarının yapıldığı kesime yaklaşırken hızını azaltması gerekirken aksine hareketle mevcut seyir hızı ile olay yerine yaklaşan sanığın tali kusurlu , can güvenliğini sağlayacak düzeyde yeterli olarak yolu kontrol etmeksizin kaplamaya giren yayanın ise asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.

7.Maktulün kesin ölüm sebebini belirleyen, Digor Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15/07/2015 tarihli ölü muayene tutanağında kişinin ölümünün ” …trafik kazası sonucu kafa bölgesinde oluşan darbe, sol femur kırığı, kan kaybı sonucu oluşan çoklu organ yetmezliği ve buna bağlı dolaşım ve solunum yetmezliği” sonucu meydana geldiği görüşü belirtilmiştir.

8.Sanık …’a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
Mahkemenin kabul ve takdiri hukuka uygun bulunmakla,

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih 2017/463 esas 2018/20 karar sayılı ve 23/01/2018 tarih 2015/962 esas 2018/16 karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi yerine 5275 sayılı Kanunun 106/3.maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.

1.Sanığın Görme Kusuru Bulunduğuna, Mahkemece Bu Hususun Araştırılmadığına ve Eksik İnceleme ile Hüküm Kurulduğuna ilişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Katılanlar vekilince iddia edilen durumu ilişkin yazılı bilgi, belge sunulmadığı bu yönde tanık beyanı bulunmadığı dikkate alınarak esas mahkemenin ilgili hususun araştırılması talebi hakkında ” Katılan ve katılanlar vekilinin sanığın görme kusuru ile ilgili olarak bulunmuş oldukları talebi yerinde görülmediğinden (sanığın ehliyet sahibi olduğu, ve elhiyetin devletin resim kurumu tarafından verildiği, ve görme kusuru ile ilgili olarak tespitin zaten yapılmış olduğu anlaşıldığından) yargılamanında geçikmesine mahal vermemek için AİHS madde 6 uyarınca makul sürede yargılamanın bitirilebilmesi için talebin reddine karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olundu ” şeklindeki gerekçesi yeterli ve hukuka uygun bulunduğundan , hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Mahkemenin Oluşa Yönelik Kabulüne ve Ölenin Asli Kusurlu Olmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Olay ve olgular başlığı altında yer verilen ve oluşa uygun bulunan Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin 20/08/2015 tarihli raporu, keşif üzerine düzenlenen 13/10/2015 tarihli bilirkişi raporu ve dosyanın tevdii ile düzenlenen 21/12/2015 tarihli üç kişilik bilirkişi heyet raporunda yaya küçüğün olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunun bildirildiği anlaşılmakla, mahkemenin oluşa ve sanığın tali kusurlu bulunduğu yönelik kabulü yerinde bulunduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Sanığın Hız Sınırlarının Üzerinde Seyrettiğine ve Bilinçli Taksir Unsurlarının Kararda Tartışılması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Olay ve olgular başlığı altında yer verilen ve oluşa uygun bulunan Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin 20/08/2015 tarihli raporu, keşif üzerine düzenlenen 13/10/2015 tarihli bilirkişi raporu ve dosyanın tevdii ile düzenlenen 21/12/2015 tarihli üç kişilik bilirkişi heyet raporunda sanığın hızına ilişkin teknik anlamda tespit bulunmadığı, kaza tespit tutanağı ve olay yeri inceleme tutanağında sanığın kullandığı araca ait fren izi tanımlanmadığı ancak yayanın çarpma noktasından 20-30 metre uzağa savrulduğu dikkate alındığında sanığın azami hız sınırının üzerinde seyrettiği ancak Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, bilinçli taksire yer verecek nitelikte mahal şartlarının iki katını aşan bir hızda seyrettiğine dair bilge, belge olmadığı dikkate alındığında, esas mahkemenin sanığın taksirle hareket ettiği yönündeki kabulü hukuka uygun bulunduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4.Sanık Hakkında Tayin Edilen Cezanın Az Olduğuna, Takdiri İndirim Nedenleri Bulunmadığından 5237 sayılı Kanun’un 62 nci Maddesinin Sanık Hakkında Uygulanamayacağına, Sonuç Ceza Olarak Adli Para Cezasına Hükmedilmesinin Hukuku Aykırı Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünde
Olay ve olgular başlığı altında yer verilen ve oluşa uygun bulunan Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin 20/08/2015 tarihli raporu, keşif üzerine düzenlenen 13/10/2015 tarihli bilirkişi raporu ve dosyanın tevdii ile düzenlenen 21/12/2015 tarihli üç kişilik bilirkişi heyet raporunda tali kusurlu olduğu belirtilen sanık hakkında “Sanığa verilen cezadan, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, nedeniyle” denilerek, sanık hakkında üzerine atılı taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 605 tam gün adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi ile 52 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca günlüğü 20,00TL den 12.100,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesine ilişkin esas mahkemenin kabulü hukuka uygun bulunmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5.Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

2. Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında TCK’nın 50/4. maddesinin gösterilmemesi hukuka aykırı bulunmuş olup, Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (5) numaralı bölümünün (2) numaralı bendi ile açıklanan nedenle, Digor Asliye Ceza Mahkemesinin, 13/09/2022 tarihli ve 2022/411 Esas, 2022/641 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 3. Paragrafında yer alan “TCK’nın 50/1-a maddesi” ibaresinden önce gelmek üzere “5237 sayılı Kanun’un 50/4.maddesi delaletiyle ” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2023 tarihinde karar verildi.