Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4585 E. 2023/1114 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4585
KARAR NO : 2023/1114
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.01.2016 tarihli ve 2015/99 Esas, 2016/5 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.09.2020 tarihli ve 2016/150745
sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri;
1.Sanığın meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlüğünü yerine getirmeyerek ölüme neden olduğuna,

2.Diğer temyiz nedenlerine,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Katılan … sevk ve idaresindeki otomobil ile olay günü saat 18:00 sıralarında … – … yolunun Yassıcabel Köyü yol kavşağından …’a doğru ilerlediği sırada yolun solundan orta refüje geçerek yola aniden çıkan ve sanık …’a ait olan ….kulak küpe numaralı büyükbaş hayvana aracının sağ ön tarafıyla çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında arabanın sağ ön koltuğunda bulunan Havva Ulusoy’un olay mahallinde öldüğü, …’un da basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde yaralanması şeklinde meydana gelen olayda, büyükbaş hayvanın sanığın öngöremeyeceği bir şekilde kaçarak kazaya sebebiyet verdiğinin kabulü ile sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

2.Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve kovuşturma aşamasında; ”Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, celse öncesi yazılı savunmalarımı dosyaya sunmuştum, yazılı savunma içeriğini aynen tekrar ediyorum, öncelikle beraatime, mümkün olmadığı taktirde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ediyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.Katılan …; ”Olay tarihinde amcamın kız kardeşinin vefatı nedeni ile Kangal ilçesinden … merkezine 58 LA 479 plakalı aracımla seyir halindeydim. Araçta benimle birlikte eşim Zeycan, abimin hanımı Nevin Taşlık, yengem Havva Ulusoy vardı. Aracın ön koltuğunda Havva oturuyordu. Aracı geriden gelen cenaze araçlarını beklemek amacıyla yol denetim istasyonuna çektim. Burada yarım saat bekledikten sonra yoluma devam ettim. Aracımın önünde bir tır geçiyordu. Tır ile aramızda 50-60 metre mesafe vardı. Benim aracımın hızı tahminimce 50 km civarındaydı. Yolda seyir halinde devam etmekte iken birden aracımın ön tarafına bir düve çıktı ve aracımın üstünden takla attı. Ben frene bastım. Ön … kırıldı. O esnada Havvada ön koltukta oturuyordu. Kendisini kontrol ettiğimde ses gelmiyordu kendisinden. Daha sonra polis ekibi geldi ve ilk müdahaleyi yaptı. 112 acil servis arandı ve bizleri hastaneye götürdüler. bana karşı işlenen suçtan ve hayvanı başı boş bırakan kişilerden şikayetçiyim. Uzlaşmak istemem. Davaya katılmak isterim…” şeklinde beyanda bulunmuştur

4.Tanık Fevzi Üzgör; ”Olayla ilgili Jandarmada beyanda bulunmuştum, bu beyanım doğrudur, ben büyükbaş hayvan satımı ile geçimimi sağlarım, geçen yıl kurban bayramında sanık …’a ve hissedarlarına büyükbaş hayvan satmıştım, bu sattığım hayvanın daha sonra bir kazaya karıştığı söylendi, kazadan sonra hayvanı gördüm, küpe numarasına da baktım, sarı ala renkli kazaya karışan ve küpe numarasını incelediğim hayvanın … ve Vahdet Coşkun’a sattığım hayvan olduğunu teşhis ettim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

5.Tanık …; ”Sanık …’ı tanırım, kendisi ile kurban bayramı için ortak kurban almıştık, pazardan aldıktan sonra birlikte arabaya yükledik, daha sonra ben kendi evime gittim, sanık … kurbanı kendisi evine götürebileceğini söylemişti, daha sonra kurban bakmak için Orhan’ın evine gittiğimde kurbanın kaçtığını söyledi, daha sonra bir kurbanlık hayvanın ana yolda çarpıldığını söylediklerinde sanık … bu hayvanın fotoğraflarını çekmiş, baktığımda bize ait olan kurbanlık hayvanın bu olmadığını anladım, bizim hayvanımız boz renkli ufak bir düveydi, çarpılan hayvan ise alaca başka bir hayvandır, benim olayla ilgili görgüm ve bilgim bundan ibarettir.” şeklinde beyanda bulunmuştur

