Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4791 E. 2023/1916 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4791
KARAR NO : 2023/1916
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2013/472 Esas, 2015/646 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan, sanık … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 14.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süreyle ehliyetin geçici olarak el konulmasına, sanık … hakkında ise 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 12.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.09.2020 tarihli ve 2022/3936 sayılı uygulama maddesi 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrasının, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının gösterilmemesinin, 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırılık yarattığının, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığının mahkemenin kabulünde olmasına karşın hüküm fıkrasında ”suçu bilinçli taksir ile işlediği anlaşılmakla” ibaresine yer verilerek hükümde karışıklığa neden olunmasının hukuka aykırı olduğunu, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesinin 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına uygun olmadığının, sanık … hakkında verilen sonuç adli para cezasında hesap hatası yapılarak 12.100 TL yerine 12.000 TL’ye hükmedilmesinin isabetsiz bulunduğunu, katılanlar lehine tayin olunan vekalet ücretinin sanıklardan tahsil yönteminin bildirilmemesinin ve yargılama giderlerin sanıklardan eşit olarak tahsilinin yasaya aykırı olduğundan bahisle anılan hususların düzeltilerek onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A)Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine,

2. 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B) Sanık …’ın Temyiz Sebepleri
1. Olayın meydana gelmesinde etken davranışın olmadığına,

2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

C) Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

2. Müvekkilinin kazanın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığına,

3. Hükmedilen ceza miktarının isabetsiz olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. Mahkemece, ”Dosya kapsamında yapılan yargılamada yukarıdaki delillerinin tümü birlikte değerlendirildiğinde; sanık … sevk ve idaresindeki . plaka sayılı kamyonet ile sanık …’nin sevk ve idaresindeki . sayılı kamyonet ile … ilçesinden TEM otoyol bağlantı yolunu kullanarak . mahallesine seyir halinde iken, kavşağa geldiğinde, sanık …’in sol taraftaki .Caddesine dönüş yapmak istediği sırada geriden gelen ve düz seyir halinde olan sanık … yönetimindeki kamyonet ile çarpıştığı, çarpmanın etkisi ile savrulan . sayılı kamyonetin gidiş istikametine göre sol tarafta bulunan ve ana yola giriş yapmak isteyen maktulün içinde bulunduğu .plaka sayılı kamyonete sağ yan kısmından çarpması sonucu maktulün ölümüyle sonuçlanan olayda, … ilçesinden TEM otoyol bağlantı yolunu kullanarak Hasanpaşa Mahallesinde sanık …’in sevk ve idaresinde . plaka sayılı fiat marka kamyonetin sola dönüş yaptığı esnada yeterli mesafeden dönüş için sinyal vermediği, geriden gelen trafiği kontrol altında bulundurup geniş açı ile tehlike yaratmayarak sola dönmesi gerekirken dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davrandığı, sanık …’ın olay yerinde seyiri sırasında dönüş levhasının bulunduğu sola bağlı bağlantı yolu bulunduğu halde önceki aracın sola dönüş yapacağını dikkate almayarak ve ikazda bulunup hızını azaltarak kontrollü şekilde seyir etmesi gerekirken hatalı olarak kavsak olan mahalde önünde seyreden aracı sollayarak yol özelliklerini dikkate almayarak sanık …’e ait araca çarptığı, o sırada tali yol kavşağında beklemekte olan ve gidiş istikametine göre sol tarafta bulunan ve anayola giriş yapmak isteyen içinde maktulünde bulunduğu . plaka sayılı kamyonete sağ yan kısmından çarptığı, sanıkların kazanın meydana gelmesinde kusurlu oldukları, maktulün kaza sonucu ölmesine sebebiyet verdikleri, dosyada mevcut Trafik ihtisas dairesinin 05/11/2013 tarih, 8145 sayılı ve Trafik İhtisas Dairesinin 05/03/2015 tarih 2386 sayılı bilirkişi raporlarının olayın oluşuna uygun olduğu, sanık …’ın asli kusurlu, sanık …’in ise tali kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.

Her ne kadar sanıklar savunmalarında kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadıkları savunmuşlarsa da, kaza tespit tutanağı, kaza anında çekilen fotoğraflar, keşif, bilirkişi incelemesi, ATK raporu, ölü muayene otopsi raporu, sanıkların savunmaları nazara alınarak sanıkların bilinçli taksirle hareket ettiklerine dair delil elde edilememiş ancak sanıkların taksirle maktulün ölümüne sebep oldukları anlaşılmış, sanık … kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, bu sanığın taksirinin yoğunluğu, olayın oluş şekli uyarınca bu sanık yönünden alt sınırdan uzaklaşılmış, sanık …’nin taksirinin derecesi dikkate alınarak takdiren teşdiden 2 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmiş ancak sanık …’in tali kusurlu olduğu anlaşıldığından, bu sanık bakımından taksirle ölüme neden olma suçundan takdiren alt sınırdan ceza tayin edilmiştir.

