Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4608 E. 2023/629 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4608
KARAR NO : 2023/629
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2016 tarihli, 2015/458 Esas, 2016/43 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 24.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.09.2020 havale tarihli ve 2016/131775 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Ceza miktarının az olduğuna

2.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna

İlişkindir.

B.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde hüküm kurulduğuna,

2.Sanığın kusuru bulunmadığına,

3.Hükmedilen adli para cezasının fahiş olduğuna, sanığın ödeme gücü olmadığına,

4.Maddi ve manevi zararın sanık tarafından giderildiği ve yasal şartları oluşmasına rağmen 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
Mağdur …’ün suç tarihinde İbrahim Hoşgör İ.Ö.O’nun 1-C sınıfı öğrencisi olduğu, 23 Nisan Şenlikleri kapsamında yürüyüş amacı ile kortejin içinde bulunan mağdurun yolun sağ tarafından sol tarafına doğru çıktığı sırada sanığın aracı ile kendisine göre yolun sağ tarafından yürüyen öğrencilere yandan kontrollü şekilde geçmesi gerekirken bu kurallara riyaet etmeyerek karşıdan karşıya geçmeye çalışan mağdura çarpmak suretiyle ölümüne yol açtığı, 24.06.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre sanığın dikkatsiz ve özensiz davranması nedeni ile kusurlu olduğunun belirtildiği, olayın oluş şekli dikkate alındığında adli tıp kurumunun usul ve kanuna uygun olduğu, sanığın söz konusu eylemde asli kusurlu olduğunun anlaşılması karşısında sübut bulan müsnet suçtan sevk maddeleri gereğince alt sınırdan ayrılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2…. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 23.04.2015 tarihli raporda, …’ün trafik kazası sonucu kafa ve göğüs travması sonucu solunum yetmezliği nedeniyle öldüğü tespit edilmiştir.

3.Kaza tespit tutanağında, 23.04.2015 günü, gündüz vakti, yağmurlu havada, meskun mahalde, sanığın sevk ve idaresindeki kamyonetle iki yönlü zemin ıslak caddede seyri sırasında, 23 Nisan etkinlikleri için kortej halinde önünde yolun sağ kısmından öğretmenleriyle yürüyen öğrencilerin yanından yolun sol şeridinin boş olmasını değerlendirerek geçmek istediği esnada kortej içinden yolun sol kısmına doğru birden hareket eden çocuğu farkedemeyerek aracının sağ ön çamurluk kısmıyla hafif vurarak yine sağ ön lastiğiyle çocuğun üzerinden geçmek suretiyle yayaya çarpması şeklinde meydana gelen olayda, sürücü …’ın Karayolları Trafik Kanunu’nun 77 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca bir yetkili veya görevli yönetimindeki yürüyüş kolları arasından geçmek ve 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak kusurunu işlediği, mağdur çocuk …’ün ise yolun kontrolünü sağlayamayacak yaşta olmasına rağmen 68 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca yaya yollarında geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde trafiği tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmak kuralını ihlal ettiği belirlenmiştir.

4.23.04.2015 tarihinde polis memurları tarafından düzenlenen tutanakta, kortejin trafik güvenliğini sağlamak üzere yaya vaziyette korteje eşlik edilmesi için ivedi olarak çıkış yapıldığında Lise civarında yolun sağ tarafında kaldırım hizasında ilerlemekte olan kortejdeki öğrencilere yetişmek üzere otobüsle olay yerine kortejin arka kısmına geldiklerinde otobüsün içinde bulundukları sırada kortejde bulunan kız çocuğunun aniden beyaz renkli arabaya doğru koşmaya başlaması üzerine kazanın meydana geldiğini gördüklerini belirtmişlerdir.

5…. Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 24.06.2015 tarihli raporda kusur dağılımı;

“A)Şüpheli sürücü … yönetimindeki kamyonet ile seyrini mahal şartlarına uydurmadığı,yolun sağ kısmında kortej halinde yürüyen öğrencilerin yanından kontrollü şekilde geçmediği karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya …’e çarptığı olayda dikkatsiz ve özensiz davrandığından kusurludur.

