Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4678 E. 2023/75 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4678
KARAR NO : 2023/75
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
.
SUÇ : Taksirle öldürme
.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde ve halen yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 2.Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2015/503 Esas, 2016/54 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 nci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddenin üçüncü fıkrası ve 53 ncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 4 yıl hapis cezası ve sürücü belgesinin takdiren 1 yıl süre ile geçici olarak geri alınması ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.09.2020 tarihli ve 2016/149255 sayılı, katılanlar vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri;
Bilinçli taksirle hareket eden sanık hakkında daha fazla cezaya hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
Olaya ilişkin tanık, şüpheden uzak somut ve kesin bir delil bulunmamasına rağmen sanığın mahkumiyetine karar verildiğine;
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Olay tarihinde sanık ve ölenin birlikte alkol aldıkları, Marmaracık mahallesi D 100 -03 Karayolu Ulaş istikameti…. fabrikası önünde, akşam saatlerinden itibaren alkol almaya başlayıp devam eden sanık …’ın kullandığı ….plakalı aracın saat 02:30 sonrası yoldan çıkarak devrildiği ve araçta bulunan …’in olay sebebiyle vefat ettiği, maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir. Sanık kaza anında maktülün öldüğü otomobili kendisinin kullanmadığını, maktülün kullandığını savunmuş ise de; olay araştırma, CD çözümleme ve yakalama tutanağı içeriğine göre maktül ile en son birlikte olan kişinin sanık olduğunun tespitine kadar geçen sürede kolluk güçleri tarafından alınan beyanlarında ve maktül yakınları ile görüşmelerinde olaydan bahsetmemesi ve maktül ile birlikte olmadığı yönünde beyanlarda bulunması, olay yeri incelemesi sonucunda otomobil içerisinden elde edilen kan ve ter numuneleri üzerinde Adli Tıp Biyolojik İhtisas Dairesince yapılan inceleme sonucunda oto direksiyonu üzerinden alınan ter svapı örneği ile oto vites kenarı üzerinden alınan kan örneği ve sol hava yastığı üzerinden alınan kan örneğinin sanık ….’ın DNA profili ile uyumlu olduğu sağ hava yastığı (yolcu kısmında bulunan hava yastığı) üzerinden alınan kan örneği ile otonun ön konsol sağ orta havalandırma çıkışı yanından alınan kan örneğinin sanığın DNA profilinden farklı ve erkek cinsiyetli olduğunun belirlenmesi, olay yeri inceleme raporuna göre; kazanın yapıldığı aracın sağ ön kapısının açık olduğu, bu kapının su kanalı duvarına dayanmış olduğu, aracın açık olan sağ ön kapısından başı, vücudunun bir kısmı ve sağ kolu dışarı çıkmış vaziyette, sol ayağı otonun şöfor mahallinde sağ ayağı ön yolcu tarafında durur vaziyette maktülün cesedinin bulunduğu, bu tespite göre sanığın kaza anında aracı maktülün kullandığı yönündeki savunmasının tespitle uyuşmadığı, kaza anında taklalar attığına dair savunma ve tespit bulunmayan araçtaki sürücünün sol bacağı otonun şöfor mahallinde sağ bacağı ön yolcu koltuğunda o an yolcu bulunmasına rağmen sağ ön yolcu tarafına kaza sonrası herhangi bir müdahale ve biri tarafından aktarım olmaksızın geçmesinin hayatın olağan tecrübelerine göre mümkün olmadığı, ölü muayene ve otopsi tutanağına göre; maktülün kafasında travmaya ait kanama ve alında cilt kesisi tespit edildiği, kazanın yapıldığı araçla ilgili olay sonrası çekilen ve CD’ye kaydedilen fotoğraflardan dosyamıza çıktısı alınan bir kısım fotoğraflar ile de açıkça görüldüğü üzere aracın sağ ön tarafı yolcu koltuğunun ön kısmında, ön camın yolcu tarafında oturan bir yetişkinin başı ile çarpması sonucu oluşabilecek nitelikte camın parçalanmamış olarak kırıldığı, bu hususun otopsi de belirlenen maktülün alın kısmındaki yaralanmayı açıklar mahiyette olduğu, hemen olay sonrası çekilen fotoğraflarda aracın yolcu tarafındaki sağ ön kapısının tam açılamamakla birlikte sanığın vücut yapısı ve kilosu dikkate alındığında sanığın yapısındaki biri tarafından aracın sağ kapısından yolcunun çıkmasına olanak verecek derecede açılabildiği, sanığın savunmasında ileri sürdüğü gibi açılamayacak şekilde olmadığı, yolcu tarafında ön camdaki çatlak ve kırığın mahiyeti üzerinde camın kırıldığı yerde görülen saç kalıntıları karşısında sanığın savunmasının suçtan ve sonucunda ortaya çıkacak cezai sorumluluktan kurtulmaya yönelik olduğu, oluş ve maddi kanıtlar ile çeliştiği, bu kapsamda taksirle öldürme suçunu işlediği anlaşılmakla, buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.