Kaza sonrası ölümün vuku bulması ölenin mirasçılarından oluşan katılanların zararın tazmin edilmediğine ilişkin beyanları, hükmün açıklanmasının geri bırakılması durumunda yakınlarını kaybeden katılanların aynı acıyı yeniden yaşayacaklarına dair mahkememizde kanaat oluşması, öte yandan zararın giderilmediği, bu nedenle sanıklar hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak sanıkların kişiliği, sosyal ekonomik durumları, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre, sanıklar hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı cezalarının TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca takdiren adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir.

Kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olan sanık …’nin taksirinin yoğunluğu, olayın meydana geliş şekli uyarınca TCK’nın 53/6. maddesi uyarınca sanığın trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet nedeniyle takdiren 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmiştir.”

Biçimindeki gerekçe ile sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2. Sanık … aşamalardaki beyanında, kendisinin sol şeritte ilerlerken, sürücü …’in idaresindeki aracıyla aniden önüne çıkarak, geçiş istikametini kapattığını, kendisine korna çalarak ikaz etmesine karşın çarpışmayı önleyemediğini, kendisinin kusuru olmadığını ileri sürmüştür.

3. Sanık … aşamalardaki beyanında, olay yerine geldiğinde sola sinyalini verip, hızını azaltarak, yolu ortaladığı esnada, dikiz aynasından arkaya baktığında arkadan gelen kimsenin olmadığını, manevraya devam ettiği sırada sanık …’ın, çok hızlı şekilde gelmesinden dolayı kazanın gerçekleştiğini bildirmiştir.

4.19.04.2013 tarihli ölü muayene tutanağında,
”…Maktül …’nın ölüm sebebinin kafa ve göğüs travmasına bağlı olarak gerçekleştiği anlaşılmakla, ölüm sebebinin kesin olduğu bundan dolayı üzerinde klasik otopsi yapılmasına gerek olmadığı…”

Denilmektedir.

5. Olay tarihli kaza tespit tutanağında, sanık …’ın idaresindeki aracı ile önünde giden aracı güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek kuralını ihlal ettiğinden tam kusurlu olduğu, mahkemece keşif üzerine aldırılan polis memuru bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda, sanık …’ın geçmenin yasak olduğu yerlerden geçmek kusurunu işlediğinden asli kusurlu, sanık …’in sola dönüş kurallarına riayet etmemekten tali kusurlu olduğu, yargılama aşamasında aldırılan 05.11.2013 tarihli ve 06.03.2015 tarihli … Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporlarında, sanık …’in sola dönüş kurallarına riayet etmek kuralını işlediğinden tali kusurlu, sanık …’ın ise dikkatini yola vermediği, hızını mevcut trafik işaret levhalarını da dikkate alarak tedbir alabilecek düzeye düşürüp kontrollü şekilde seyrine özen göstermediği ve olay yeri kavşak mahallinde önünde dönüş yapmaya çalışan aracın solundan sollayarak geçiş yapmaya çalıştığı gözetildiğinde anılan davranışlarıyla asli kusurlu olarak olaya sebebiyet verdikleri saptanmıştır.

IV. GEREKÇE
A)Tebliğname Yönünden
1. Meydana gelen olayda sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi sırasında, hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,

2. Bilinçli taksir koşulları oluşmadığı mahkemenin de kabulünde olmakla birlikte hükmün A-2 ve B-2 bentlerinde ”suçu bilinçli taksir ile işlediği anlaşılmakla” ifadesiyle hükümde karışıklık oluşturulması,

3. Sanıklar hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,

4. Sanıklar hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket edilmesi,

5. Sanık … hakkında tayin olunan 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adli para cezasına çevrilmesi sırasında hesap hatası yapılarak sonuç adli para cezasının 14.100 TL yerine 14.000 TL şeklinde belirlenerek eksik ceza tayini yapılması,

6. Sanık … hakkında tayin olunan 1 yıl 8 ay hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adli para cezasına çevrilmesi sırasında hesap hatası yapılarak sonuç adli para cezasının 12.100 TL yerine 12.000 TL şeklinde belirlenerek eksik ceza tayini yapılması,

7. Katılanlar lehine tayin olunan vekalet ücretinin, sanıklardan ne şekilde tahsil edileceği ve katılanlara ne şekilde verileceğinin kararda yazılmayarak karışıklığa neden olunması,

8. Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin “eşit oranda” tahsiline karar verilmesi,

Hukuka aykırı bulunmuşsa da, söz konusu aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.

B) Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca somut olayda bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek koşullarının bulunmadığı gözetildiğinde bu husustaki temyiz sebebi reddolunmuştur.