6. …’un kesin ölüm sebebini belirleyen, … Cumhuriyet Başsavcılığına ait 04.10.2014 tarihli ait ölü muayene ve otopsi tutanağında; …’un genel vücut travmasına bağlı olarak gelişen çoklu kot kırıklarının eşlik ettiği servikal 4. vertebra korpus kırığı, medulla spiralis hasarı, iç organ yaralanması, büyük damar yaralanması ve iç kanama sonucunda meydana geldiğinin tespit edildiği görülmüştür.

7.Kaza tespit tutanağında; kazaya karışan büyükbaş hayvan sahibinin, hayvanı serbest bırakmasından dolayı kaza meydana gelmiştir. Meydana gelen kazada katılan …’un herhangi bir kusuru bulunmamaktadır.

8.Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilmiş olan 16.01.2015 tarihli raporda; sanığın hayvanı emniyetli şekilde evinin bahçesine bağlamadığı, hayvanın kaçmaması için gerekli tedbirleri almadığı olayda dikkatsiz ve özensiz davrandığından asli kusurlu olduğu, katılan …’un ise yönetimindeki otomobil ile yerleşim yeri dışı yolda seyrini mahal şartları, yol durumu, trafiğin akışına göre ayarlamadığı, yolda görmüş olduğu hayvana çarpmadan evvel etkili fren ve direksiyon tedbiri almadığı olayda dikkatsiz ve özensiz davrandığından tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.

9.Keşfe binaen tanzim edilen 26.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’un 69. maddesini (yerleşim birimleri dışındaki karayolunda, taşıt yolu üzerinde zorunlu haller dışında hayvan bulundurmak, karayollarının yasaklanmamış kesimlerinde ise hayvanla çekilen veya elle sürülen araçları, hayvanları, hayvan sürülerini ve binek hayvanlarını trafik kurallarına uymadan sürmek ve bunları …. başıboş bırakmak yasaktır.) kuralını ihlal etmesi sebebiyle asli kusurlu olduğu, katılan …’un ise aracın hızını görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması sebebiyle tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.

10.Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilmiş olan 25.12.2015 tarihli raporda; büyükbaş hayvanın sahibi sanığın, bulunduğu yerden kaçmasını engelleyecek gerekli tedbiri almadığı sahibi olduğu hayvanın, hız limitinin yüksek olduğu bariyerli yolda önüne çıktığı …’un idaresindeki otomobil tarafından çarpıldığı ve otomobildeki yolcu …’un hayatını kaybetmesiyle neticelenen olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle asli kusurlu olduğu, …’un ise hız limitinin yüksek olduğu bariyerli yoldaki nizami seyri sırasında, olay yerinde aniden önüne çıkan büyükbaş hayvana çarptığı bu oluş şartlarındaki olayda, olay yeri ve oluş şartları dikkate alındığında kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.

11. Sanığa ait güncel adli sicil kayıtları ve nüfus kayıtları Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
03.10.2014 günü saat 17:30 sıralarında katılan …’un sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahal dışı, bölünmüş, 110 km/saat hız sınırının bulunduğu düz ve eğimsiz asfalt yolda seyir halindeyken, yolun orta refüj kısmından geçerek yola çıkan büyükbaş hayvana çarpması sonucu aracın içinde sağ ön koltukta oturan yolcu …’un öldüğü, katılan …’un ise basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde yaralandığı olayda,

5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde “kanunda tanımlanmış haksızlık” olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hallerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir.

5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde taksir; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için birtakım önlemler alma ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama mecburiyetinden doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç, bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirmekte, fail; dikkatli, tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılmaktadır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen, sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.