2. Sanığın aşamalardaki beyanlarında, kaza anında aracı kendisinin kullanmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır.
3. Ölenin babası katılan … ve ölenin eşi katılan …’in aşamalarda sanık hakkında şikayetçi oldukları, uzlaşmayı kabul etmedikleri ve katılma talebinde bulundukları görülmüştür.
4.Tanık … mahkemedeki beyanında; kazadan sonra cenaze işlemleri sırasında eve gelen sanıktan olay sırasında ölen kardeşi ile birlikte olup olmadığını sorduğunda birlikte olmadığını iskeleden düştüğünü söylediğini belirtmiştir.
5. Tanık Fırat Çarboğa mahkemedeki beyanında; olaydan iki gün sonra sanık ile görüştüğünde o gün emniyete çağrıldığını, serbest kaldıktan sonra birlikte çıktığını, …’da bir kahvehanede çay içerken kendisine olay gecesi maktül ile beraber önce Marmaracık girişinde birahanede alkol aldıklarını, sonra …’ya gelip Hıdırağa Mahallesinde uyuşturucu hap alıp, … Eski Sanayinin içerisinde hacının yeri olarak anılan yerde alkol almaya devam ettiklerini, orası kapanınca alkol içmeye devam etmek isteyip Ulaş mevkiinde geç vakte kadar açık olan tekel büfesine alkol almak üzere giderken kaza yaptıklarını, kaza sırasında aracı Yasin’in kendisinin kullandığını şartlarının aslında eşit olduğunu her ikisine de hava yastıklarının açıldığını söylediği, ayrıca eve gittikten sonra tekrar geri döndüğünü telefonunu araçta aradığını, maktülü sürücü koltuğuna oturtmaya çalıştığını, hatta camın çatladığını fakat kırılmadığını keşke cama da bir tekme atıp kırsaydım oradan DNA örneklerimi alabilirler” dediğini beyan etmiştir.
6. Kaza yapan araçtan alınan örnekler ve sanıktan alınan örnekler üzerinde kriminal inceleme neticesinde Adli Tıp Biyoloji İhtisas Dairesinden alınan 15/06/2015 tarih ve 1788 sayılı raporda araçtan alınan “Oto vitesi kenarında alınan kan örneği (Bulgu 3), Oto direksiyonu üzerinde alınan ter svabı örneği (Bulgu 4), Oto el freni üzerinde alınan ter svabı örneği (Bulgu 5, Bulgu 6) sağ hava yastığı üzerinden alınan kan örneği (Bulgu 7), sol hava yastığı üzerinden alınan kan örneği (Bulgu 8), otonun ön konsol sağ orta havalandırma çıkışı yanından alınan kan örneği (Bulgu 9), üzerinde yapılan incelemelerde, 7 ve 9 numaralı bulgulardaki DNA örneğinin …’ın DNA profilinden farklı ve erkek cinsiyetli birine ait olduğu, 3, 4 ve 8 numaralı bulgulardaki bulguların …’a ait olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
7. Sanığın güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A.Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edildiği anlaşılmış olup, bilinçli taksirle hareket eden sanığın cezasında uygulanan artırım oranı yeterli görülmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin ulaşılan delillerle uyumlu olarak belirlendiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2.Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2015/503 Esas, 2016/54 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.01.2023 tarihinde karar verildi.