2. 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılmasının gerektiği, mahkemenin bu hususları dikkate alarak takdir hakkını kullandığı gözetildiğinde bu hususta uygunsuzluk olmadığı anlaşılmıştır.

C)Sanık …’ın Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sanık …’ın idaresindeki kamyonetle, meskun mahalde, gündüz vakti, iki yönlü, asfalt kaplama bağlantı yolunda seyrederken, olay mahalli üç yönlü kontrolsüz kavşağa geldiğinde, önündeki aracı sollamaya çıktığı esnada, aracının ön kısımlarıyla, sağ şeritten, gidiş yönüne göre solda bulunan kavşağa dönüş yapmak için manevra yapan sanık …’in idaresindeki kamyonetin sol yan kısmına çarpmasıyla, çarpmanın etkisiyle savrularak bir kez de kavşak başında ana yola katılmak için beklemekte olan sürücü …’in idaresindeki kamyonetin sağ yan kısımlarına çarpmasıyla, bir kişinin ölümüyle sonuçlanan olayda, sanık …’ın önündeki aracı takip mesafesini korumayarak asli kusuruyla, sanık …’in ise dönüş yapmadan evvel, arka trafiği kontrol etmeksizin, sola manevra yapmak suretiyle tali kusuruyla neticeye sebep verdiklerinin anlaşılması karşısında mahkemenin kusur tayininde isabetsizlik görülmemiştir.

2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması için başka engeli bulunmayan sanık hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ”…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddî zarar olduğu, manevî zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddî zararın da hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi…” koşulunun yerine getirilmesi gerektiği ancak katılanların zararının giderilmediğini belirttiği, sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Mahkemece erteleme müessesesinin uygulanması yönünde takdir kullanılmadığı ve bu hususun mahkemenin takdirinde olduğunda gözetildiğinde sanığın temyiz istemi reddedilmiştir.

Ç)Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması için başka engeli bulunmayan sanık hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ”…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddî zarar olduğu, manevî zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddî zararın da hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi…” koşulunun yerine getirilmesi gerektiği ancak katılanların zararının giderilmediğini belirttiği, sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Mahkemece erteleme müessesesinin uygulanması yönünde takdir kullanılmadığı ve bu hususun mahkemenin takdirinde olduğunda gözetildiğinde sanık müdafiinin temyiz istemi reddedilmiştir.

3. Sanık …’in dönüş yapmadan evvel, arka trafiği kontrol etmeksizin, sola manevra yapmak suretiyle tali kusuruyla olaya sebep olduğunun anlaşılması karşısında mahkemenin kusur tayininde isabetsizlik görülmemiştir.

4. Sanığın tali kusurlu olarak bir kişinin ölümüne sebebiyet verdiği olayda suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alındığında mahkemece hükmedilen ceza tayini yerinde bulunduğundan sanık müdafiinin bu husustaki temyiz istemi reddedilmiştir.

V. KARAR
A) Sanık …’in Mahkumiyet Kararı Hakkında
Gerekçe bölümünde A kısmında açıklanan nedenle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2013/472 Esas, 2015/646 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği,

1. Hükmün A kısmında, birinci fıkrada ”teşdiden” ibaresinden sonra gelmek üzere ”5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince” ibaresinin eklenmesi,

2. Hükmün A kısmında ikinci fıkrada ”işlediği” ibaresinin kaldırılarak yerine ”işlemediği” ibaresinin eklenmesi,

3. Hükmün A kısmında, beşinci fıkranın kaldırılarak yerine ”Sanığa verilen 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasının sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince adli para cezasına çevrilmesine; 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 705 tam gün olarak belirlenmesine; 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 14100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin yerleştirilmesi,

B) Sanık …’ın Mahkumiyet Kararı Hakkında
1. Hükmün B kısmında, birinci fıkrada ”alt sınırdan” ibaresinden sonra gelmek üzere ”5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince” ibaresinin eklenmesi,

2. Hükmün B kısmında ikinci fıkrada ”işlediği” ibaresinin kaldırılarak yerine ”işlemediği” ibaresinin eklenmesi,

3. Hükmün B kısmında, beşinci fıkranın kaldırılarak yerine ”Sanığa verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 50 inci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle 50 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi gereğince adli para cezasına çevrilmesine; 5237 sayılı Kanun’un 52 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 605 tam gün olarak belirlenmesine;5237 sayılı Kanun’un 52 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 12.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin yerleştirilmesi,

4. Hükmün C fıkrasında ”sanıklardan” ibaresinden sonra ”eşit olarak” ibaresinin eklenmesi,

5. Hükmün E fıkrasında ”eşit olarak” ibaresinin kaldırılarak yerine ”her bir için sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine” ibaresinin eklenmesi,

suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.05.2023 tarihinde karar verildi.