Ceza Genel Kurulunun birçok kararında vurgulandığı ve öğretide de benimsendiği üzere taksirli suçlarda aranması gereken hususlar;
1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,

2- Hareketin iradi olması,

3- Sonucun istenmemesi,

4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,

5- Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması,

Şeklinde kabul edilmektedir.

Uyuşmazlığa konu olay özelinde, beşinci bentte yer alan neticenin öngörülebilir olmasına rağmen öngörülememiş olması şartı üzerinde ayrıntılı olarak durmakta fayda vardır.

Taksirle gerçekleştirilen bazı eylemlerin suç olarak tanımlanıp cezai yaptırıma bağlanmasıyla, insanların gittikçe yoğunlaşan ve karmaşık hâle gelen toplum hayatı içinde daha dikkatli davranmalarının temin edilmesi amaçlanmaktadır. Kanun ve ortak hayat tecrübesinin sonucu olarak kendisine toplum tarafından yüklenen dikkat ve özen görevini ihlal eden ve bu hareketiyle öngörülebilir zararlı neticeye sebep olan kişinin taksirle işlenen suçlara ilişkin cezai sorumluluğu benimsenmiş, fakat taksirden söz edebilmek için de kanuni tarife uygun fiilin işlenebileceğinin öngörülme imkânının mevcut olması aranmıştır.

Bilindiği üzere, failin iradesi kasten işlenen suçlarda neticeye, taksirli suçlarda ise harekete yöneliktir. Gerek kanun tarafından konulan, gerekse ortak deneyimler ürünü olan kurallara iradi olarak riayetsizlik suretiyle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı takdirde, bir takım zararlı neticelerin doğabileceği öngörülebiliyorsa taksir söz konusu olacaktır. Yapılan hareketin neticesi ortak tecrübeye göre öngörülemiyorsa ve hukuken de böyle bir yükümlülük getirilmemişse, taksirli hareketten söz edilemeyecek, “kaza” ya da “tesadüf” olarak adlandırılan bu hâl nedeniyle cezai sorumluluk gündeme gelmeyecektir.

Diğer bir anlatımla; taksirli suçlarda da, gerek icrai hareketin gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.

Öğretide, sonucun öngörülebilirliğinin, failin içinde bulunduğu sosyal çevre, mensup olduğu meslek, eğitim durumu, ortak tecrübe, bilgi düzeyi ve failin kişisel özellikleri dikkate alınarak saptanması gerektiği, öngörülebilir sonucun, fiilen meydana gelen sonuç olmayıp failin yaptığı iradi hareketin neden olabileceği benzer sonuçlar olduğu, fiilen oluşan sonucun sadece genel olarak öngörülebilir olması taksirin varlığı için yeterli olup sonucun bütün inceliklerinin öngörülmesine gerek bulunmadığı yönünde görüşler ileri sürülmüştür. (Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınları, 8. Bası, …, 2012, s. 358 vd.; Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayımcılık, 3. Bası, …, 2013, s. 277; Mahmut Koca – İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınları, 6. Bası, …, 2013, s.219.)

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın hissedarı olduğu büyükbaş hayvanı, kendi bahçesinde tanık …’ın soruşturma aşamasındaki beyanında bahsedildiği üzere; boynunda ip olduğu ancak hayvanın bağsız bir şekilde bahçe içerisinde başıboş şekilde dolaştığı ve bahçenin tel örgüsünü devirip kaçtığı olayda, büyükbaş hayvanın tehlikeli olduğunu bilecek ve öngörecek yaşta olan (olay anında 30 yaşında) sanığın yeterli dikkat ve özeni göstermeyerek, büyükbaş hayvanı bahçe içerisinde bağsız şekilde muhafaza etmesi sebebiyle gerçekleşen neticenin meydana geldiği anlaşılan somut olayda, atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu gözetilmeksizin, sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş olup, katılanlar vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 13.01.2016 tarihli ve 2015/99 Esas, 2016/5 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.04.2023 tarihinde karar verildi.