B)Maktül yaya …’ün olay yerinde karşıdan karşıya geçişi sırasında yola gereken dikkatini vermesi, gelen vasıtalara dikkat edip araçlara ilk geçiş hakkını vermesi, gelen vasıtanın hız ve yakınlık durumunu dikkate alıp müsait ise geçişini yapması gerekir; küçük çocuğun gelen vasıtaları yeterince kontrol etmeden,yolun tam açık olduğuna emin olmadan,gelen vasıta yakınından yola girmiş olması,yaşı sebebiyle davranış faktörlerinin sonuç üzerine etken olmuştur.

C)Öğrenci korteji trafik güvenliğini sağlamak üzere görevlendirilen polis memurlarının olayda dikkatsiz ve özensiz davrandıklarından tali kusurludur.” şeklinde belirtilmiştir.

6.Sanık savunmasında, olay nedeniyle üzgün olduğunu ancak kusurlu olmadığını beraatini istediğini beyan etmiş olup hakkında lehe hükümlerin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.

7.Ölen …’ün anne ve babası olan … ile Seval Karaüç sanıktan şikayetçi olup davaya katılmalarına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, hükümde 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenlemeye yer verilmemesi bozma nedeni yapılmamıştır.

A.Tebliğname Yönünden
1.Kortejin güvenliğini sağlamakla görevli polis memurları hakkında zamanaşımı süresi içinde işlem yapılabileceği anlaşıldığından, tebliğnamedeki, … Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda, kortejin trafik güvenliğini sağlamak üzere görevlendirilen polis memurlarına tali kusur izafe edildiği, olay gün ve saati itibariyle 23 Nisan etkinlikleri çerçevesinde öğrenci kortejinin yürüyüşü sürecinde trafik güvenliğini sağlamakla yükümlü olan trafik polis memurları hakkında 4483 sayılı Yasada öngörülen prosedür işletilerek sonucuna göre dava açılmasına izin verildiği takdirde bu davayla birleştirilmesi sağlanarak sanığın hukuksal durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirkensanığın eksik kovuşturmayla cezalandırılması gerekçesiyle bozma öneren (1) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.

2.5237 sayılı Kanun’un 53 üncü fıkrasının altıncı fıkrasında yer alan ” Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca sürücü belgesinin geri alınmasının hakimin takdirinde olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki (3) numaralı bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Ceza Miktarının Az Olduğu Yönünden;
Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edildiği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Kararın Usul Ve Yasaya Aykırı olduğu Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

C.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Eksik İnceleme Ve Hatalı Değerlendirme Neticesinde Hüküm Kurulduğu Ve Sanığın Kusuru Bulunmadığı Yönünden
Olay ve olgular bölümünde belirtilen deliller ve incelenen dosya kapsamına göre, mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yapılmadığı sanığın meydana gelen olayda kusurlu olduğu anlaşıldığından kararda bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Hükmedilen Adli Para Cezasının Fahiş Olduğu ve Sanığın Ödeme Gücü Olmadığı Yönünden
(B-1) numaraları bentte açıklanan gerekçe ile hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

3.5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin Uygulanmamasının Usul Ve Yasaya Aykırı Olduğu Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin hükmedilen cezanın 2 yıl ve altı hapis cezası olması durumunda uygulanabileceği belirtildiğinden, mahkemece temel ceza 2 yıldan fazla olduğundan yasal imkan bulunmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

D. Yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür.

E. Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına ve ve adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket edilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (D) ve (E) bendlerinde açıklanan nedenle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2016 tarihli, 2015/458 Esas, 2016/43 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün üçüncü paragrafı çıkarılarak yerine “Sanığa verilen hapis cezasının sanığın sosyal ve ekonomik durumu ve şahsi halleri nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının 1215 tam gün olarak belirlenmesine, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri gözetilerek bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 24.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi ve hükmün altıncı paragrafından sonra gelmek üzere hükme “Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca yargılamada kendisini vekille temsil ettiren katılanlar lehine 1.800,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılanlara verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.03.2023 tarihinde karar verildi.