Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4767 E. 2023/697 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4767
KARAR NO : 2023/697
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2015 tarihli ve 2015/26 Esas, 2015/572 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 nci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince neticeten 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl süre ehliyetinin geri alınmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası Yargıtay Başsavcılığınca tanzim olunan 29.09.2020 tarihli, 2016/79192 sayılı hükmün onanması görüşünü içeren tebliğname ile daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A.Katılan vekilinin temyiz istemi;
Hükmün usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerektiğine ilişkindir.

B.Sanık Müdafiinin temyiz istemi;
1.Kusur tespitinin hatalı olduğuna,

2.Ceza miktarının fazla olduğuna,

3.Hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerektiğine,

4. Sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. Olay günü saat 22.40 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki araçla meskun mahalde, iki yönlü, iki şeritli, asfalt kaplama, düz, eğimsiz, köy yolunda seyir halindeyken yolun sağından aynı istikamete yürüyen yayalar … ve …’ye çarptığı, kaza nedeniyle …’nün öldüğü, …’nün hayati tehlike geçirecek, duyularından ve ya organlarından birinin işlevini sürekli yitirilmesine (dalak rüptürü) 3. derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde mahkemece sanık ile yayaların eşit kusurlu olduğu kabul ve tespit edilmiş, kazadan yaklaşık 1 saat 24 dakika sonra saat 01.04 sıralarında alınan doktor raporuna göre 229,7 promil alkollü olduğu tespit edilen sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmıştır.

2. Sanık savunmasında seyir halindeyken son anda yayaları farkettiğini, duramadığını, yayaların üzerinde koyu renk giysiler olduğunu, yayaların yolun ortasına yakın seyrettiğini, olay anında aydınlatma olmadığını beyan etmiştir.

3. Katılan sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.

4. Kaza tespit tutanağında sanığın “aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliği ile görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamakla” ; yayalar … ve …’nün de “her iki tarafta da yaya yolu ve banket bulunmayan ve kullanılır durumda olmayan iki yönlü trafiğin kullanıldığı karayollarında taşıt yolunun sol kenarını izlememekle” kural ihlali yaptığı kanaati belirtilmiştir.

5…. Adli Tıp Grup Başkanlığı … Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı 55753286-101.02-15/3450-1738 sayılı, 03/04/2015 tarihli raporunda;
”Sanık sürücü …, köy yolunda gece vakti alkollü vaziyetteki seyrini, kullandığı aracın ve mahallin özelliklerini gözetmeden tedbir alma fırsatını ortadan kaldıracak şekilde görüş mesafesine uygun olmayan hızla sürdürmesi sonucu, olay yeri kesimde yolun sağ tarafından aynı yöne doğru yürüdüklerini görmediği yayalara çarptığı olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı bu hareketleriyle”
”Yayalar; müteveffa … ile …; yürüdükleri taraftaki banketi çamurlu ve balçıklı olmasıyla kullanılır durumda olmayan iki yönlü yolun gelen araçları karşılarına alacak şekilde sol tarafındaki banketinden yürümeyip, çarpıldıkları yer dikkate alındığında, çamurlu ve balçıklı banket yanından taşıt yolu içerisinden gelen araçları göremeyecek şekilde sırtı araçlara dönük olarak yürüdükleri sırada, arkadan gelen sanık sürücü … yönetimindeki otomobil tarafından çarpıldıkları olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı bu hareketleri nedeniyle” eşdeğer oranda kusurlu görülmüşlerdir.

6. … Devlet Hastanesinin 15.01.2015 tarihli 60190804-89 sayılı raporunda …’nün yaralanmasının hayati tehlike geçirecek, duyularından ve ya organlarından birinin işlevini sürekli yitirilmesine (dalak rüptürü) 3. derece kemik kırığı oluşacak şekilde olduğu bildirilmiştir.

7. Otopsi raporunun, olay yeri inceleme raporunun, olay yerini gösterir kamera çekimi ile olay yeri ve kazalı aracın fotografların cd içerinde dosyada olduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yerel mahkemenin oluş ve kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

A-Katılan vekilinin kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz istemi yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık müdafiinin temyiz istemi;
1.Kusur tespitinin hatalı olduğu, ceza miktarının fazla olduğu yönünden:
Kaza tespit tutanağı, hükme esas alınan ATK raporunun oluş ve dosya kapsamının birbiri ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak eşit kusurlu olarak bir kişinin ölümüne, bir kişinin hayati tehlike geçirecek, duyularından ve ya organlarından birinin işlevini sürekli yitirilmesine (dalak rüptürü) 3. derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından hükümde bu yönler itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmaması gerektiği, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerektiği yönünden:
Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 100 promilden fazla alkol miktarı güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağından, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edildiği, bu itibarla sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasında,

5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezasının ertelenebileceği düzenlenmiş olup; sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza olan iki yılın üzerinde olduğundan ertelenemeyeceği, bilinçli taksirle işlendiğinden 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi gereği adli para cezasına çevrilemeyeceği, cezanın süresi ve katılanın zararının giderilmemiş olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılamayacağı anlaşıldığından hükümde bu yönler itibariyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2015 tarihli ve 2015/26 Esas, 2015/572 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.03.2023 tarihinde karar verildi.